(2577 S. K. m. 45, 49, Geç. m. 8) (213 S. K. m. 30, 93, 102, 103, 114, 353, 355, 374)
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 2009 takvim yılına dair hesap ve işlemlerinin sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi sonucu sahte fatura kullanıldığından bahisle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddedilerek ilgili dönem beyanlarının düzeltilmesi sonucu 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9 dönemleri için adına re'sen tarh edilen katma değer vergisi ile 2009/9 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davada, "... Turizm ve Gıda Ürünleri Paz. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesi neticesinde yapılan tespitlerin, fatura düzenlediği dönemde gerçek ticari faaliyetinin olmadığını, dolayısıyla davacı adına düzenlenen faturaların gerçek mal alımına dayanmadığını gösterdiğinden, faturalarda gösterilen indirim konusu katma değer vergisinin reddi suretiyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği özel usulsüzlük cezası yönünden ise davacı hakkında tanzim olunan vergi inceleme raporundaki tespitler incelediğinde, faturanın verilmediği, alınmadığı ya da gerçek meblağdan farklı meblağa yer verildiği yolunda yasanının aradığı anlamda ve olay anında gerçekleştirilmiş, somut bilgiler ihtiva eden bir tespitin yapılmadığının anlaşılması karşısında, davacı şirket adına kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, katma değer vergilerinin kaldırılması isteminin ise reddine karar veren İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 26/02/2016 tarih ve E:2015/1379, K:2016/508 Sayılı kararına, davacı vekili tarafından davanın reddine dair kısmına, vergi ceza ihbarnamelerinin usule aykırı tebliğ ile kesinleştirildiği, tebliğ zarfı üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı, davalı idare tarafından ise davanın kabule dair kısmına, davacı mükellef adına düzenlenen faturaların sahte olduğunun tespit edildiği, özel usulsüzlük cezasının kanuni tanımındaki bütün unsurların ceza kesme zamanaşımı süresi içinde somut olarak tespit edildiği, yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek itiraz edilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 Sayılı Kanun ile eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrasının istinaf mahkemelerinin faaliyete başladığı tarihten önce verilen kararlar yönünden saklı tuttuğu kanun yolu hakkı sebebiyle 20/07/2016 tarihinden önce verildiği görülen başvuruya konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına dair hükümler çerçevesinde yapılan itiraz başvurusu hakkında 2577 Sayılı Kanun'un (6545 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki haliyle) 45.maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
KARAR: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların itiraz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde öngörülen ''görev ve yetki dışında bir işe bakılması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması'' nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
İtirazlar, davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9 dönemleri için adına re'sen tarh edilen katma değer vergisi ile 2009/9 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamelerin kısmen kabulüne, kısmen reddine, karar veren ilk derece mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarenin davanın kabul edilen kısmına dair iddiaları Vergi Mahkemesi kararının davanın kabule dair hüküm fıkrasının bozulmasının sağlayacak nitelikte görülmediğinden yerinde görülmemiştir.
Davacının, davanın 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9 dönemlerine dair katma değer vergilerine dair kısmına yönelik itirazına gelince;
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilimum vesika ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği; 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakın, çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunması halinde, tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, maddede yer alan fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra edileceği ve keyfiyetin, taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunacağı; ilan yolu ile tebliğ usullerini düzenleyen üçüncü bölümün 103. maddesinde, muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı; 114. maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı; 374. maddesinde, vergi ziyaı cezasında, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve mükerrer 355. maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl, usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlıyarak iki yıl geçtikten sonra vergi cezası kesilmeyeceği düzenlenmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılacak tebligatlarda, mükelleflere, öncelikle bilinen adreslerinde posta yoluyla tebligat yapılmaya çalışılması gerektiği, mükelleflerin bilinen adreslerinde, yukarda alıntısına yer verilen 102. maddede öngörülen şekilde, mutad tebliğ yollarının denenmesine rağmen, posta yoluyla tebligat yapma imkanı bulunmadığının maddenin son fıkrasında sayılan şahısların iştirakıyla ve maddede tarif edilen şekilde düzenlenecek, objektif bir kanaat oluşturmaya yeterli tutanak haline getirilen tebliğ belgeleriyle ortaya konulması durumunda, tebligatın ilanen yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davaya konu vergi cezalarını ihtiva eden ihbarnamelerin, yukarda yazılı yasa maddelerinde belirtilmeyen ... merkezinde usulüne uygun olmayan şekilde davacıya tebliğ edildiği ve borcun süresinde ödenmediğinden bahisle tahsili için düzenlenen ödeme emrinin 19.01.2015 tarihinde davacıya tebliği esnasında ihbarnamelerden haberdar olunmasına müteakiben bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davaya konu ihbarnamelerin, yasada belirtilmeyen şekilde ... merkezinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği görülmekle, dava dilekçesinde davacı tarafından, davaya konu ihbarnamelerin, öğrenildiği tarih olarak belirtilen 19.02.2015 tarihinin öğrenilme tarihi olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla, davacıya, en geç 31.12.2014 tarihine kadar usule uygun şekilde tebliğ edilemeyen 2009 yılına dair davaya konu vergi ve cezaların bu gerekçeyle zaman aşımına uğradığı ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare itirazının REDDİNE, davacı itirazının KABULÜNE, İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 26/02/2016 tarih ve E:2015/1379, K:2016/508 Sayılı kararın davaya konu cezalı katma değer vergilerine dair kısmının bozulmasına, bu kısım yönünden davanın KABULÜNE, davaya konu özel usulsüzlük cezasına dair kısmının ise yukarda yazılı gerekçe ile ONANMASINA, ilk dava ve itiraz aşamasında davacı tarafından karşılanan ve aşağıda dökümü yapılan 195,30-TL yargılama giderleri ile A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan 21,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince yatıran taraflara iadesine, kararın taraflara tebliğin için dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 Sayılı Kanun ile eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrasının istinaf mahkemelerinin faaliyete başladığı 20/07/2016 tarihinden önce verilen kararlar yönünden saklı tuttuğu kanun yolu hakkı sebebiyle bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde Dairemizde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)