İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, hakkında yapılan inceleme sonucu ikrazatçılık faaliyeti ile faiz geliri elde ettiği tespit edildiğinden bahisle 2010/1 ila 12. dönemleri için adına re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergilerinin kaldırılması istemiyle açtığı davanın; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitler değerlendirildiğinde, ifadesine başvurulan şahısların davacıdan herhangi bir mal veya hizmet almadıkları, nakit para aldıkları ve bunun karşılığında davacıya komisyon ödedikleri yönünde beyanda bulundukları, davacının ilgili yıldaki hasılatının tamamının POS cihazlarından yaptığı kredi kartı işlemlerinin olduğu, dolayısıyla davacının 2010 yılında pos cihazı kullanarak borç para vermek suretiyle tefecilik faaliyetinde bulunduğu ve borç para vermek sureti ile elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği, ayrıca vergilendirmeye ilişkin tarhiyatın sebebinin davacının muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesinden kaynaklandığı, bu eylemin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesi kapsamında bulunduğundan ziyaa uğratılan verginin üç katı vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği, bu itibarla davacı adına re'sen tarh edilen üç kat banka ve sigorta muameleleri vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 10.06.2016 gün ve E:2015/1560, K:2016/998 sayılı kararın; dava konusu tarhiyatın daha önce dava konusu edildiği ve davalı idarece ortadan kaldırıldığı, faaliyeti yasak olan bir konuda adına vergi mükellefiyeti tesis edilerek banka ve sigorta muameleleri tarhiyatı yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, davalı idarenin vekili olmadığı halde vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülerek itirazen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mükellefin 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 545 sayılı KHK ile değişik 9. maddesinde tanımlanan "tefecilik" faaliyetinde bulunduğu ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kerdi Kartları Kanun'unun 36. maddesi kapsamında gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlediği, mükellefin 2010 takvim yılında 9,000-TL tutarındaki pos tefeciliğinden kaynaklanan komisyon geliri elde ettiği, bu gelirin aylık dönemlerde eşit olarak dağıtılarak bu tutarın banka ve sigorta muameleleri vergisi yönünden aylık dönem matrahı olarak dikkate alındığı, % 5 oranında hesaplanan verginin davacı adına üç kat vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, telefon ve kontör ticareti faaliyeti nedeniyle mükellefiyet kaydı bulunan davacının, hakkında yapılan inceleme sonucu ikrazatçılık faaliyeti ile faiz geliri elde ettiğinin tespit edildiğinden bahisle 2010/1 ila 12. dönemleri için adına re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 10.06.2016 gün ve E:2015/1560, K:2016/998 sayılı kararın, 2010/1 ila 12. dönemleri için davacı adına tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergilerine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda belirtilen bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından, itiraz isteminin dava konusu vergi ve cezalara ilişkin kısmının reddi gerekmektedir.
Davacının, Vergi Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik itiraz istemine gelince;
2577 sayılı Yasa'nın 31. maddesinin gönderme yaptığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde; yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği; 330. maddesinde vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği; 323. maddesinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığına karşı açılan davada, davalı idarenin davayı vekil aracılığıyla takip etmediği halde itiraza konu kararda davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedildiği görüldüğünden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 10.06.2016 gün ve E:2015/1560, K:2016/998 sayılı kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına; davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine; anılan kararın, dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı banka sigorta muameleleri vergilerinin kaldırılması istemine ilişkin davanın reddine dair hüküm fıkrasının onanmasına; aşağıda dökümü yapılan 232,20-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, yersiz alınan 121,60.-TL temyiz YD harcının istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)