(2709 S. K. m. 36, 125) (213 S. K. m. 35) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, 2009 ve 2010 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, kayıtlara intikal ettirilen bir kısım faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğunun tespit edildiğinden bahisle, katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda, 2012/10 ve 2013/7. dönemleri için tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine karşı açılan davayı; davacıya fatura düzenleyen V.. Top. Tem. Amb. Plast. Ür. İm. Gı. Kır. İtih. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında yapılan tespitlerin ve düzenlenen 24.08.2012 tarihli, 2213/19 sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden, bu firmanın davacıya düzenlediği faturaların sahte ve yanıltıcı nitelikte belge olduğu anlaşıldığından bu şirketten alınan faturalardan kaynaklanan indirimlerin reddi suretiyle yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nin 01/12/2015 günlü, E:2014/2668, K:2015/2348 sayılı kararın, yeterli inceleme yapılmadığı, tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporlarının tebliğ edilmediği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Anayasanın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir." kuralı yer almış; 125. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır.
Anayasanın 36. maddesinde yer verilen iddia ve savunma hakkı, birbirini tamamlamakta ve birbirinden ayrılmaz niteliğiyle de hak arama hürriyetine temel oluşturmaktadır. Anılan Anayasa hükümleri, Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunan ve "Hukuk Devleti"nin vazgeçilmez ilkelerinden olan "hak arama özgürlüğü", "adil yargılanma hakkı" ve "mahkemeye başvuru hakkı" ilkeleri ile doğrudan ilgili olup, sözkonusu temel haklara anayasal bir değer yüklediği açıktır. Savunma hakkı, Anayasa'nın ‘Kişinin Hakları ve Ödevleri'ni belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerinden sayılmaktadır. Felsefi ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz nitelikteki sav-savunma-karar üçlüsünden oluşan yargıyla yaşama geçmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasında, takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu düzenlemeye göre; mükelleflerin uzlaşma, dava açma ve savunma gibi yasal haklarını kullanabilmeleri için tarhiyatın dayanağı olan ve tarhiyatın yapılma nedeni ile matrah farkının tespitine ilişkin hesaplamaların nasıl yapıldığına dair açıklamaları içeren takdir komisyonu kararının, vergi inceleme raporunun veya tarhiyata dayanak alınan mükellef adına düzenlenmiş vergi tekniği raporunun ihbarnameye eklenmesinin gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu niteleme karşısında takdir komisyonu kararının, inceleme raporunun veya mükellef adına düzenlenmiş vergi tekniği raporunun ihbarnameye eklenmemesinin, anılan Kanunun 108. maddesinde belirtilen basit bir şekil noksanlığı olarak mütalaa edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına yapılan tarhiyatın dayanağı olan 2009/8,11, 2010/3, 2012/10, 2013/7 dönemleri katma değer vergilerine ilişkin 18.08.2014 tarih ve 2014-A-1536/31,32,33,34 sayılı vergi inceleme raporlarının, dava konusu cezalı tarhiyatlara ilişkin vergi ve ceza ihbarnameleriyle birlikte davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar anılan vergi inceleme raporları dava açıldıktan ve esas hakkında karar verildikten sonra davacıya tebliğ edilmiş ise de, raporların ihbarnamelerle birlikte tebliğ edilmediği göz önüne alındığında davacının savunma hakkının engellendiği tartışmasız olup, sadece vergi ve ceza ihbarnameleri tebliğ edilmek suretiyle davacıya bildirilen tarh ve ceza kesme işlemlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenle davacının itiraz isteminin kabulüyle Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nin 01/12/2015 günlü, E:2014/2668, K:2015/2348 sayılı kararının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılmasına, davacı tarafından mahkeme ve itiraz aşamasında yapılan, aşağıda dökümü yazılı 219,70-TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı İdarece davacıya ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istenilmesi halinde Mahkemesince itiraz edene iadesine, 2577 sayılı Yasanın geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)