(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 28) (213 S. K. m. 118) (6100 S. K. m. 333) (6306 S. K. m. 3, 7) (Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği 16)
İSTEMİN ÖZETİ: 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı şerhi bulunan ve yıkılarak yeniden inşa edilen İzmir İli, …… Mahallesi, 192 pafta, 1163 ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazın 3 nolu bağımsız bölümünün davacı tarafından satın alınması nedeniyle ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davaya konu söz konusu bağımsız bölümün, davacı tarafından satın alınması sonucu tapuda yapılan devir işleminin, 6306 sayılı yasa kapsamında uygulama işlemi sayılıp sayılmayacağı, söz konusu alım satım işleminin bu kanun uyarınca yapılan bir işlem olup olmadığı, tapu harcından istisna tutulup tutulmayacağı, dava konusu olayda Yasada aranan şartların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği hususları hukuki olarak irdelenmesi gerektiğinden, ancak süresinde; yapılan tarh ve tahakkuka karşı açılan davada ileri sürülebilecek ve incelenebilecek nitelikte olan hukuki bir sorunun, 213 sayılı Kanunun aradığı anlamda bir vergilendirme hatası olarak nitelendirilerek düzeltme ve şikayet başvurusuna konu edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, dava konusu düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemde yasal isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İzmir 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 27/05/2016 gün ve E:2015/1293; K:2016/918 sayılı kararın; tapu kaydındaki taşınmazın riskli yapı olduğu, riskli yapı tespit raporunun kesinleştiği ve 6306 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, taşınmazda mevzuatın öngördüğü gerekli yıkım ve inşaatların tamamlanarak tarafına satıldığı, satış sırasında tahakkuk ettirilen tapu harcının yasal olmadığı, yasa kapsamındaki binaların dönüşüme tabi tutulmadan önceki ilk satışları ile uygulamalar neticesinde meydana gelen yapıların ilk satışının muafiyet kapsamında olduğu ve ayrıca hak sahipliği şartı aranmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı şerhi bulunan ve yıkılarak yeniden inşa edilen İzmir İli, …. Mahallesi, 192 pafta, 1163 ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazın 3 nolu bağımsız bölümünün davacı tarafından satın alınması nedeniyle ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun vergilendirme hatalarına ilişkin 118. maddesinin ikinci fıkrasında, mükellefiyette hata; açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınması olarak ve üçüncü fıkrasında, mevzuda hata; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır.
Diğer taraftan, 31.05.2012 tarihli ve 28309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun, ilk maddesinde, bu Kanunun amacının; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi olduğu, 3’üncü maddesinin ilk fıkrasında, riskli yapıların tespitinin, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılacağı ve sonucun Bakanlığa veya İdareye bildirileceği, 2’nci fıkrasında; riskli yapıların, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Bakanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler hakkında, ilgili tapu müdürlüğünce ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi verileceği, 7’nci maddesinin 9’uncu fıkrasında ise; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesi ise bu muafiyetlere ilişkin düzenlemeler getirmiş olup; 25/07/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle, ilgili maddeye eklenen (ç) fıkrasında;
"İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan;
1) Uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemleri,
2) Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, kredi desteğinden faydalanarak veya tamamen kendi kaynaklarını kullanarak, uygulama alanında veya uygulama alanı dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması işlemi,
Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın taşınmazın satıcısı tarafından açılan davada verilen kararın itiraza konu edildiği Dairemizin E:2016/1263 sayılı dosya kapsamıyla birlikte incelenmesinden olayda, üzerinde 6306 sayılı yasa kapsamında kısıtlılık şerhi bulunduğu çekişmesiz olan 324,- m2 arsa üzerindeki üç katlı kargir apartmanın ..... adlı kişiden 11.07.2013 tarihinde ........ İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından satın alınıp yeniden inşa edildiği, aynı arsa üzerinde inşa edilen 20/100 arsa paylı 3. kat, 3 sayılı bağımsız bölümün anılan şirket tarafından davacıya 06.01.2015 tarihinde satışı sırasında adına tahakkuk ettirilen 23.760,00-TL tapu harcını vergi dairesine banka kanalıyla aynı tarihte ödendiği, ardından riskli yapı tespit raporu ve taşınmazın bu niteliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazılarının bulunduğu ve harcın fuzulen ödendiğinden bahisle İzmir Dokuz Eylül Vergi Dairesine 23/01/2015 tarihinde düzeltme başvurusu yapıldığı, yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine İzmir 1. Vergi Mahkemesine açılan davada merci tecavüzü nedeniyle 04.05.2015 tarihinde verilen E:2015/668;K:2015/744 sayılı kararla dilekçe ve eklerinin iletildiği davalı idarece şikayet sürecinin 19.06.2015 tarih ve 59336 sayılı yazı ile satış yapılan davacının hak sahibi malik değil üçüncü kişi olduğu gerekçesiyle reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü, davacının 6306 sayılı kanun kapsamında riskli yapı olduğu tapu kaydına şerh verilen ve yeniden inşa edilen gayrimenkulünün ilk satış işleminin, Yasanın 7. maddesindeki istisna hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun tespitine bağlı olup; kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 16/ç-1 maddesine göre, 6306 sayılı Yasa kapsamında dönüşüme uğrayan binaların ilk satışına harç muafiyeti uygulanacağını düzenlemek suretiyle konuyu açıklığa kavuşturduğuna ve satıcı şirketin dönüşümden önce sahibi olduğu taşınmazı Yasa hükümleri doğrultusunda yeniden inşa ederek yine kendisi tarafından peyderpey de olsa yaptığı ilk satışın bakılmakta olan davaya konu edildiği ortada olduğuna göre, söz konusu satıcı tarafından gerçekleştirilen ilk satış işleminden davacı adına tarh ve tahsil edilen tapu harcında açıkça vergiden istisna edilmiş konudan vergi tahsil edilmiş bulunması nedeniyle, 213 sayılı Yasanın 118/3 maddesi kapsamında verginin mevzuunda hata yapıldığı sonucuna varıldığından, davacının ödene tapu harcının iadesi istemiyle yaptığı şikayet başvurusunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Davacının faiz istemine gelince;
Anayasanın 125'inci maddesinin 1'inci fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, "idarenin sorumluluğu" ile ilgili kurallarla sağlanır. Esasen, idari yargının varlık nedenlerinden biri de budur. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmesi yukarıda açıklanan Anayasa kuralının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Hukuka aykırı işlem nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla talep edilen faiz, kişinin nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeniyle, zarara uğramamak amacıyla karşı taraftan istemeye hakkı olduğu bir karşılık olup, hukuk devletinde, bir zararın faiz adı altında ödenecek tutarla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması düşünülemez. Aksine anlayış, Anayasanın 125'inci maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmü ile bağdaştırılamaz.
Yargı kararıyla kaldırılan vergilendirmeler nedeniyle tahsil edilmiş tutarların ilgililere iadesi sırasında, tahsil tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre için tasarrufundan yoksun bırakılmaktan dolayı iadenin hangi oranda faiz eklenerek yapılması gerektiği konusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununda ve 6183 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28'inci maddesinin 6'ncı fıkrasında ise, vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödeneceği düzenlenmek suretiyle kanuni faiz uygulaması, kararın verilip idareye tebliğinden sonraki zaman dilimine özgülenmiştir.
Bu durumda, haksız yere fazladan alınan vergi ve harç nedeniyle yoksun kalınan tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, Danıştay'ın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunda öngörülen oranda faiz uygulanarak ilgilisine ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulü ile İzmir 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 27/05/2016 gün ve E:2015/1293;K:2016/918 sayılı kararın bozulmasına, davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline, davacıdan tahsil edilen harcın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, aşağıda dökümü yapılan toplam 201,30-TL yargılama gideri ile karar tarihi itibarıyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde mahkememizden karar düzeltme isteme yolu açık olmak üzere 28/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)