(2577 S. K. m. 2, 45) (657 S. K. m. 68, 76) (375 S. KHK. Ek m. 18) (ANY. MAH. 08.12.2015 T. 2014/87 E. 2015/112 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: ..... İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olan davacının, bu görevinden alınarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine araştırmacı olarak atanmasına yönelik 13/09/2017 tarih ve 13738091 onay sayılı işlemin iptali ile işlemden dolayı yoksun kalınan mali ve özlük haklarının ödenmesi karar verilmesi istemiyle açılan davada; davalı idarece davaya konu işlemin idareye tanınan takdir yetkisi uyarınca tesis olunduğu öne sürülmüş ise de; idareye tanınan takdir yetkisinin bu yönde kullanımını gerektirecek nitelikte davacının görevinde başarısızlığı, disiplinsizliği veya liyakaten yetersiz olduğuna ilişkin hukuken kabul edilebilir herhangi bir durumun işleme gerekçe olarak sunulamadığı, hal böyle olunca, sırf takdir yetkisine dayanılarak tesis olunan davaya konu işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 18. maddesi gerekçe gösterilerek atama işleminin hukuka uygun olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan maddenin, görevden almaya gerekçe oluşturabilecek yasal bir dayanak niteliğinde olmadığı, maddede sayılan görevlilerin bu görevlerinden alınmaları halinde hangi kadroya atanacaklarına ve özlük haklarının ne şekilde belirleneceğine ilişkin olduğu gerekçesiyle Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/09/2018 tarih ve E: 2017/1442, K: 2018/768 Sayılı "dava konusu işlemin iptali, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların davalı idarece davacıya ödenmesi" kararının; hukuka aykırı olduğu, idareye tanınan geniş takdir yetkisi ile ataması yapılan davacının aynı kapsamda bu görevinden alındığı, atandığı kadronun kişiye bağlı olmadığı ve kazanılmış hak doğurmadığı, nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararda da yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu hususa işaret edildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinin 1. fıkrasında "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiş; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin işlem tarihinde yürürlükte olan Ek 18/1-ç. maddesinde de, "Ek göstergesi 3600'den daha düşük tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde; 1) Daha önce 657 Sayılı Kanun'un 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına, / 2) Diğerleri, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veya taşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına, atanırlar. Bu şekilde atananlardan bir ay içinde talepte bulunanlar, atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara bir ay içinde atanırlar." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 19/06/2014 tarihinde vekaleten ve 06/06/2015 tarihinde asaleten olmak üzere ..... İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine atandığı, dava konusu işlemle ise bu görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atamasının yapıldığı anlaşılmıştır.
Kamu yönetim alanını ilgilendiren mevzuat incelendiğinde, kamu kurumlarının genellikle alt ve orta düzey yönetim kadrolarına atanma sınavla olmakta iken, daha üst düzey yöneticilerin atanması konusunda, genel olarak 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68. maddesinin (B) fıkrasında belirtilen yükseköğrenim görmüş olma ve 10-12 yıl hizmeti bulunma mecburiyeti dışında sınav veya puanlama gibi nesnel bir seçme ve eleme yönteminin düzenlenmediği görülmektedir.
Nitelikli yöneticilerin hangi usule göre ve nasıl belirleneceği, yöneticilik vasıflarının hangi ölçütlere göre ve nasıl değerlendirileceği konusunun tamamen atamaya yetkili amirlerin tercihlerine ve takdirine bırakıldığı, idarenin, hangi kıstas ve kriterlere göre hukuki tasarrufta bulunacağının hukuk kuralları ile önceden kesin bir şekilde belirlenmediği durumlarda, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığının kabul edilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, idari işlemin unsurları bakımından hukuk kuralları idareye serbest hareket imkânı tanıyorsa, bu durumda idarenin geniş takdir yetkisinden söz edilmelidir.
Günümüzde, sürekli değişen ve gelişen kamu yönetim anlayışında, üst yönetim kademelerinde bulunan yöneticilerin, kamusal ihtiyaçları yönetebilecek ve bağlı bulunduğu idarede üst amirleri ile işbirliği ve koordinasyon içinde çalışabilme yetkinliğine sahip olması gerekir. İdarenin geniş takdir yetkisi kapsamında atama yaptığı kadrolar genelde bu tür üst düzey idari kadrolar olup, önemli bir sorumluluk gerektiren bu tür üst düzey yönetici kadrolara atadığı kişileri, gelişen ve değişen kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde değiştirme konusunda da geniş bir takdir hakkının olduğunu kabul etmek gerekir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 8.12.2015 tarih ve E:2014/87, K:2015/112 Sayılı kararında; idarenin üst düzey yönetici kadrolarına bir kere atadığı kişileri meslek hayatları boyunca bu kadrolarda çalıştırma zorunluluğunun bulunmayacağını, bu kadrolara atanan kişiler yönünden, bulundukları statülerden doğan, tahakkuk etmiş, kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardan yahut bu durumun devam edeceği yönündeki haklı beklentiden söz edilemeyeceğini, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınarak bu kişilerin idarecilik görevlerine son verilmesi durumunda kariyer meslek kadrolarından gelenlerin kendi kadrolarına atanmalarının mümkün olduğunu, bunun kazanılmış hakları veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal eden bir yönünün bulunmadığını vurgulamıştır.
Ancak, idarenin geniş takdir yetkisine dayanarak tesis ettiği görev ve görev yeri değişikliklerine ilişkin idari tasarrufların da hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağına kuşku bulunmamakla birlikte, bu denetimin 2577 Sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler" hükmüyle çizilen sınırlar içinde yapılacağı noktasında bir duraksama bulunmamaktadır.
Bu duruma göre, mevzuatta kendisine verilen görevleri, günün değişen koşullarına göre etkin, süratli ve verimli bir biçimde yürütme ve bu amaçla gereken önlemleri almakla yükümlü olan davalı idare, kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek, üst düzey yönetici kadrolarına atama yapması ve bu kadrolarda bulunanların görev ve/veya görev yerlerini değiştirmesinde geniş bir takdir yetkisine sahip olduğundan, somut olayda da, herhangi bir görevde yükselme sınavına tabi tutulmadan idarenin geniş takdir yetkisi kapsamında il milli eğitim müdür yardımcılığı görevine atanan davacının, bu görevinden alınarak il milli eğitim müdürlüğü emrine araştırmacı olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmeksizin subjektif saiklerle tesis edildiğine dair bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali ile işlemden kaynaklanan parasal kayıpların tazminine yönelik İdare Mahkemesi kararında ise hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,
1-Davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/09/2018 gün ve E:2017/1442, K:2018/768 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE,
3-Karar sonucu değiştiğinden yargılama giderlerinin yeniden hüküm altına alınmasına,
4-İlk derece aşamasında yapılan 135,15-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı idarece yapılan118,20-TL istinaf yargılama giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6-Davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle istinaf aşamasında alınmayan 98,10-TL istinaf başvuru harcının 492 Sayılı Kanun'un 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-Posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artan tutarın 6100 Sayılı Kanun'un 333. maddesi uyarınca Mahkemesince ilgilisine re'sen iadesine,
SONUÇ: 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi gereğince kesin olarak, 21/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)