(2577 S. K. Geç. m. 8) (213 S. K. m. 10, 102)
İSTEMİN ÖZETİ: D….Plastik Kimya Isıtma Sistemleri Sanayi Limited Şirketinin 2009 ve 2010 yıllarına ait değişik vergileri ile gecikme zammı borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenerek tebliğ edilen 5.6.2015 tarih ve 2015...3 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; hakkında usulüne uygun olarak yapılan takip sonucunda şirketten tahsil edilemediğinden, kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen Konya 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2016 gün ve E:2015/691; K:2016/526 sayılı kararının; düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
İtiraz başvurusu; D…. Plastik Kimya Isıtma Sistemleri Sanayi Limited Şirketinin 2009 ve 2010 yıllarına ait değişik vergiler ile gecikme zammı borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenerek tebliğ edilen 5.6.2015 tarih ve 2015...3 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması ve davanın kabulü ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükme bağlanmış olup, bu hükme göre, kanuni temsilcinin sorumluluğuna başvurulabilmesi için usulüne uygun olarak tebliğine nazaran alacağın tüzel kişiden tahsil edilememiş olması gerekmektedir.
Anılan Kanunun "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 2. fıkrasında, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye gönderileceği öngörülmüş; son fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına düzenlenen ödeme emrine konu alacak nedeniyle temsilcisi olduğu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde tebliğine ilişkin alındının adreste bulunmadığı hususu şerh düşülerek yalnızca posta dağıtıcısı tarafından imzalanmak suretiyle iade edilmesinden sonra ilanen tebliği üzerine alacağın şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda; adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebliğ evrakının şirketin bilinen adresinde bulunamaması nedeniyle teslim edilemediği hususu komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru nezdinde ve imzasıyla tespit edilmemiş; diğer bir deyişle, tebligat alındısının 213 sayılı Kanunun 102. maddesinin yukarıda yer verilen son fıkrasında sayılan kişilerin imzası ile tutanak haline getirilmemiş olması karşısında, ilanen tebligat koşullarının gerçekleşmediği açık olup, alacağın şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak sonuçlandırılmış olduğunun, dolayısıyla davacıya başvurulması koşulunun oluştuğunun kabulü mümkün bulunmadığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde ve davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının itirazının kabulüne; Konya 2. Vergi Mahkemesinin 25.4.2016 gün ve E:2015/691; K:2016/526 sayılı kararının bozulmasına; davanın kabulüne ve dava konusu ödeme emrinin iptaline; aşağıda dökümü yapılan davacı tarafından karşılanan 214,20 Türk lirası yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine; işbu karara karşı tebliğini izleyen on beş (15) gün içinde Konya Bölge İdare Mahkemesi nezdinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)