(213 S. K. Mük. m. 355)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı kooperatif tarafından, 2007/Ocak-Aralık döneminde vermesi gereken Form Ba-Bs'lerinin elektronik ortamda süresinde vermediğinden bahisle Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesine uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; olayda dava konusu edilen cezaların ait olduğu dönem ile mükerrer 355 maddesinde 5904 sayılı Kanunun 22. maddesi ile yapılan değişiklikten sonraki durumun "kanunların zaman bakımından uygulanması" açısından ele alınması gerektiği, bu çerçevede 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddenin ikinci fıkrasına 5904 sayılı Kanunun 22. maddesi ile eklenen "ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz" hükmünün 5904 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca 08.01.2009 tarihinden sonraki hukuki durumlara yani bu tarihten sonra verilmeyen form ve bildirimler için uygulanabileceği, bu nedenle ceza kararının dayanağı mükerrer 355. maddenin 5904 sayılı Kanunla değişmemiş önceki haline göre davacıya dava konusu cezanın kesilebilmesi 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/2. Maddesi gereğince bildirim şartına bağlamış iken yukarıda bahsedildiği şekilde bir bildirim yapılmaksızın kesildiği anlaşılan dava konusu özel usulsüzlük cezasında bu yönüyle mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 12.12.2012 gün ve E:2012/327, 2012/429 sayılı kararının da bu yönde olduğu, öte yandan Anılan Kanunun 6. fıkrasına eklenen "Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/5 oranında uygulanır," hükmü uyarınca madde metnin lafzi yorumundan cezalandırma iradesinin sadece süresinden sonra verilen düzeltme beyannameleri için olduğu, dava konusu cezada bu yönüyle de yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 2. Vergi Mahkemesi Hakimliği’nin 31/10/2013 tarih ve E:2013/424, K:2013/2384 sayılı kararına davalı idarece itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı, dava konusu işlemde ise hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Kurulunca dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; “Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; itiraza konu kararda 2577 sayılı Yasa’nın 49.maddesinde sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın reddine, itiraza konu kararın onanmasına, itiraz aşamasında yapılan 26,00-TL yargılama giderinin itiraz eden üzerinde bırakılmasına, tebligat gideri için alınan avanstan kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)