(213 S. K. m. 355) (2577 S. K. m. 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, 2008/takvim yılı beyannamelerinin elektronik ortamda verilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı hakkında düzenlenen 24.08.2010 gün ve VDENR-2010-2201/33 sayılı vergi tekniği raporunda, davacının sadece ortaklarla is yapma şartı ana sözleşmesinde bulunduğu halde fiilen bu kurala uyulmadığı, mükellef kurumun iştirak ettiği şirketler nedeniyle 01.01.2005 tarihinden itibaren, arsa satısı nedeniyle 31.10.2007 tarihinden ve 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarında satılan araçlar nedeniyle ilk araç satış tarihinden itibaren kurumlar vergisi muafiyet şartlarını kaybettiği ve bu tarihlerden itibaren kurumlar vergisi mükellefi olması gerektiğinin belirtildiği, davacının ana sözleşmesi 5520 sayılı Kanun'un 4/k maddesinde belirtilen şartları taşıdığından, sadece bu şartlara fiilen uyulmaması durumunda muafiyeti kaybedeceği, bahsi geçen vergi tekniği raporunda 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarında yaptığı işlemler nedeniyle muafiyet şartlarını kaybettiği belirtmiş ise de, bu satışlar sonrası kazancın "fon hesabı"na aktarıldığı, bu gelirlerle kooperatifin amacı doğrultusunda yeni alımlar gerçekleştirildiği, diğer bir anlatımla; kazancı ortaklara dağıtımı ya da buna benzer başka bir amaçla kullanımının söz konusu olmadığı, dolayısıyla burada davacının hukuken kurumlar vergisi muafiyet şartlarını kaybettiğinin söylenemeyeceği, davacının kurumlar vergisi muafiyet şartlarını ihlal ettiği yönünde tereddüte meydan vermeyecek şekilde somut bir tespit bulunmadığından, beyanname verme yükümlülüğünün de sözkonusu olmadığı, bu nedenle dava konusu usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 11. Vergi Mahkemesi Hakimliği’nin 04/03/2014 tarih ve E:2013/2862, K:2014/420 sayılı kararına davalı idarece itiraz edilerek; vergi mükellefi olan davacının beyanname verme mecburiyetinin olduğu, 213 sayılı yasanın Mükerrer 355/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının yasal olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği, kararın hukuka uygun olmadığı, dava konusu işlemde ise hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETI: Savunma verilmemiştir.
TÜRKMILLETIADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Kurulunca dosyadaki belgeler incelenip davalı İdare tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; “Görev ve yetki dışında bir ise bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; itiraza konu kararda 2577 sayılı Yasa’nın 49.maddesindesayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın reddine, itiraza konu kararın onanmasına, itiraz aşamasında yapılan26,00-TL yargılama giderinin itiraz eden üzerinde bırakılmasına, tebligat gideri için alınan avanstan kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)