(AİHS. m. 11) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, Ankara Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığında zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 31.05.2011 tarihinde Artvin İli, Hopa İlçesinde bir siyasi partinin mitingi öncesi protesto gösterisi yapan şahıslarla güvenlik güçleri arasında yaşanan olayları protesto etmek amacıyla Ankara'da yapılan gösterilere katılarak pankart taşıdığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-d maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun 22.02.2012 tarih ve 2012/91-92 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine yönelik Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu, Başkanlığının 04.04.2012 tarih ve 48 sayılı kararının söz konusu mitinge katılarak pankart taşıyan davacı hakkında verilen kınama cezasında hukuka aykırı bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/05/2013 gün ve E:2012/1119, K:2013/757 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davacı vekili tarafından, Ankara Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığımda zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 31.05.2011 tarihinde Artvin İli, Hopa İlçesinde bir siyasi partinin mitingi öncesi protesto gösterisi yapan şahıslarla güvenlik güçleri arasında yaşanan olayları protesto etmek amacıyla Ankara'da yapılan gösterilere katılarak pankart taşıdığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-d maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun 22.02.2012 tarih ve 2012/91-92 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine yönelik Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının 04.04.2012 tarih ve 48 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-d maddesinde, "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak", kınama cezasını gerektiren fiil ve hâller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığında zabıt katibi olarak görev yapan davacı hakkında "İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak" iddialarıyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca disiplin soruşturması aşıldığı, soruşturma sırasında ifadesi alınan davacının tüm bu suçlamaları reddettiği, soruşturma sonucu hazırlanan 14/09/2011 tarihli soruşturma raporunda yer alan bilgilere göre; soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'nin toplanan tüm delilleri değerlendirmesi sonucunda, isnat edilen eylemin sabit olduğu ve eylemin Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-a maddesi kapsamında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası gerektirdiği yönünde kanaat bildirdiği, bu kanaat doğrultusunda Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunca; Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-a maddesi uyarınca davacının Devlet Memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği görüş ve teklifiyle dosyanın gönderildiği Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nca; davacının 31.05.2011 tarihinde Artvin İli, Hopa İlçesinde bir siyasi partinin mitingi öncesi protesto gösterisi yapan şahıslarla güvenlik güçleri arasında yaşanan olayları protesto etmek amacıyla Ankara'da yapılan gösterilere katılarak "ölümün zulmün iktidarı AKP'den hesap soracağız - Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri" yazılı pankartı taşıdığı fiilinin sabit olduğu, ancak bu fiilin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-a maddesi kapsamında bulunmadığı, söz konusu eylemin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-d maddesinde yer alan "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" kapsamında değerlendirilebileceği, bu konudaki takdir yetkinin ise atamaya yetkili amirde olduğu belirtilerek teklifin reddedilmesi suretiyle dosyanın iade edildiği, bunun üzerine Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun 22.02.2012 tarih ve 2012/91-92 sayılı kararıyla; davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-d maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından bu karara karşı yapılan itirazın ise Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının 04.04.2012 tarih ve 48 sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesiyle toplantı ve dernek kurma özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemede,"1.Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir. 2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan hakların kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir." hükmü yer almaktadır.
Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Karaçay-Türkiye davasında, memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla üyesi olduğu sendikanın iş yavaşlatma ve bırakma eylemi yapılması çağrısına uyarak, söz konusu eyleme katılan kamu görevlisinin uyarma cezası ile cezalandırılmasının demokratik toplum düzeninin ve yukarıda bahsedilen genel sağlık, genel ahlak, ulusal güvenlik ve kamu düzeninin korunması gibi amaçlarla uyumlu olmadığı sonucuna ulaşarak Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kaya ve Seyhan-Türkiye davasında da, üyesi oldukları sendikanın mecliste tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere iş yavaşlatma ve iş bırakma eylemi yapılması çağrısına uyarak, bir günlük ulusal eyleme katılan kamu görevlilerine Devlet Memurları Kanununun 125. Maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığından, başvuranların AİHS’nin 11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği sonucuna vararak Sözleşmenin 11. Maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda belirtilen davalarda vermiş olduğu kararların birlikte değerlendirilmesinden, bağlı bulunduğu sendikanın çağrısına uyarak sendikal faaliyet kapsamında söz konusu eyleme katılmış olduğu açık olan davacıya, belirtilen eylemi nedeniyle kınama cezasının verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucuna ulaşılarak, davacı hakkında tesis edilen kınama cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davacı itirazının KABULÜNE ve Ankara 13. İdare Mahkemesi’nce verilen 09/05/2013 gün ve E:2012/1119, K:2013/757 sayılı kararın BOZULMASINA, 2577 sayılı yasanın 45/4. maddesi uyarınca esastan incelenerek davada, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 252,00-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki tarifesine göre 750,00TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan 79,05 TL harç ile artan tebligat avansının istemi halinde davacıya iadesine 21.05.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(X) KARŞI OY
Davacının disiplin cezasına konu fiili işlediği ve bu sebeple verilen cezada yasaya aykırılık olmadığı kanaatine vardığımdan, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)