(213 S. K. m. 30, 113, 114)
İSTEMİN ÖZETİ: İnşaat müteahhitliğinden dolayı mükellefiyet kaydı bulunan davacının kat karşılığı inşa ettiği binadan edindiği bağımsız bölüm satışlarından doğan ticari kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle adına takdir komisyonu kararına dayanılarak 2009 yılı için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; dosyasının incelenmesinden, Ankara İli, Etimesgut İlçesi, ... Mahallesi, 45591 ada, 10 parselde kayıtlı mesken niteliğindeki iki adet taşınmazın, ... isimli kişi tarafından ... ve ...'a satıldığının tespit edilmesi sebebiyle izahat istenmesi üzerine ...'ün; davacı ... ile aralarında kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi yaptıklarını, satışı yapılan iki gayrimenkulün müteahhit ...'ın payına düşen gayrimenkuller olduğunu beyan etmesi ve bahsi geçen taşınmaz satışlarının davacı tarafından 2009 yılında kayıt ve beyanlarına yansıtılmadığının saptanması üzerine, uyuşmazlığa konu gayrimenkullerin alımı için ...'ın 50.000-TL ...'un ise 51.000-TL konut kredisi kullandıklarından bahisle, takdir komisyonunca, söz konusu konut kredisi tutarları satış bedeli; satış tutarlarının %80'inin ise maliyet olarak kabul edilmesi suretiyle takdir edilen matrah üzerinden davaya konu tarhiyatının yapıldığı, olayda, 15.06.2007 tarihinden itibaren inşaat müteahhitliği faaliyetinden dolayı mükellefiyet kaydı bulunan ve bahsi geçen taşınmazların tarafınca satılmadığı veya ihtilaf konusu 2009 yılında kayıt ve beyanlarına yansıtıldığı yönünde bir iddia ileri sunmayan davacının, ihtilaf konusu yıldaki taşınmaz satışlarını kayıt ve beyan dışı bıraktığı sabit olduğundan, davacının uyuşmazlık konusu dönem matrahının takdiri için takdir komisyonuna sevkinde yasaya aykırılık bulunmadığı iktisadi ve ticari teamüller gereği konut kredisinin yalnızca konut alımı finansmanında kullanılan bir kredi türü olması ve aksinin iddia edilmesi durumunda, bu durumun iddia eden tarafından ispatı gerekmesi ve olayda da böyle bir iddianın bulunmaması karşısında, davacı vekilinin Mahkemelerine sunduğu savunmaya cevap dilekçesi ekinde yer alan uyuşmazlığa konu gayrimenkullere ait 31.12.2014 tarihli, 16972 ve 16976 numaralı faturalarda belirtilen satış bedellerinin, takdir komisyonunca belirlenen satış bedellerinden de yüksek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, satış bedellerinin alıcıların kullandığı konut kredisi tutarlarından hareketle belirlenmesinde ve Danıştay içtihatları uyarınca satış bedellerinin %80'inin maliyet olarak kabul edilmesi suretiyle hesaplanan matrahta ve bu matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin 10/12/2015 gün ve E: 2015/885, K: 2015/2455 Sayılı kararının; tarhiyata konu taşınmazların satışı karşılığında 2014 yılında fatura düzenlenip, satışa dair ticari kazancın aynı yıl gelir vergisi beyannamesi ile beyan edildiği, aynı taşınmaz satışları sebebiyle yapılan davaya konu tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
KARAR: 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesinde re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmış, maddenin 6.bendinde tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtılmadığına dair delil bulunması, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilen haller arasında sayılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış; zamanaşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
213 Sayılı Kanun'un 114. maddesinin birinci fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı; maddenin ikinci fıkrasında, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zamanaşımını durduracağı, duran zamanaşımının, mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı; aynı Kanunun 374. maddesinde, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçtikten sonra vergi ziyaı cezası kesilemeyeceği ve 114. maddenin ikinci fıkrası hükmünün ceza zamanaşımı için de geçerli olduğu kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğünün, gayrimenkul satışları incelenen ...'ten izahat istenmesi üzerine anılan şahsın 20/08/2014 tarihinde kayda giren dilekçeyle, Ankara İli Etimesgut İlçesi ... Mahallesi 45591 Ada 10 parseldeki ... ve ...'a yapılan gayrimenkul satışlarının, kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı müteahhit olan davacıya ait olduğu, kendisine düşen bir dükkan ve bir dükkan hissesini satmadığı şeklinde yanıt verdiği, anılan Vergi Dairesi Müdürlüğünün 26.08.2014 tarih ve 30453 Sayılı yazısıyla sözü edilen iki taşınmaz satışı için alıcıların kullandığı kredi tutarlarının da bildirilmesi üzerine bağlı bulunduğu Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğünün 17.12.2014 tarih ve 46878 Sayılı yazısıyla; davacıya ait olduğu kabul edilen Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısında belirtilen 2009 yılına ait iki taşınmaz satışına dair bilgiler ile alıcıların kullandığı konut kredisi tutarları belirtilerek, davacının dönem matrahının takdiri için 22.12.2014 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısının dayanak gösterildiği 02.04.2015 tarihli takdir komisyonu kararıyla, ilgili dönem matrahının takdir edildiği, davaya konu vergi ve cezanın duyurulduğu ihbarnamenin 30.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Takdir komisyonu kararında re'sen tarh nedeni, 213 Sayılı Kanun'un 30.maddesinin 6.bendi olarak gösterilmiş ise de davacının müteahhit firma olarak kat karşılığı inşa ettiği binadan payına düşen ve satışını gerçekleştirdiği bağımsız bölümlerin tespiti yönünden detaylı bir inceleme yapılmaksızın, tapu kayıtlarında satıcı görünen arsa sahibinin ifadesine göre satışları davacıya ait olduğu kabul edilen iki bağımsız bölümün satışına dair ticari kazancın, davacının kayıt ve beyanlarına yansıtılıp yansıtılmadığının tespiti, davacının defter ve belgelerinin incelenmesi ve kayıtlı hasılatlarının ilgili dönem beyannameleriyle karşılaştırılması sonucu mümkün olduğu halde davacı nezdinde bir inceleme yapılmadığı gibi ihtilaflı taşınmazlara dair davacıdan izahat da istenmediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple takdir komisyonu kararına dayanak gösterilen Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısında yer alan arsa sahibinin ifadesi ve iki taşınmazın alım satımına dair tarih ve bedel bilgileri tek başına davacının defter ve beyannamelerinin gerçek durumu yansıtmadığına delil teşkil etmeyeceğinden, takdire sevk sırasında re'sen tarh nedeninin varlığından söz edilemez.
Takdir komisyonlarının mükelleflerin dönem matrahlarının takdirinde idarece yapılan araştırma sonuçlarını dayanak almaları olanaklı ise de takdir komisyonuna sevkin öncesinde re'sen tarh nedeninin varlığı gerekmektedir. Olayda ise 213 Sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan ve olayda re'sen tarh nedeni olarak gösterilen defterlerin ve beyannamenin gerçek durumu yansıtmadığını gösteren bir tespit yapılmaksızın takdire sevk edilmesi karşısında, re'sen tarh nedeni ortaya konulmadan takdire sevk ile zamanaşımı durmayacağından, zamanaşımı süresinin dolduğu 31.12.2014 tarihinden sonra tebliğ edilen ihbarnamelerle duyurulan gelir vergisi ve vergi ziyaı cezası zamanaşımına uğramış olup, davaya konu tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kabulüyle Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin 10/12/2015 gün ve E: 2015/885, K: 2015/2455 Sayılı kararının bozulmasına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 4.fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılmasına, aşağıda gösterilen 196,30 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 990-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenmesi halinde, itiraz edene iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)