(AİHS. m. 11) (657 S. K. m. 26, 125) (4688 S. K. m. 18)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idare bünyesinde görev yapan ve aynı zamanda bir Sendikanın 1 Nolu Şube yöneticisi ve örgütlenme sekreteri olan davacı tarafından, uyarılmasına rağmen izin almaksızın Kurum hizmet binaları içerisindeki odalara girerek iki adet bildiriyi dağıttığı ve Kurum fotokopi makinalarında çoğaltma yaptığı nedeniyle 657 sayılı Yasanın 125/B-a ve 125/B-e maddeleri uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin; söz konusu eylemin sendikal faaliyet olduğu, sendikal faaliyetin cezaya gerekçe gösterilmesinin örgütlenme hakkının, ihlali olduğundan bahisle iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/05/2014 gün ve E:2013/926, K:2014/898 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANINÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, itiraz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; Gelir İdaresi Başkanlığı Özel Tüketim Vergisi Müdürlüğünde gelir uzmanı olarak görev yapan ve aynı zamanda bir sendikanın 1 Nolu Şube yöneticisi ve örgütlenme sekreteri olan davacı tarafından, uyarılmasına rağmen izin almaksızın Kurum hizmet binaları içerisindeki odalara girerek iki adet bildiri dağıttığı ve Kurum fotokopi makinalarında bu bildirileri çoğalttığı nedeniyle 657 sayılı Yasanın 125/B-a ve 125/B-e maddeleri uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacının iki adet bildiriyi Kurum hizmet binaları içerisinde odalara girerek dağıttığı, özel koruma ve güvenlik personeli tarafından sözlü olarak uyarılmasına karşın izin almaksızın dağıtıma devam ettiği, mesai saatleri içinde izinsiz sendikal faaliyette bulunduğu ve Kurum fotokopi makinalarını kullanarak çoğaltma yaptığı anlaşıldığından, davacıya kınama cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinde; "kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez." hükmüne, "Yetki ve faaliyetleri" başlığıyla düzenlenen 19. maddesinde de; Faaliyetleri;" a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek, b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek, c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak, d) Üyelerin mesleki yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak, e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek, f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak, g) Üyeleri ve ailelerinin yararlanmaları için hizmet amacıyla, eğitim ve sağlık tesisleri, dinlenme yerleri, misafirhane spor alanları ve benzeri yerler ile kitaplık, kreş, yuva ve huzurevleri, yardımlaşma sandıkları kurmak ve yönetmek ile herhangi bir bağışta bulunmamak kaydı ile üyeleri için kooperatifler kurulmasına yardım etmek ve nakit mevcudunun yüzde onundan fazla olmamak kaydıyla bu Kooperatiflere kredi vermek, h) Yangın, su baskını, deprem gibi tabii afetlerin vukuunda, gerektiğinde üyelik şartı aranmaksızın nakit mevcudunun yüzde onunu aşmamak kaydıyla afete uğrayan bölgelerde konut, sağlık ve eğitim tesisleri yapılması amacıyla kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ayni ve nakdi yardımda bulunmak, afete uğrayan bölgelerde konut ve sağlık tesisleri yapmak." olarak sıralanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Yasaklar" başlıklı bölümünde yer alan 26. maddesinde; Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip te Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu, hükmü yer almış, aynı Kanunun 27. maddesinde ise; Devlet memurlarının greve karar vermeleri, grev tertiplemeleri, ilan etmeleri, bu yolda propaganda yapmalarının yasak olduğu, Devlet memurlarının, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılamayacakları, grevi destekleyemeyecekleri veya teşvik edemeyecekleri hükme bağlanmıştır.
657 sayılı Yasanın 125. maddesinde de; Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmış ve Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller; "a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak, b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek, c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek, g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak, ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak, j) Verilen emirlere itiraz etmek, k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak, l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, m) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek." olarak sıralanmıştır.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesiyle toplantı ve dernek kurma özgürlüğü güvence altına alınmış ve herkesin barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahip olduğu, bu hakkın, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerdiği, bu hakların kullanılmasının, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamayacağı, bu maddenin silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan hakların kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel olmadığı hükmü getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Büro Emekçileri Sendikasının Ankara 1 Nolu Şubesinin yöneticisi ve örgütlenme sekreteri olduğu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve bu Konfederasyona bağlı Büro Emekçileri Sendikası tarafından "4+4+4 Eğitim Sistemi" ve "Grevsiz Toplu Sözleşme" uygulamaları konusunda aldığı karar doğrultusunda oluşturulan eylem planı gereği basın açıklamaları, mitingler, bildiri dağıtımlarının gerçekleştirildiği, karar gereği bildirilerin davacı tarafından Kurumda odalara bırakıldığı, akabinde yapılan soruşturma sonucunda mesai saatleri içinde uyarılmasına rağmen izin almaksızın bildiri dağıtımı yaparak sendika! faaliyette bulunduğu ve Kurum fotokopi makinalarını kullanarak çoğaltma işlemi yaptığı nedeniyle 657 sayılı Yasanın 125/B maddesi "a" ve "e" bentlerine aykırı davran ildiği sonucuna varılarak kınama cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, Kurumda mesai saatleri içinde sendikal faaliyette bulunulabilmesi için izin alınması gerekip gerekmediği dolayısıyla görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kusurlu davranılıp davranılmadığı ve Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyanın özel işlerinde kullanılıp kullanılmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir.
Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'na göre iş saatleri içinde sendikanın veya konfederasyonun bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmak için işve/enden izin alınması gerekmektedir. Sendikanın veya Konfederasyonun faaliyetleri de anılan yasada sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Bu faaliyetler arasında Sendika yada Konfederasyonun aldığı kararların üyelerine bildirimine yönelik olarak hazırlanmış olan bildiri ya da el ilanlarının dağıtımı yer almamıştır. Dolayısıyla böyle bir dağıtımın mesai saatleri içerisinde gerçekleştirilmesi halinde izne tabi sendikal faaliyet olarak adlandırılamayacağı gibi mesai saatleri içerisinde üyelerine ulaştırılması mümkün olan bildirimin izne tabi kılındığından söz edilmesi olası değildir.
Ayrıca sendikalara üye olma hakkını, bu hakların kullanılmasının, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamayacağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de güvence altına alınmış olup, Kurumun çalışma düzeninin bozulmasına yol açacak nitelikte bir durumla karşılaşılması halinde ise gerekli olan önlemlerin alınacağı kuşkusuzdur. Ancak dava dosyasındaki mevcut belgelerden davacı tarafından bildirilerin odalara bırakılması ya da dağıtılması sırasında Kurumda çalışma düzeni, huzur ve sükunun bozulduğunu ortaya koyacak bir tespit bulunmamaktadır.
Diğer tespite yönelik olarak; Kuruma ait fotokopi makinalarında söz konusu bildirilerin çoğaltılarak dağıtıldığı nedeniyle kınama cezası uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmış ise de; 657 sayılı Yasanın 125. maddesi B/e bendinde öngörülen fiil; Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, olarak belirlenmiştir ancak bildirilerin sendika tarafından hazırlandığı ve sendikalara üye olmanın bir hak olarak tanındığı hususu dikkate alındığında, davacının çoğaltma işlemi yaptığının kabulünde dahi resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullandığı sonucuna varılması mümkün olmayıp bu itibarla tesis edilen işlemde hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının KABULÜNE ve Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/05/2014 gün ve E:2013/926, K:2014/898 sayılı kararın BOZULMASINA; 2577 sayılı Yasanın 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda dava konusu işlemin İPTALİNE; aşağıda dökümü yapılan toplam 318,35-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki tarifesine göre 750,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; artan tebligat avansının istemi halinde davacıya iadesine; 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)