(213 S. K. m. 72, 74, 75, 113, 114, 135)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının ikinci el otomobil ticareti yaptığı ve bu faaliyetinden elde ettiği ticari kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak adına re'sen salınan 2009/5, 7 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine karşı açılan davayı; davacı tarafından dava dilekçesinde, 2003 yılından beri galericilik faaliyeti yürüten kardeşi E. K.'nın yanında sigortalı olarak çalıştığı, bazı araçların kayıtlarının adına alınıp kendisi üzerinden alıcılara devredildiği, satışa konu araçlara ilişkin galeri tarafından düzenlenen komisyon faturalarının da bu iddiayı kanıtladığı iddia edilmiş ise de, dosyaya sunulan E. K. tarafından H.K., İ.Ö. ve C.D. adına düzenlenmiş komisyon faturalarının bu iddiayı tek başına kanıtlamaya yeterli olmadığı, kendi adına gerçekleştirdiği devir işlemleriyle ticari bir faaliyette bulunduğunun kabulü gereken davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zaman aşımının mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdi tarihini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı, dava konusu tarhiyatlar, 2009 yılına ilişkin olup, zaman aşımı süresi dolmadan matrah takdiri için 12.11.2014 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilerek tarh zaman aşımının durduğu, her ne kadar ilgili takdir komisyonu kararının vergi dairesi müdürlüğüne tevdi edildiği tarih dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden belirlenememiş ise de takdir komisyonunun 16.01.2015 tarihli kararının vergi dairesi müdürlüğüne aynı tarihte tevdi edildiği kabul edilse bile bu tarihten itibaren kalan kırkdokuz gün içinde, yani en son 06.03.2015 tarihinde mükellefe tebliği gereken vergi ve cezaların 09.02.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından, davacının zaman aşımına yönelik iddiaların yerinde görülmediği gerekçesiyle reddeden, Ankara 7. Vergi Mahkemesinin 09/02/2016 gün ve E:2015/1303, K:2016/257 sayılı kararının; satışa konu araçların, sigortalı olarak nezdinde çalıştığı galeri işleten kardeşinin ticari faaliyet kapsamında alım satımına aracılık ettiği araçlar olduğu ileri sürülerek bozulması, davanın kabul edilerek, cezalı vergilerin kaldırılması istenmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Davacının ikinci el otomobil ticareti yaptığı ve bu faaliyetinden elde ettiği ticari kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak adına re'sen salınan 2009/5, 7 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararına itiraz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113'üncü maddesinde zaman aşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış; zaman aşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 114. maddesinde ise vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı, şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zaman aşımının, mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı hükmü yer almıştır.
Takdir komisyonlarının yetkileri 213 sayılı Kanunun 75'inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre, 72'nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonu 74'üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisini haizdir.
213 sayılı Kanun'da, hakkında re'sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135'inci maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bununla birlikte incelemeye sevk halinde incelemede geçen sürenin zaman aşımını durduracağına ilişkin bir hükme yer verilmemiş olmasına rağmen, takdir komisyonuna sevk halinde zaman aşımının duracağı hükme bağlanmıştır. Bu farklılıktan maksat, tarhiyata yetkili vergi dairesinden kısmen de olsa bağımsız olarak kurulan takdir komisyonunda geçen süre içerisinde ya da karara karşı vergi dairesi tarafından dava açılması gibi nedenlerle vergi borcunun tarh zaman aşımına uğrayarak ortadan kalkmasının önüne geçmektir.
Dolayısıyla, yukarıda anılan düzenlemelerin amacı ve birbirleriyle olan bağlantıları gözönüne alındığında, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde zaman aşımının duracağına ilişkin düzenlemenin, incelemenin vergi dairesinden farklı kuruluş ve çalışma usullerine tabi olan takdir komisyonunca yapıldığı hallerde uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır.
İncelemenin 213 sayılı Kanun'un 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından yapılması ve takdir komisyonunca, bunun dışında herhangi bir inceleme yapılmaksızın, bu rapor esas alınarak matrah belirlenmesi halinde ise, tarhiyatın vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içerisinde yapılması gerekmektedir. Takdire done olmak üzere Kanunun 135'inci maddesinde sayılan yetkililer tarafından inceleme yapılmasına ve düzenlenen inceleme raporlarının takdir komisyonunca done olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de, bu usulün, 114'üncü maddede düzenlenen, tarhiyatın vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde yapılmasını zorunlu kılan zaman aşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, idare hukukunda geçerli olan kanuni idare ilkesi ve hukuki güvenliğin korunması prensibine, dolayısıyla hukuka aykırı olacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında Başkent Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'nın 14.12.2013 tarihli yazılarıyla 2008 ila 2011 yıllarında ikinci el motorlu araç alım satımları yönünden inceleme yapılması istendiği, inceleme başlatıldıktan sonra 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin satışları yönünden ilgili dönem matrah takdirleri için 12.11.2014 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, yukarıda sözü edilen inceleme sonucu düzenlenen (Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2016/460 no'lu dosyasında bulunan) 24.11.2014 tarih ve 2014-A-370/19 sayılı Vergi Tekniği Raporunda, davacının 2009 ila 2011 yıllarında toplam yirmidört ikinci el otomobil satışı yaptığı tespit edilerek, ticari faaliyet kapsamında değerlendirilen bu faaliyetten doğan ticari kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle yıllar itibariyle elde edilen kazançların hesaplandığı, takdir komisyonunca gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi yönünden matrah takdir edilmesi sırasında rapordaki hesaplamaların dikkate alınması gerektiğinin önerildiği, bu raporun takdir komisyonuna gönderilmesi üzerine komisyonca başkaca inceleme yapılmaksızın, 16.01.2015 tarihli takdir komisyonu kararları ile değinilen vergi tekniği raporu esas alınarak takdir edilen matrahlar üzerinden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Takdir komisyonlarınca mükelleflerin dönem matrahlarının takdirinde her türlü araştırma, inceleme yapmaları idarece veya denetim elemanlarınca düzenlenen raporları dayanak almaları mümkün ise de olayda, incelemenin takdir komisyonunca değil zaman aşımı süresi dolduktan sonra vergi müfettişince yapılmış olması karşısında, yukarıda da açıklandığı üzere, takdire sevk ile zaman aşımının durduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, vergiyi doğuran olayın 2009 yılına ilişkin olması karşısında tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin tarh zaman aşımı süresinin dolduğu 31.12.2014 tarihi geçirildikten sonra 09.02.2015 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu vergi ve cezalar tarh zamanaşımına uğramış olup, davaya konu tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Nitekim, uyuşmazlık konusu katma değer vergisinin matrahı yönünden bağlı olduğu, aynı nedenlerden dolayı davacı adına 2009 yılına ilişkin olarak salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisine karşı açılan davayı reddeden, Ankara 7. Vergi Mahkemesinin 09/02/2016 gün ve E: 2015/1304, K:2016/256 sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 05.04.2017 tarih ve E:2016/460, K:2017/600 sayılı kararı ile kabul edilip, anılan Mahkeme kararı yukarıda yazılı aynı gerekçeler ile bozularak, davanın kabulüne, cezalı gelir verginin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının kabulüne, Ankara 7. Vergi Mahkemesince verilen 09/02/2016 gün ve E:2015/1303, K:2016/257 sayılı kararın bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılmasına, davacı tarafından Mahkeme ve itiraz aşamasında yapılan aşağıda dökümü gösterilen toplam 200,20-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için takdir olunan 990-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, posta gideri avansından varsa artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istenilmesi halinde Mahkemesince itiraz edene iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)