(2577 S. K. m. 12, 16) (15. DD. 25.06.2015 T. 2013/6275 E. 2015/4430 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından; Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Adana 10. Tanker Üs Komutanlığı'nda subay olarak görev yapmakta iken, disiplinsizlik ve ahlakî durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin 19/03/2014 tarih ve 2014/06-59 sayılı işlemin Adana 2. İdare Mahkemesi'nin E:2018/156, K:2018/204 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bahisle ilişik kesme işlemi nedeniyle uğramış olduğunu iddia ettiği 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi ile ilişkin kesme işlemiyle uğramış olduğu ve bu işlemin iptali nedeniyle tarafına yapılan ödemelerin eksik ve hatalı olduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ilişik kesme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacı tarafından ilişkin kesme işlemiyle ve bu işlemin iptali nedeniyle tarafına yapılan ödemelerin eksik ve hatalı olduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat istemi yönünden: uyuşmazlıkta; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin 19/03/2014 tarih ve 2014/06-59 sayılı işlemin hukuka aykırı bulunarak Mahkemeleri kararıyla iptal edilmesi üzerine, davacı tarafa arada geçen süre içerisinde maaşından eksik ödenen ücretlerin ödenmesi gerektiği, nitekim hukuka aykırılığı tespit edilen işlemin tüm sonuçları ile ortadan kaldırılması gerektiği, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle görevine devam edemeyen davacının derece ve rütbe ilerlemesi yapılmamasına yönelik külfete katlanmasının beklenemeyeceği, nitekim davacı hakkında hukuka aykırı işlem tesis edilmeseydi davacının görevine devam ederek derece ve rütbe ilerlemesinin yapılacak olduğu, bu nedenle hukuka aykırılığı Mahkeme kararıyla tespit edilen ilişik kesme işlemi olmasaydı davacının emsali bulunan derece ve rütbedeki personelin almış olduğu maaş ve sabit ek ödemeleri arasındaki farkın davacı tarafa ödenmesi gerektiğinden, Mahkemelerinin 26/02/2019 tarihli ara kararıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, hesap bilirkişisi Av. ....... tarafından tanzim edilen 13/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından dosyaya sunulan 09/01/2017 tarihli ....... hesabına gönderilen 38.000 Euro'luk dekontun hangi amaçla ödeme yapıldığına ilişkin açıklama ve belge olmadığından dikkate alınmayacağı belirtilerek, ilişik kesildiği dönemde elde ettiği kazancın mahsubu işlemin herhangi bir hatanın olmadığı tespiti ile birlikte davacının ilişik kesme işleminden sonra görevine devam etse idi (rütbe ve derece ilerlemeleri yapılmış olarak) kendisine yapılan maaş ve sabit ödemeler ile kurumca yapılan ödeme miktarı arasındaki farkın 60.934,79 TL asıl alacak, 8.608,46 TL geç ödemeden kaynaklı faiz alacak hakkı olduğunun tespit edildiği belirtilmiş, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporlarına yapılan itirazların yerinde görülmediği ve söz konusu raporun Mahkemelerince hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, 2577 sayılı Kanunun 1/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 4. maddesiyle değişik 16/4. maddesinde; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/04/2013-6459 S.K./4. md) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verilmiş olup davacı vekili tarafından Mahkeme kayıtlarına 19/06/2019 tarihinde giren dilekçe ile ıslah talebinde bulunulduğu görülmüş olup davacı için yasal faizi ile birlikte toplam 69.543,25-TL maddi zararın tazmini istenildiği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklandığı üzere idarece hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maaş alacağı ve sabit tazminat alacakları farkının 60.934,79 TL asıl alacak, 8.608,46 TL geç ödemeden kaynaklı faiz alacak hakkı olmak üzere toplam 69.543,25-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği; davacı tarafından ilişik kesme işlemi nedeniyle uğramış olduğunu iddia ettiği 40.000,00 TL manevi zarar istemi yönünden: manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerektiği, manevi zararın tazminine hükmedilirken, ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin eylem veya işleminin hukuka aykırılığının ağırlığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerektiği, Danıştay'ın 15. Dairesi'nin 25.06.2015 tarih ve E.2013/6275, K.2015/4430 sayılı kararında da belirtildiği gibi manevi tazminat, evrensel hukukta eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuru da ön plana alındığı, gelişen hukuktaki bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde, tatmin olma duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini de ortaya koymakta ve vücut bütünlüğü yanında ruh sağlığını da içeren kişi haklarının önemini vurguladığı, manevi tazmin ile amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek değil, hizmet kusuruyla zarar veren idareyi, gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkili biçimde uyardığı, bu bağlamda olayın özetlenen süreci, davacının Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesilmesine neden olarak gösterilen olguların yaratmış olduğu etkiler ile davacının kişilik haklarının ihlal edilmek suretiyle kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin işlem sonucunda yaşamış olduğu sürecin de göz önüne alınarak manevi tazminat takdir edilmesi de gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta; kamu görevinden çıkartılma gibi ağır bir müeyyide ile cezalandırılan davacının, hukuka aykırılığı sabit olan işlem nedeniyle duyduğu elem ve ızdırab hususları göz önünde bulundurulduğunda davacının manevi tazminat talebinin tamamı olan 40.000,00 TL'nin kabulünün Mahkemelerince uygun görüldüğü, öte yandan davacı tarafından manevi tazminat istemi yönünden gerek dava dilekçesinde gerekse de ıslah dilekçesinde faiz isteminde bulunmadığından, manevi tazminata ilişkin olarak faiz işletilmesi yönünden hüküm kurulmadığı; davacı tarafından maddi tazminat istemine ilişkin olarak ilişik kesme işleminden itibaren işleyecek yasal faiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. Maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir işleme karşı öncelikle iptal davası sonrasında tam yargı davası açabileceği düzenlendiği, tam yargı davası öncesinde idareye başvuruda bulunabileceği, başvuruda bulunulması halinde başvuru tarihinden itibaren, başvuruda bulunulmadan dava açılması halinde de dava açma tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği, 2577 sayılı Kanunda, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği, diğer yandan faiz, asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte bir hak olup kişilerin hak etmiş oldukları alacakları zamanında alamamaları nedeniyle söz konusu paradan mahrum kaldığı süreye ve belli bir orana bağlı olarak hesaplanan bir karşılık olduğundan faiz alacağına ikinci kez faiz işletilmesi de mümkün bulunmadığı, bu hükümler çerçevesinde maddi zarar yönünden 1.000,00 TL maddi tazminatın dava açma tarihi olan (dilekçe ret kararı öncesinde) 14/05/2018 tarihinden, ıslah sonucu arttırılan 59.934,79 TL maddi tazminatın ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 24/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, 8.608,46 TL geç ödemeden kaynaklı faiz alacak hakkına ilişkin olarak ise faiz alacağının asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte bir hak olduğu ve faiz alacağına ikinci kez faiz işletilmesinin mümkün olmadığından, 8.608,46 TL'ye faiz işletilmemesi gerektiği gerekçesiyle Adana 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davacı tarafın manevi tazminat isteminin kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacı tarafın maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın dava açma tarihi olan 14/05/2018 tarihinden, ıslah sonucu arttırılan 59.934,79 TL maddi tazminatın ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 24/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, 8.608,46 TL geç ödemeden kaynaklı faiz alacağının da davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin 17/09/2019 tarih ve E:2018/723, K:2019/745 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; dava konusu işlemin tüm yönleriyle hukuka uygun olduğu, yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Başvuruya konu mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 94,50.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesi'nce davalı idareye iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02/04/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)