(2709 S. K. m. 153) (2577 S. K. m. 7, 11, 12) (375 S. KHK. Ek. m.11) (ANY. MAH. 03.12.2015 T. 2015/101 E. 2015/111 K.)
İstemin Özeti: Ankara 6. İdare Mahkemesinin 23/11/2016 gün ve E:2016/2213, K:2016/4572sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstinaf talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu nedenle reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davalı idare bünyesinde uzman yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, kurumda göreve başladığı 11.01.2013 tarihi ile Anayasa Mahkemesi'nin 03/12/2015 tarih ve E:2015/101, K:2015/111 sayılı kararının yürürlüğe girdiği 16/12/2015 tarihi arasındaki dönemde eksik ödenen maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin 30.12.2014 tarih ve 14195 sayılı işlem ile dayanağı 10.01.2013 tarih ve 13/03/38 sayılı işlemin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve mali ve sosyal haklarının işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemi ile açılmış bulunmaktadır.
İdare mahkemesince; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı geriye yürüyerek hukuki sonuç doğurmayacağından, söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için davacı lehine herhangi bir hak doğması hukuken mümkün olmadığı gibi, davacının 11.01.2013 tarihinde uzman yardımcısı olarak göreve başladığı, mali, sosyal hak ve yardımlarının göreve başlamadan önce 15.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında 26.04.2016 tarihinde değiştirilerek kabul edilen 6704 sayılı Kanun hükmü uyarınca belirlenmesi gerektiğinden ve davacının mali ve sosyal haklarının, 15.01.2012 tarihinden önce göreve başlayan uzman yardımcıları ile eşitlenmesi imkanı bulunmadığından tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından, maaş ödemelerine üst sınır getiren düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesinin nispi bir ilke olduğu ve ilgili yasa maddesinin tesis amacıyla sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ayrıca 6704 sayılı yasanın ise yürürlük tarihi bakımından Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
Dava konusu işleme ilişkin mevzuat incelendiğinde; 06/04/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu'nca 11/10/2011 tarihinde kararlaştırılan ve 02.11.2011 tarih ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ve 15.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren Ek-11. maddede; ''Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra; ... b) 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kurul başkanı, kurul üyesi ve başkan yardımcısı ile murakıp ve uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; kurul başkanı için bakanlık müsteşarı, kurul üyesi için bakanlık müsteşar yardımcısı, başkan yardımcısı için bakanlık genel müdürü, murakıp ve uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez ve bunlar, emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edilir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 03/12/2015 tarihli ve E:2015/101; K:2015/111 sayılı kararıyla, anılan düzenlemede yer alan "uzman" ibaresinin ve bu ibareden önce ve sonra gelen "... ile .... ünvanlı meslek personeline ..." ve " ... ünvanı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.
Söz konusu iptal kararından sonra, 26.04.2016 tarihli ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 11. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi; önceki metini, “5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kadro ve pozisyonlarına" cümlesinden sonra "15.01.2012 tarihinden sonra" ibaresi eklenmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
Bu duruma göre, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte, 666 sayılı sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle 375 sayılı sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek 11. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "uzman" ibaresinin yürürlükte bulunduğu, itiraza konu karar tarihinde ise Anayasa Mahkemesince iptal kararı verildiği ve konuya ilişkin düzenlemenin, 15.01.2012 tarihinden sonra üst kurullarda göreve başlayan "uzman yardımcısı" unvanlı personeli kapsayacak şekilde bu sefer Kanunla yapıldığı görülmektedir.
Dava dosyanın incelenmesinden; davalı kurumda 15.1.2012 tarihinden sonra uzman yardımcısı olarak göreve başlayan davacının anılan tarihten önce uzman yardımcısı kadrosuna atananlarla, kadro, görev, unvan ve sorumluluklarının aynı olmasına karşın mali ve sosyal haklarının daha düşük olarak belirlendiği, bilahare, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 11. maddesinin (b) bendinde yer alan uzman ibarelerinin Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iptal edildiği, kararın 16/12/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacı tarafından kurumda göreve başladığı 11.11.2013 tarihi ile Anayasa Mahkemesi'nin 03/12/2015 tarih ve E:2015/101, K:2015/111 sayılı kararının yürürlüğe girdiği 16/12/2015 tarihleri arasındaki dönemde eksik ödenen maaşların idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi için yapılan başvurunun reddi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan, doğumu anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü, lehe sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği veya işlemin geri alınması gibi nedenlere rağmen, hukuk düzenince korunması gereken haklara yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş bir düzenlemeyle ilgili uyuşmazlıkların, Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Bu durumda, "uzman yardımcısı" kadrosunda çalışan davacının parasal ve özlük haklarının hesaplanmasına dayanak alınan 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye, 11.10.2011 tarihli ve 666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle eklenen ek 11. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "uzman" ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği anlaşılmakla, 15.01.2012 tarihinden önce ve sonra göreve başlayan "uzman yardımcısı" arasındaki mali, sosyal hak ve yardımlarına ilişkin farklılığa yol açan sınırlamanın yasal dayanağı kalmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık ve davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Davanın, davacının uzman yardımcısı olarak göreve başladığı 11.11.2013 tarihi ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlandığı 16.12.2015 tarihi arasında eksik ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan; ilgililerin bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren tam yargı davası açabilecekleri yönündeki düzenleme uyarınca hakkın ihlali, işlemin uygulanması tarihinde gerçekleşmiş ise, tam yargı davası işlemin uygulandığı tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde açılabilecektir. Bir işlemin uygulanmasından doğan zararlar yönünden belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda anılan Yasanın 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren altmış gün içinde; uygulama üzerine davacı idareye başvurmuş ise 12. maddenin gündemde bulunduğu 11. maddeye göre idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün, idarenin cevap verdiği durumlarda ise uygulama tarihinden başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde idari davanın açılmış olması gerekir.
Başka bir anlatımla dava, davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek koşuluyla, başvuru tarihinden geriye doğru altmış günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınarak oluşmuş zararların ödenmesi gerekecek; idareye başvuru tarihinden itibaren 120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren altmış günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise ancak dava tarihinden geriye doğru altmış günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan doğan zarara hükmedilebilecektir.
Bu itibarla; 11/11/2013 tarihinde Uzman Yardımcısı olarak göreve başlayan davacı, parasal ve özlük haklarının15/01/2012 tarihinden önce göreve başlayan uzman yardımcılarıyla eşitlenmesi talebiyle 26/12/2014 tarihli dilekçesiyle idareye başvurduğuna, başvurusunun 05/01/2015 tarihli işlemle reddi üzerine 30/12/2014 tarihinde işbu dava açıldığına göre, yukarıda yer verilen usule göre yapılacak hesaplamada 29/10/2014 tarihinden öncesine ilişkin olarak kendisine ödeme yapılması mümkün olmayıp, anılan tarihten itibaren ödenmeyen mali hakları yönünden ise davacının tazminat talebinin kısmen kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinafa konu idare mahkemesi kararının 29.10.2014 tarihinden öncesine yönelik parasal hakların tazmini yönünden istinaf başvurusunun kısmen reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinafa konu idare mahkemesi kararının işlemin iptali talebi ile 29.10.2014-16.12.2015 tarihleri arasındaki parasal hakların tazmini yönünden kaldırılmasına; dava konusu işlemin davacı yönünden iptaline; 29.10.2014-16.12.2015 tarihleri arasında eksik ödenen parasal haklarının başvuru tarihi olan 26.12.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine; dava sonuç itibarıyla kısmen iptal-kabul, kısmen retle sonuçlandığından aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinin taraflar arasında takdiren paylaştırılmasına; bu çerçevede, mahkeme ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan toplam 252,85 TL yargılama giderinden 122,85 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 130,00 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; posta gideri avanslarından artan miktarın davacıya iadesine 28.06.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)