(213 S. K. m. 352) (5520 S. K. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, 2007/10-12. dönemi kurum geçici vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeni ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 352/1-1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılan davanın; davacının ana sözleşmesi 5520 sayılı Kanun'un 4/k maddesinde belirtilen şartları taşıdığından, sadece bu şartlara fiilen uyulmaması durumunda muafiyeti kaybedeceği, yukarıda bahsi geçen vergi tekniği raporunda 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarında yaptığı işlemler nedeniyle muafiyet şartlarını kaybettiği belirtilmiş ise de, bu satışlar sonrası kazanç "fon hesabı"na aktarılmış ve bu gelirlerle kooperatifin amacı doğrultusunda yeni alımlar gerçekleştirilmiş, diğer bir deyişle; kazancın ortaklara dağıtımı ya da buna benzer başka bir amaçla kullanımı söz konusu olmadığı, dolayısıyla, burada davacının hukuken kurumlar vergisi muafiyet şartlarını kaybettiği söylenemeyeceği, aksinin kabulü, kooperatif bünyesinde tutulmaması gereken araç ya da taşınmazların zararına da olsa uhdesinde kalmasını ya da bir şekilde ortaklara devrini netice verir ki, hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarının ihlali yönünde tereddüte meydan vermeyecek şekilde somut bir tespit bulunmadığından, beyanname verme yükümlülüğü de söz konusu olmadığı, bu durumda, dava konusu özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 3. Vergi Mahkemesi Hakimliği’nin 26/03/2013 tarih ve E:2012/3022, K:2013/788 sayılı kararına davalı idarece itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı, dava konusu işlemde ise hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Kurulunca dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; “Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; itiraza konu kararda 2577 sayılı Yasa’nın 49.maddesinde sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın reddine, itiraza konu kararın onanmasına, itiraz aşamasında yapılan 24,00-TL yargılama giderinin itiraz eden üzerinde bırakılmasına, tebligat gideri için alman avanstan kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)