(2577 S. K. m. 28) (3194 S. K. m. 18, 32)
İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İli, …. Mahallesi, 7399 ada, 9 parsel sayılı, mülkiyeti davacı şirkete ait taşınmazda bulunan yapıya yapı kullanma izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun; davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin parselasyon planının, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 18.07.2014 tarihli, E:2012/1129, K:2014/868 sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahsile reddine dair 23.03.2016 tarihli, 56591176-622.03 sayılı davalı idare işleminin; hukuka aykırı olduğu, davaya konu parsel dışında bir başka parsele ilişkin iptal kararının, onaylı imar planı ve yapı ruhsatına uygun olarak yapılan yapıya iskan ruhsatı verilmesine engel teşkil etmeyeceği iddia edilerek iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28.09.2016 tarih ve E:2016/376, K:2016/689 sayılı kararın, istinaf yoluyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Bursa İli, …… Mahallesi, 7399 ada, 9 parsel sayılı, mülkiyeti davacı şirkete ait taşınmazda bulunan yapıya yapı kullanma izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun; davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin parselasyon planının, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 18.07.2014 tarihli, E:2012/1129, K:2014/868 sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahsile reddine dair 23.03.2016 tarihli, 56591176-622.03 sayılı davalı idare işleminin istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Bursa İli, ….. Mahallesi, 7399 ada, 9 parsel sayılı, mülkiyeti davacı şirkete ait taşınmazın, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.07.2006 tarih ve 475 sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında, ayrık nizam, KAKS=1.20 en çok yapı yüksekliği ile HMAKS=12.50 metre ticaret alanında kaldığı, anılan taşınmazı kapsayan alana ilişkin olarak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2981/3290 sayılı Kanunun Ek-1 maddesi uyarınca yapılan parselasyon planının ise Osmangazi Belediye Encümeninin 17.02.2011 tarihli, 591 sayılı ve 25.09.2012 tarihli, 2518 sayılı kararları ile onaylandığı, akabinde davaya konu taşınmaza ilişkin 06.09.2013 tarihli, 982 sayılı ve 09.12.2013 tarihli, 1316 sayılı yapı ruhsatlarının düzenlendiği, bu arada, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin parselasyon planının, taşınmaza komşu 7399 ada, 8 parsel yönünden iptali istemiyle Bursa 3. İdare Mahkemesi nezdinde dava açıldığı ve anılan Mahkemenin 18.07.2014 tarihli, E:2012/1129, K:2014/868 sayılı kararı ile söz konusu parselasyon planının, 7399 ada, 8 parsel yönünden iptal edildiği, davalı idare tarafından, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin anılan iptal kararı sonrasında, iş bu davaya konu 7399 ada, 9 parselin malik, müteahhit ve yapı denetim firmasına, inşai faaliyetlerini durdurmaları hususunda 24.10.2014 tarih ve 27377 sayılı yazıların gönderildiği, inşaatın tamamlanması üzerine yapı kullanma izin belgesi verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, taşınmazın bulunduğu alana ilişkin parselasyon planının, bir başka taşınmaz yönünden iptali gerekçe gösterilerek reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta inşaat ruhsatına göre yapının süresi içinde tamamlanıp tamamlanmadığı ve buna göre davacının kazanılmış hakkının bulunup bulunmadığı önem kazanmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28.maddesinin 4001 sayılı Yasanın 13. maddesi ile değişik birinci fıkrasında: Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ruhsatsız veya Ruhsat ve Eklerine Aykırı Olarak Başlanan Yapılar başlıklı 32.maddesinde ise: "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir" kuralı yer almıştır.
2577 sayılı Yasa'nın 28.maddesi uyarınca, uyuşmazlık konusu yapıların yapımına dayanak oluşturan uygulama imar planının veya imar uygulamasının iptali ya da yürütmesinin durdurulması kararı üzerine, davalı idarece bu kararın gereklerine göre gecikmeksizin uygulanması amacıyla, plana ve uygulamaya göre yapılmakta olan yapıların mevcut durumunun tespitine yönelik olarak 3194 sayılı Yasanın 32.maddesine göre inşai faaliyete devam edilmesinin tedbir olarak mühürlenmek suretiyle durdurulması gerekmektedir.
Bu şekilde, uygulama imar planı veya imar uygulaması planlarına karşı açılan davanın yargılama süreci içerisinde verilecek kararlar ile bu kararlar üzerine, yeniden yapılacak olan imar plan ile imar uygulaması planlarında inşai faaliyeti durdurulan yapılar için öngörülen durumun, mevcut ruhsatın bu planlara uygun olduğu ve inşai faaliyetin devam edilmesini engelleyen bir yönünün bulunmadığının tespiti halinde mühürlemenin sona erdirilerek inşai faaliyetin, mevcut ruhsatına göre devamına izin verilmesi gerektiği, aksine bir durumun tespitinde ise, yeni yapılan imar planlarına / uygulama planlarına aykırı olan yapı ruhsatının iptali yoluna gidileceği tabiidir. Ancak, yapı için yargı kararlarından önce, yapı kullanma izin belgesinin düzenlemiş olduğunun belirlenmesi halinde, izin alınan yapı ya da yapı kısımları için inşaatın bittiği ve kazanılmış hakkın doğduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu tespitler ışığında somut olaya ilişkin değerlendirme yapıldığında ise, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 18.07.2014 tarihli ve E:2012/1129, K:2014/868 sayılı kararı incelendiğinde anlaşılmaktadır ki, davacının da içinde bulunduğu taşınmazları da içine alan bölge için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılmış olan uygulama planının düzenleme ortaklık payı ve düzenleme sınırı gibi iki temel yönden hukuka aykırı bulunduğu görülmektedir. Bu hukuka aykırılıkların ise düzenleme sahasında bulunan tüm taşınmazları etkilediği ve artık 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. Maddesi uyarınca uygulama alanının tamamının parselasyonunun tamamlandığından söz edilemeyeceği bu durumun ise söz konusu parselasyon işlemine dayalı olarak düzenleme sahası içerisinde verilen tüm ruhsatları da etkileyeceği açıktır.
Davalı idarece de bu gereklilik ve Mahkeme kararının 30 günlük yasal sürede uygulanması zorunluluğu uyarınca halen iskan ruhsatı almadığından kazanılmış hakkı doğmayan, hatta davacıya inşaat faaliyetlerini durdurmasının tebliğ edildiği 24.10.2014 tarih ve 27377 sayılı davalı idare işleminden sonra mahallinde davalı idare elemanlarınca 30.12.2014 tarihinde yapılan seviye tespitine göre kaba kısmı biten ve bir kısım duvarları dahi örülmemiş olan inşaatın davacılar tarafından, davalı idarenin inşaatın durdurulmasına yönelik ihtarına uyulmadan tamamlanmış olması davacılara ait inşaatları için iskan verilmesine imkan tanımamaktadır.
Kaldı ki davalı idarenin 24.10.2014 tarih ve 27377 sayılı inşai faaliyetlerin durdurulmasına yönelik işlemine davacının uymamasını haklı bir gerekçeye oturtmak ve bu işleme uymayıp inşaatın bitirilmiş olmasını yapı kullanma izni alınmasına haklı bir gerekçe yapmakta hukuken imkan dahilinde bulunmamaktadır.
Bu durumda, davaya konu edilen işlemin hukuka uygun olması nedeni ile davanın reddi gerekirken, aksine davanın iptaline yönelik mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28.09.2016 tarih ve E:2016/376, K:2016/689 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 241,10 - TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 200,95.- TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 10/05/2017 tarihinde temyizi kabul olmak üzere oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)