(2577 S. K. m. 7, 10, 15)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı emrinde görev yapan davacı tarafından, Başkanlık Olur'u ile 22/07/2014 tarihinde Güdül Yol Asfalt İlçe Şefliğine görevlendirildiğinden bahisle 31 Mart 2014 tarihi esas alınarak Güdül'de görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakettiği gündelik tutarının tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı 12/03/2015 tarihli başvurunun reddine ilişkin 17/03/2015 tarih ve 4108 sayılı işlemin iptali ile ödenmeyen gündelik tutarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının 22/07/2014 tarihinde Güdül Yol Asfalt ilçe Şefliğinde görevlendirildiği anlaşılmakla birlikte, geçici görevlendirmenin sona erdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde harcırah beyannamelerini vermesi veya bu sürede idareye başvurması gerekirken yasada öngörülen bir aylık beyanname verme süresinin sona erdiği tarihinden sonra yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 21/04/2015 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunduğundan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1 -b maddesi gereğince davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin olarak Ankara 15. İdare Mahkemesi’nce verilen 28/04/2015 gün ve E:2015/917, K:2015/596 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Kurulu'nca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı emrinde görev yapan davacı tarafından, Başkanlık Olur'u ile 22/07/2014 tarihinde Güdül Yol Asfalt İlçe Şefliğine görevlendirildiğinden bahisle 31 Mart 2014 tarihi esas alınarak Güdül'de görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakettiği gündelik tutarının tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı 12/03/2015 tarihli başvurunun reddine ilişkin 17/03/2015 tarih ve 4108 sayılı işlemin iptali ile ödenmeyen gündelik tutarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanun'un "İdari Makamların Sükutu" başlığını taşıyan 10. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceklerine işaret edilmiş; aynı maddenin 4001 sayılı Yasa ile değişik 2. fıkrasında ise "Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, İdare ve Vergi Mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler" hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yandan 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun "Harcırahın sureti tediye ve mahsubu" başlıklı 59. maddesinin 3. fıkrasında, "Daimi memuriyetle bir yere gönderilenler, gidecekleri mahalle varış tarihinden ve muvakkat vazife ile gönderilenler de memuriyetleri mahalline dönüş tarihlerinden itibaren bir ay zarfında harcırah beyannamelerini, evrakı müspiteleri ile birlikte dairesi amirine tevdi ederler. Memurun kendisinden evvel veya sonra hareket eden ailesi için avans para verildiği takdirde bu bir aylık müddet, ailenin evvel gitmesi halinde memur veya hizmetinin yeni vazifesi mahalline varış tarihinden itibaren ve sonra gitmesi halinde de bunların memur veya hizmetli nezdine muvasalatları tarihinden itibaren hesap olunur." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda görüldüğü üzere 6245 sayılı Yasanın 59/3. Maddesinde düzenlenen 30 günlük süre, dava süresi olmayıp verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir beyanname verme süresi olup, bu niteliği itibariyle idarenin iç işleyişine yönelik bir süredir. Bu nedenle, idarenin iç işleyişine ilişkin beyanname verilmesi için öngörülen bir aylık süre dava açma yönünden hak düşürücü bir süre olarak nitelendirilemez. Nitekim 6245 sayılı Yasanın 56. maddesinde, belirli bir süre içinde (6 ay) harcırah için başvurmayanların bu haktan yararlanamayacakları belirtilerek hak düşürücü süre anılan hükümde açıkça belirlenmiştir.
Dolayısıyla 6542 sayılı Yasanın 59/3. maddesinde beyanname vermek için öngörülen bir aylık süre, dava süresi olarak değerlendirilerek bu bir aylık sürede beyanname verilmediğinden bahisle davanın süre aşımı nedeniyle süreden reddi yönünde hüküm kurulamayacağı açıktır.
Yapılan tüm bu değerlendirmeler sonucunda, davanın süresi içinde açılıp açılmadığı incelenmesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. ve 10. maddeleri kapsamında yapılması gerekir.
Buna göre, davacının geçici görev gündeliklerinin tarafına ödenmesi istemiyle 12/03/2015 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin 17/03/2015 tarihli işlemin aynı tarihte davacıya tebliğ edildiği dikkate alındığında, bu tebliğ tarihine göre altmış (60) gün içinde 21/04/2015 tarihinde açılan dava süresi içinde açılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kabulüne, Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/04/2015 gün ve E:2015/917, K:2015/596 sayılı kararın bozulmasına, 2577 sayılı Yasanın 45/4. maddesinin ek cümlesi uyarınca, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine iadesine, yargılama giderleri nihai hüküm verilirken mahkemesince dikkate alınacağından bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)