(3065 S. K. m. 29) (213 S. K. m. 3) (6100 S. K. m. 323)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin 2013 hesap dönemi kayıt ve işlemleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak defter kayıt ve beyanlarına intikal ettirdiği bir kısım alış faturalarının sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunun tespit edildiğinden bahisle bu faturalar içeriği katma değer vergisi indiriminin kabul edilmemesi suretiyle 2013/11 dönemi için tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin; sahte fatura iddiasının hukuken kesinleşmediği, fatura içeriği ürünlerin teslim alındığı, ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, vergi ve cezaların hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek açılan davanın reddine karar veren İstanbul 11. Vergi Mahkemesi'nin 31/03/2016 tarih ve E:2015/2020, K:2016/568 sayılı kararına davalı idarece itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının 2013 takvim yılına ait hesaplarının katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu bir kısım alış faturalarının sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu yönünde düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, söz konusu faturalar ilişkin indirimlerin reddi suretiyle 2013/11 dönemleri için tek kat vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarhedilen katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun "Vergi indirimi" başlıklı 29. maddesinin 1. fıkrasında, Mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükme bağlanmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde ifade edildiği üzere, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın gereği olarak yükümlülerin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yukarıda sözü edilen 29. maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı, Katma Değer Vergisi indirimi konusu yapılabilecek işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtması, yani mükelleflerin, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgeler üzerinde gösterilen katma değer vergisini gerçekten ödemiş olmalarıdır.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetin araştırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü izni vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerlerinin durumu, beyan ettikleri yüksek ciroları elde edecek sermayeye ve iş organizasyonuna sahip olup olmadıkları, yüksek tutarda vergi beyanı olması durumunda ne kadar vergi ödendiği, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Davacıya ilgili dönemde fatura düzenleyen Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi …….. Kerestecilik İnş. Yapı Mlz.San. Dış. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 19.09.2014 tarih ve 2014-A-2924/56 sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; mükellefin belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki bir başka ülkeye yapılan toptan ticaret (çeşitli malların toptan ticareti) faaliyeti ile iştigal ettiği, mükellef kurumun şirket müdürü …….. (şahıs firması) hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu düzenlediği, defter belge isteme yazısının tebliğ edildiği fakat ilgili dönemlere ait defter ve belgelerin ibraz edilmediği, söz konusu adreste faaliyette bulunan ….'ın hakkında sahte belge düzenlemekten rapor bulunması ve …… Kerestecilik İnş. Yapı Mlz. Ltd. Şti.'nin de şirket müdürü olması aynı adreste faaliyette bulunan ilgili firma ve şirketlerin de sahte fatura düzenleme ihtimalini kuvvetlendirdiği belgelerin sahte belge olabileceği izlenimini kuvvetlendirdiği, 12.06.1998 tarihli yoklamada; 05.06.1998 tarihinde işe başlandığı, adresin 30m2 büyüklüğünde olduğu, toptan gıda malzemeleri alım satımı faaliyetiyle iştigal edileceği, yoklama tarihi itibariyle herhangi bir işçi çalıştırmadığı, yoklama anında iş yerinde demirbaş ve emtia bulunmadığı, gayrifaal durumda olduğu, 13.05.2009 tarihli yoklamada; şirket merkezinin unvan değişikliği sonucunda yeni adresine taşındığı, adresin 500 m2 arsa içerisinde yazıhane olduğu, 17.05.2010 tarihli yoklamada; mükellef kurumun belirtilen adreste faaliyetine devam ettiği, faaliyet konusunun kaba inşaat malzemeleri satışı olduğu, adreste 2 kişinin ücretli olarak çalıştığı, 17.02.2011 tarihli yoklamada; mükellef kurumun belirtilen adreste faaliyetine devam ettiği, adreste 7 kişinin ücretli olarak çalıştığı, firma adına kayıtlı 7 adet motorlu araç mevcut olduğu, 2007, 2008 ve 2009 takvim yılı faaliyetlerine ilişkin olarak 6111 sayılı kanun kapsamında KDV matrahı arttırımında bulunduğu, mükellefin 2008 takvim yılı Bs formu ile bildirdiği 14.321.478,00-TL tutarındaki satışının yaklaşık %90'lık kısmının aynı adreste faaliyette bulunan hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği ve vergi suçu raporu bulanan ve mükellef kurumun %50 ortağı ve müdürü olan ...... ve yine aynı adreste faaliyette bulunan sahte belge düzenleme fiili dolayısıyla incelemeye sevk edilen ve özel esaslara tabi olan ….. isimli şahıslardan gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, mükellef 2009 takvim yılı Bs bildirimlerinde 11.650.767,00-TL tutarında satış bildirilmiş olup; bunun %99,1'lik kısmının aynı adreste faaliyette bulunan ve hakkında sahte belge düzenlemekten ve defter belge ibraz etmemekten vergi tekniği ve vergi suçu raporları bulanan ve mükellef kurumun %50 ortağı ve müdürü olan ….. ve yine aynı adreste faaliyette bulunan ….. isimli şahıslardan gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, mükellefin toplam vergi borcunun 269.654,75-TL olduğu, mükellef kurumun …..'ın hisse devri ile şirkete ortak ve müdür olduğu 26.02.2008 tarihinden itibaren düzenlenen faturaların sahte belge olarak dikkate alınması gerektiği, mükellefin gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, sahte fatura düzenlediği tespitlerine yer verilmiştir.
Ancak, sözü edilen …. Kerestecilik İnş. Yapı Mlz. Ltd. Şti.'nin yapılan yoklamalarda adreste faaliyetine devam ettiğinin tespit edilmesi, 2 ila 7 kişi arasında işçi çalıştırması, firma adına kayıtlı taşınmaz ve 7 adet motorlu taşıtın bulunması, ödemelerin banka kanalıyla yapıldığının davacı şirket temsilcisince belirtilmesine karşın inceleme elemanınca ödemelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının da araştırılmamış olması karşısında, anılan firmanın ortağı hakkındaki bazı olumsuz tespitler ile alış ve satış faturalarının bir kısmı hakkındaki olumsuz tespitlerden hareketle bu firmanın davacı şirkete düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucunu çıkarmaya olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacının indirim konusu yapmış olduğu faturaları düzenleyen firma hakkında yukarıda yer verilen tespitler ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, söz konusu mükellef tarafından düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koyacak nitelikte yeterli tespit içermediğinden, bahsi geçen faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, aksi gerekçeyle davayı reddeden mahkeme kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı taraf itirazının kabulüne, İstanbul 11. Vergi Mahkemesinin itiraza konu edilen 31/03/2016 gün ve E:2015/2020, K:2016/568 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen 210,30-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24/01/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)