(2709 S. K. m. 2, 152) (1319 S. K. m. 40) (6183 S. K. m. 55)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıya ait, "Ankara İli, Mamak İlçesi, ....... Mahallesi, ....... Caddesi, 36070 Ada, 4 Parsel"de bulunan arsa vasfındaki gayrimenkul için 1995 ila 2014 yılları için tahakkuk ettirilip ödenmeyen vergi ziyaı cezalı arsa vergileri ile kültür varlıkları koruma katkı paylarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen 13/01/2015 tarihli ödeme emirlerinin 1995 ila 2009 arası yıllarını kapsayan dönemlerinin iptali istemiyle açılan davayı; emlak vergisinin her yılın ocak ayında kendiliğinden tahakkuk ettiği, davalı idare tarafından vergiyi tadil eden bir olay olduğu yolunda bir tespitinin bulunmadığı, 1995 yılından itibaren, en son 2009 yılında kendiliğinden tahakkuk eden verginin tahsil zaman aşımının 31/12/2014 tarihinde dolmasına karşın, belirtilen tarihten sonra amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde zamanaşımı sebebiyle hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kabul eden Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin 30/06/2015 tarih ve E:2015/276, K:2015/1613sayılı kararının; bildirim dışı kalmış taşınmazlarda zamanaşımı süresinin idarenin haberdar olduğu tarihten itibaren başlayacağı, olayda zamanaşımı bulunmadığı, gerçekleştirilen işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 152. maddesinde, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi (Kapatılan) 5. Kurulu'nun 06/04/2016 tarihli ve E:2015/1099 sayılı kararıyla,1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinde yer alan, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımının, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlayacağı düzenlemesinin Anayasanın 2. Maddesinde belirtilen hukuk devleti tanımına aykırı olduğundan hareketle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuş olup, Anayasa Mahkemesi bahsi geçen başvuruyu 09/05/2016 tarihinde esasa aldığı ve henüz esastan bir karar vermediği anlaşıldığından, Anayasanın anılan 152. maddesi uyarınca, davanın, Dairemiz tarafından yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bakılan davada, davacının 26/12/2014 tarihinde bildirimde bulunması üzerine, davaya ait taşınmazdan dolayı alım tarihinden itibaren 1995 ila 2014 arası dönem için tahakkuk eden vergilerin ödeme emri ile istenildiği, davanın ödeme emri içeriği 1995 ila 2009 arası döneme ait vergilerin iptali istemiyle açıldığı, Ankara 5. Vergi Mahkemesince, idarenin bilgi sahibi olduğu 2014 yılı esas alınarak 2009 yılı ve öncesi dönemler için tahakkuk eden vergilerin zamanaşımına uğradığı sonucuna varılarak işlemin ilgili bölümünün iptal edildiği anlaşılmaktadır.
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinde yer alan, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımının, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlayacağı düzenlemesi uyarınca bildirim dışı bırakılan taşınmaza ait emlak vergilerinin, davacının ilk bildirimini gerçekleştirdiği 2014 yılından itibaren 5 yıl içerisinde idare tarafından istenilebileceği sonucuna varıldığından anılan Mahkemenin zamanaşımı kararı yerinde görülmemiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde, ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüş; 62. maddesinde de borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nda emlak vergisinin tarh ve tahakkukunu düzenleyen maddeler 09/04/2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4751 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve yapılan değişiklikle tarh ve tahakkuka ilişkin yeni esaslar getirilmiştir. 4751 sayılı Kanun ile emlak vergisi uygulaması sonucunda görülen olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve vergilemede kolaylığın ve basitliğin sağlanması amacıyla dört yılda bir alınmakta olan beyan esasının kaldırılması ve sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde mükelleflerden bildirim alınmasını sağlamaya yönelik değişikler yapılmıştır.
Yapılan bu değişiklikle emlak vergisinde genel beyan esası kaldırıldığından, Kanun metninden genel beyana ilişkin olarak yer alan hükümler çıkarılmış, diğer taraftan, emlak vergisinin tarh ve tahakkukuna esas olacak arsa ve arazi birim metrekare değerlerinin dört yılda bir belirlenmesi esası getirilmiştir.
Yine aynı Kanunun 32. maddesinde, bildirimin süresinde verilmemesi halinde, verginin idarece tarhedileceği hüküm altına alınmıştır.
Türk vergi sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Yasaya göre tarh ve tahakkuk usulleri ile 6183 sayılı Yasaya göre tahsil usullerinin sırasıyla denenmiş olması zorunludur. Bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, bir idari işlemin tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tamamlanmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla bir önceki aşama tamamlanmadan bir sonraki aşamaya ilişkin idari işlem tesis edilemez. Bu çerçevede 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri aşamasına geçilebilmesi için öncelikle tarh-tahakkuk işlemlerinin usulüne uygun şekilde tesis edilmesi, kamu alacağının kesinleşmesi üzerine ödeme emri ile takibe başlanılması gerekmektedir.
Olayda, kendisine ait taşınmaza ilişkin bildirimi ilk kez 26/12/2014 tarihinde ve 2014 yılına ilişkin olarak veren davacının önceki yıllara ilişkin bildirimde bulunmadığı açık olup 2014 yılı öncesine ait emlak vergilerinin idarece tarhedilmesi, bir başka ifadeyle ihbarname usulüyle aranması gerekmektedir.
Bu durumda, davacının verdiği bildirim üzerine davalı idare tarafından öncelikle ihbarname düzenlenmesi, ihbarnamelere karşı dava açılmaması veya açılan davaların davacı aleyhine sonuçlanması suretiyle kesinleşen alacak için ödeme emri tanzim edilmesi gerekirken doğrudan ödeme emri ile takibe geçilmesinde yasal isabet bulunmadığından, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle davayı kabul eden Mahkeme kararı sonucu itibarıyla yerinde olup itiraz isteminde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin 30/06/2015 tarih ve E:2015/276, K:2015/1613 sayılı kararına yönelik itiraz isteminin reddine, anılan kararın belirtilen gerekçe ile onanmasına, yargılama giderlerinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde itiraz edene iadesine, itiraz eden davalı Belediyeden 31,40.- TL karar harcı alınması için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2017 tarihinde oybirliği İle karar verildi. (¤¤)