(2709 S. K. m. 125, 152, 153) (2547 S. K. m. 58, Geç. m. 70) (6216 S. K. m. 66) (2809 S. K. Geç. m. 3) (657 S. K. m. 4) (2577 S. K. m. 11) (375 S. KHK Ek m. 9) (ANY. MAH. 22.06.2016 T. 2016/13 E. 2016/127 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapan ve aynı zamanda mesai sonrası serbest olarak çalışan davacı tarafından, 2547 Sayılı Kanun'un geçici 70. maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2016 tarih ve E:2016/13, K:2016/127 Sayılı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında tarafına ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarları ile Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 17.10.2018 tarih ve E.53090 Sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin; Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında tarafına ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmının iptali ve iptal edilen kısma yönelik olarak yoksun kalınan üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi, Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması istemiyle yapılan başvuru yönünden ise davanın reddi yönünde Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen 22.04.2019 gün ve E:2018/2191, K:2019/848 Sayılı kararın; davalı idare vekilince Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği, bu nedenle de davacının 2547 Sayılı Kanun'un geçici 70. maddesinin yürürlükte olduğu döneme ilişkin döner sermaye ek ödemesi ile üniversite ödeneğine ve ek ödemelere hak kazanamadığı ileri sürülerek davacı vekili tarafından ise Ekim 2016 tarihinden itibaren döner sermaye ödemelerinin eksik yapıldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Davacı tarafından, lehine olan kısımlar yönünden Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi talep edilmiş olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Dava; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapan ve aynı zamanda mesai sonrası serbest olarak çalışan davacı tarafından, 2547 Sayılı Kanun'un geçici 70. maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2016 tarih ve E:2016/13, K:2016/127 Sayılı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında tarafına ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarları ile Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 17.10.2018 tarih ve E.53090 Sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi tarafından, dava konusu işlemin, davacının, Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında tarafına ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmına ilişkin olarak; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin bulunan kuralın, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edildiği ve bu kuralın bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının daha önce almış olduğu üniversite ödeneği ve ek ödemenin kesilmesinin yasal dayanağının Anayasaya aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesi kararları ile ortaya konulması karşısında, dava konusu işlemin Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında davacıya ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmında mevzuata uygunluk bulunmadığı, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının Anayasa'nın 125. maddesi gereği idarece dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiği; dava konusu işlemin, davacının, Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması isteminin reddine ilişkin kısmına ilişkin olarak, mesai saatleri dışında mesleklerini serbest olarak icra eden ve döner sermaye gelirlerine katkısı bulunmayan öğretim üyelerinin performans hesaplamalarında, 2547 Sayılı Kanun'a dayanılarak çıkartılan Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik düzenlemeleri uyarınca belirlenen (5x8=40)/(7x24=168) oranlı aktif çalışılan gün katsayısının uygulandığı, bu şekilde, davacıya, mesleğini mesai saatleri dışında serbest olarak icra edip etmeme esasına göre belirlenen aktif çalışılan gün katsayısı oranı dikkate alınarak ödeme yapıldığından, davacının, Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusu işlemin, davacının, Aralık 2014 - Ekim 2016 dönemleri arasında tarafına ödenmeyen üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının iptali, dava konusu işlemin anılan kısmı nedeniyle yoksun kaldığı üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye tutarlarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi; dava konusu işlemin, davacının, Ekim 2016 döneminden itibaren eksik ödenen döner sermaye tutarlarının ödenmesi, bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların istinaf talepleri dikkate alınarak dava konusu işlemler incelendiğinde;
Üniversite Ödeneği ve Ek Ödemeler Yönünden;
26/11/2014 tarihli ve 29187 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlğe giren 6569 Sayılı Kanun'un 32.maddeleri ile 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Geçici 70.maddede "Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmez. Bunlardan belirtilen faaliyetlerini sona erdirmek isteyenler 31/12/2014 tarihine kadar bu konudaki iradelerini görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirirler ve bunların en geç 31/05/2015 tarihine kadar bu faaliyetleri sona ermiş sayılır ve çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir. Bu süre içinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenmeye devam olunur.
Bu madde kapsamında bulunan öğretim üyelerinden belirtilen faaliyetlerinden dolayı görevi kötüye kullandıkları yargı kararı ile tespit edilenlerin, genel hükümlere göre sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, serbest meslek veya özel sağlık kuruluşlarında çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir.
Bu madde hükmü Gülhane Askeri Tıp Akademisi öğretim üyeleri hakkında da uygulanır. Ancak bu öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmez." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 21/09/2016 tarih ve 29834 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2016 tarih ve E:2016/13 , K:2016/127 Sayılı kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlırının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrasında, "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralını taşımaktadır.
6216 Sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Mahkeme kararları" başlıklı 66.maddesinin birinci fıkrasında, Mahkeme kararlarının kesin olduğu ve Mahkeme kararlarının Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı, ikinci fıkrasında ise iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü, iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince ileri bir tarih belirlenmiş ise belirlenen tarihte yürürlükten kalkar. Aynı maddenin beşinci fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak ve iptal kararları geriye yürümeyeceği için de bu kanun hükmüne göre tesis edilmiş işlemler geçerliliklerini sürdürecektir.
Anayasa'da, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları idari davalarda olduğu gibi düşünülmemiş ve iptal edilen kuralın baştan beri geçersiz duruma geldiği esası benimsenmemiştir. Türk Anayasal sisteminde "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulanma alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içindeki etkisi böylece ortaya çıkmakta ve "iptal kararları geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamda geçerli olmaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının hukuki kesinlik ilkesi gereğince geriye dönük haklar tesis edemeyeceği hususu ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da kabul görmüştür. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hukuki kesinlik ilkesi gereği anayasa mahkemelerinin iptal kararlarının geriye dönük olarak haklar tesis etmeyebileceğini, ayrıca kararların veya yapılan kanuni düzenlemelerin geriye yürütülmemesi durumunun da ayrımcılık yasağının ihlali anlamına gelmeyeceğini kabul etmiştir (AYM, İkinci Bölüm, B.N.2018/5145-28.11.2018).
Böylece, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının geriye yürümemesi konusu; kanun hükmüne göre kanunun yürürlükte olduğu dönemde tesis edilmiş işlemlerin, düzenleme konusu yapılan hukuki durumların; kamu düzeni, idari istikrar ve hukuki kesinlik ilkeleri gereğince geçerliliğini sürdürmesi, belli bir süre veya uzun süre yürürlükte kalan yasa hükmü uyarınca doğan kazanım ve yükümlülüklerin korunması amacına yönelik olarak yasa koyucu tarafından açık ve amir bir Anayasa hükmü olarak düzenlenmiştir. Düzenlemenin bir amacı da bir kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptali halinde uygulamada doğacak karışıklığın önlenmesine yöneliktir. Bu çerçevede bir kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi ile iptal edilen hükmün doğurduğu tüm hukuki sonuçların ortadan kaldırılması, Anayasanın 153. maddesindeki açık hükme rağmen iptal kararlarının geriye yürütülerek önceki kanuni düzenleme kapsamında tesis edilen borç, yükümlülük ve kazanımların geriye alınması imkanı bulunmamaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nce bireysel başvuruya ilişkin yukarıda belirtilen kararda, "Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı geriye yürümeyeceğinden bu alanda geriye dönük olarak bir düzenleme yapılıp yapılmaması kanun koyucunun takdirinde olup hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin bir gereği olarak -böyle bir düzenleme yapılmadıkça idarenin de geriye dönük olarak bir ödeme yapmaması tabiidir. Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümemesi sebebiyle idare tarafından iptal kararına dayalı olarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaması mülkiyet hakkının ihlaline yol açmaz." denilmiştir.
Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak ve iptal kararları geriye yürümeyeceği için de, bu kanun hükmüne göre tesis edilmiş işlemler geçerliliklerini sürdüreceklerdir.
Öte yandan, Anayasa'nın itiraz yoluna başvurulan kanun ya da KHK ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının beş ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kuralı gereğince Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararları, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanabilecektir.
Bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde; davacının 6569 Sayılı Kanun'un 32.maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 19/11/2014 tarihinde mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunduğu, belirtilen tarihten Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 21.09.2016 tarihe kadar idare tarafından bağlı yetki çerçevesinde davacıya üniversite ödeneğinin ve diğer ek ödemelerin ödenmediği, ancak Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen iptal kararından sonra davacının, 04/10/2018 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvurarak anılan döneme ilişkin ödeme yapılması talebinde bulunduğu anlaşılmakla, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yukarıda açıklandığı üzere geçmişe yürütülmesine olanak bulunmadığı hususu da dikkate alındığında, davacının Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra 2014 yılı Aralık ayı ile 2016 yılı Ekim ayları arasında ödenmeyen üniversite ödeneğinin ve diğer ek ödemelerin ödenmesine yasal açıdan imkan bulunmaması nedeniyle, bu döneme ilişkin dava konusu işlemin iptali ile anılan döneme ilişkin yoksun kaldığı üniversite ödeneği ve ek ödemelerin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Döner Sermaye Ek Ödemesi Yönünden (Aralık 2014 ile Ekim 2016 tarihleri arasında ödenmeyen döner sermayeye ilişkin olarak)
2547 Sayılı Kanun'un 58. maddesinde; yükseköğretim kurumlarında üniversite yönetim kurulunun önerisi ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile döner sermaye işletmesi kurulabileceği, döner sermaye işletmesi faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin, birimler itibarıyla ayrı hesaplarda izleneceği, tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin hesabında toplanan döner sermaye gelirleri bakiyesinden, bu yerlerde; gelir getiren görevlerde çalışan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (28/3/1983 tarihli ve 2809 Sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ödenen tazminat dahil, makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamından oluşan ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 500'ünü; bu yerlerde görevli olmakla birlikte gelire katkısı olmayan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine yüzde 600'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 300'ünü, diğer öğretim elemanlarına ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel (döner sermaye işletme müdürlüğü ve döner sermaye saymanlık personeli dahil) ile aynı Kanunun 4. maddesinin (B) bendine göre sözleşmeli olarak çalışan personele ek ödeme matrahının; hastaneler başmüdürü ve eczacılar için yüzde 250'sini, başhemşireler için yüzde 200'ünü, diğer öğretim elemanları ile diğer personel için yüzde 150'sini, işin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, enfeksiyon, özel bakım gerektiren ruh sağlığı, organ ve doku nakli, acil servis ve benzeri sağlık hizmetlerinde çalışan personel için yüzde 200'ünü geçmeyecek şekilde aylık ek ödeme yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
30.06.1989 tarih ve mükerrer 20211 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinde "ek ödeme" düzenlenmiş, "Aylıklarını 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılacağı, aylıklarını 2914 Sayılı Kanun çerçevesinde alan akademik personellerden, kendisine 2547 Sayılı Kanun'un 58. maddesi'nin (c) ve (f) fıkraları kapsamında döner sermaye ödemesi yapılanlara ek ödeme yapılmayacağı" düzenleme altına alınmıştır.
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58. maddesinde, öğretim elemanlarının özlük haklarından sayılabilecek döner sermaye ek ödemelerinin dağıtılmasındaki usul ve esaslar ana hatları ile belirlenmiş, ödemelerin temel koşulları ile oranı açıkça ortaya konulmuştur. Bu maddede, idareye bırakılan yetkinin de sınırını çizecek bir takım prensipler belirlenerek; (personelin unvanı, görev çeşidi, çalışma koşulları, faaliyetleri, ile ilgili performansı, riskli birimlerde çalışması gibi) hazırlanacak yönetmeliğin hizmete katkı unsurunu esas alması gerektiği hususu düzenlenmiştir.
Döner sermaye ek ödemesinden yararlanmanın koşulu, hizmete fiili katkı sağlamak olup, bu koşulu sağlayan bir çalışanın döner sermaye ek ödemesinden de yararlandırılması gerekmektedir. Aksi düşüncenin kabulü, öğretim elemanlarının aynı çalışma süresi içerisinde aynı hizmeti sunmalarına ve aynı statüde bulunmalarına rağmen tam gün çalışıp mesai saatleri dışında serbest çalışanlar ile çalışmayanlar arasında ayrım yapılması sonucunu doğuracaktır.
Diğer yandan, 2547 Sayılı Kanun'un Geçici 70. maddesiyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmeyeceği hükme bağlandığı halde, bu personelin döner sermaye ödemesinden yararlanamayacakları yönünde herhangi bir düzenleme getirilmediği, bir başka ifadeyle, söz konusu Yasa hükmünde yer alan "ek ödeme" kavramından 2547 Sayılı Kanun'un 58.maddesinde düzenlenen döner sermaye ek ödemesinin değil, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek. 9 maddesinde düzenlenen ek ödemenin anlaşılması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlıkta her ne kadar, yukarıda aktarılan mevzuat ve açıklamalar ışığında davacıya 2547 Sayılı Kanunu Geçici 70.maddesi hükmünün yürürlükte olduğu dönemde döner sermaye ek ödemesi yapılmaması hukuka aykırı ise de, davacının döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılması için söz konusu dönemde davalı idareye bir başvurusu ve yine bu döneme ilişkin açmış olduğu bir dava bulunmadığı, ayrıca davacıya Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 21.09.2016 tarihinden sonra döner sermaye ek ödemesi yapılmaya başlandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından döner sermaye ödemesinin (Aralık 2014 ile Ekim 2016 tarihleri arasındaki dönemde) yapıldığı her bir uygulama işleminden sonra tarafına döner sermaye ödenmemesine ilişkin uygulama işlemine karşı 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde belirtilen usul izlenerek veya doğrudan döner sermaye ödenmemesine ilişkin işleme karşı aylık tahakkuk tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten ve döner sermaye ödemesi yapılmaya başladıktan sonra 04.10.2018 tarihli başvurunun reddi üzerine açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu döneme ilişkin dava konusu işlemin iptali ile anılan döneme ilişkin yoksun kalınan döner sermaye ödemelerinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Döner Sermaye Ek Ödemesi Yönünden (Ekim 2016 - 04.10.2018 (Başvuru) tarihleri arasında eksik ödenen döner sermaye ödemeleri ile bundan sonra yapılacak ödemelerinden kesinti yapılmaması isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden)
Dava konusu işlemin, 05.08.2018 tarihinden davalı idare başvuru yapıldığı 04.10.2018 tarihine kadar ki eksik ödendiği belirtilen döner sermaye ödemeleri ile bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması istemine ilişkin olarak davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunmuş olup, bu husustaki davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Öte yandan, davacı tarafından döner sermaye ödemesinin Ekim 2016 tarihinden itibaren eksik ödendiği ileri sürülmekle birlikte, Ekim 2016 tarihinden sonra döner sermaye ödemelerinin yapıldığı her bir uygulama işleminden sonra tarafına döner sermayenin eksik ödenmesine ilişkin uygulama işlemine karşı 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde belirtilen usul izlenerek veya doğrudan döner sermaye ödenmemesine ilişkin işleme karşı aylık tahakkuk tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, davalı idareye başvuru yapıldığı 04.10.2018 tarihinden geriye doğru 60.güne kadar (05.08.2018) bu yönde davalı idareye bir başvuruda bulunulmadığı gibi, dava da açılmadığından, 2016 yılı Ekim ayı ile 05.08.2018 tarihi arasındaki eksik ödendiği belirtilen döner sermaye ödemelerine ilişkin başvurunun reddi üzerine açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığından, bu döneme ilişkin olarak davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının üniversite ödeneği ve diğer ek ödemelere ilişkin kısmı ile döner sermaye ek ödemesine ilişkin kısmının (Aralık 2014 ile Ekim 2016 tarihleri arasında ödenmeyen döner sermayeye ilişkin olarak) kaldırılmasına, üniversite ödeneği ve diğer ek ödemelere ilişkin kısmının esastan, döner sermaye ek ödemesine ilişkin kısmının (Aralık 2014 ile Ekim 2016 tarihleri arasında ödenmeyen döner sermayeye ilişkin olarak) ise süre aşımı yönünden reddine oyçokluğuyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile 05.08.2018 tarihinden davalı idare başvuru yapıldığı 04.10.2018 tarihine kadar ki eksik ödendiği belirtilen döner sermaye ödemeleri ile bundan sonra yapılacak üniversite ödeneği, ek ödeme ve döner sermaye ödemelerinden kesinti yapılmaması istemiyle yapılan başvurusunun reddine ilişkin olarak verilen karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından başvurunun bu kısmına yönelik olarak istemin reddine, Ekim 2016 - 05.08.2018 tarihleri arasında eksik ödenen döner sermaye ödemeleri yönünden ise yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine oybirliğiyle, aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait toplam 151,50 TL ile istinaf safhasına ait toplam 154,25 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait 32,95 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine; artan tebligat avanslarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi uyarınca taraflara iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası gereğince diğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere, 14/11/2019 tarihinde karar verildi.
AZLIK OYU: İstinafa konu mahkeme kararının iptal ve kabule ilişkin kısımları ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, bu kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)