(6183 S. K. m. 55, 58)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 24.06.2015 tarih ve 8831430 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; bilindiği üzere, ödeme emirleri kesinleşmiş amme alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenmekte olup, bu nedenle itiraz sebepleri yasa koyucu tarafından sınırlandırıldığı, dolayısıyla, uyuşmazlıkta, ek tahakkuk ve para cezası kararının tebliğinden sonra itiraz yoluna gidilmeyerek tarhiyatın kesinleştiği, bu aşamada davacının borcum yok iddiasının yerinde olmadığı, diğer itirazlarının da Yasada sayma yoluyla belirtilenler arasında olmadığı ve irdelenebilirliğinin bulunmadığı, bu durumda, kesinleşmiş amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmeden İstanbul 9. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 23/02/2016 gün ve E:2015/1621, K:2016/213 sayılı kararına davacı tarafından itiraz edilerek; kaynak kullanımı destekleme fonundan muaf olduğu, zira ödemeyi peşin yaptığı, kararın hukuka uygun olmadığı iddia olunarak bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, 24.06.2015 tarih ve 8831430 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı Kanunun 58’inci maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı adına alınan 02.04.2015 tarihli ek tahakkuk ve para cezası kararının davacıya 28.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı 15 gün içerisinde itiraz edilmemesi üzerine kararın kesinleştiği, bunun üzerine vadesinde ödenmeyerek kesinleşen tahakkuk ve para cezasının tahsili amacıyla da dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
18.03.2011 tarih ve 2011/16 sayılı Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genelgesi ile "bilindiği üzere, 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında 6 sıra nolu Tebliğde, kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatların kaynak kullanımını destekleme fonu (K.K.D.F.) kesintisine tabi olduğu hükme bağlanmaktadır. Bedelin ithalden önce ödendiği uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden "peşin, "akreditifli" ve "vesaik mukabili" ödeme şekilleri ise K.K.D.F. kesintisine tabi olmamaktadır.
K.K.D.F. kesintisine tabi olmayan ödeme şekillerine göre gerçekleştirilen ithalatta mal bedelinin, proforma fatura veya kesin satış faturası tarihine bakılmaksızın serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinden önce (bu tarih dahil) ilgili bankaya yatırılması ve ilgili banka tarafından da bu bedelin ihracatçıya transferinin en geç iki iş günü içinde tamamlamış olması gerekmektedir.
Bununla birlikte, K.K.D.F kesintisi doğun doğmadığı hususunun gümrük idarelerince değerlendirilebilmesi için, yükümlünün mal bedelini tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde bankaya yatırdığını transfer bildirim formu/banka yazısı ile gümrük idarelerine tevsik etmesi yeterlidir.
Diğer taraftan mal bedelinin banka tarafından gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde ihracatçıya transfer edilmiş olması halinde, iki iş günü valör süresi aşılmış olsa bile K.K.D.F. kesintisi yapılmaması gerekmektedir." kuralı getirilmiştir.
Olayda, E.. Yapı ve Tic. A.Ş.'den huş ağacından kontrplak ithal eden ve bu malları Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün 11.04.2013 tarih ve 59087 sayılı gümrük beyannamesi ile tescil edilen davacı şirketin, "malların bedelini 08.04.2013 tarihinde C 37823 referans numarası ile ödediğini, ödeme dekontunu da Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'ne sunduğunu, dolayısıyla yapmış olduğu peşin ödeme nedeniyle ilgili düzenleme gereğince kaynak kullanımı destekleme fonundan muaf olduğunu" iddia ediyor olması karşısında, 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesi kapsamında davacının borcu olup, olmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir.
Bu haliyle uyuşmazlığın çözümü için Dairemizce verilen 05.04.2017 tarih ve E:2016/1012 sayılı ara kararı ile davacı ve davalı idareden istenilen belgeler ışığında, davalı idarenin süresi dolduktan sonra 16.05.2017 tarihinde verdiği cevapta "C 37823 referans numaralı dekontun ilgili Müdürlükten halen kendilerine intikal ettirilmemiş olması nedeniyle sunulamadığının, intikali halinde sunulacağının" belirtildiği, ancak davacı tarafından 08.04.2013 tarihli peşin ödemeye ilişkin dekontun dosyaya sunulduğunun anlaşılmış olması karşısında, yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca kaynak kullanımı destekleme fonundan muaf olduğu anlaşılan davacının 6183 sayılı Yasa'nın 58. Maddesi uyarınca borcu olmadığı sonucuna varıldığından, davacıdan, kaynak kullanımı destekleme fonu, buna bağlı katma değer vergisi ve bunların para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı itirazının kabulüne, İstanbul 9. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin itiraza konu edilen 23/02/2016 gün ve E:2015/1621, K:2016/213 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen davacıya ait 291,30-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00 -TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, artan posta avansının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)