(2709 S. K. m. 50) (2577 S. K. m. 45) (4046 S. K. m. 22) (4857 S. K. m. 53, 54, 57, 58, 59, 60) (418 S. KHK. m. 40) (527 S. KHK. m. 31) (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Personel Yönetmeliği m. 1, 12)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin 17/12/2015 gün ve E:2014/608 K:2015/2414 Sayılı kararının itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek itirzın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 6545 Sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki şekli uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı A.Ş. Araştırma Merkezi Dairesinde "Baş Danışman" olarak çalışmakta iken 30.01.2014 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile iş sözleşmesi feshedilen davacı tarafından kullandırılmayan izin ücretlerinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenmeyen izin ücretlerinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; ilgili mevzuat, işçinin ve kapsam dışı personelin her hizmet yılına karşılık hak ettiği yıllık ücretli iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanacağı ve yıllık izin hakkından vazgeçilemeyeceği yolundaki emredici düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, işçinin ve kapsam dışı personelin sadece ücretinin ödenmesi suretiyle yıllık izin süresini çalışarak geçirmesinin söz konusu olamayacağı gibi, izin sürelerinin zorunlu bir neden olmaksızın birleştirilerek sonraki yıllarda kullandırılmasının da Kanun'a aykırı olacağı, fakat bu durumlarda işçi ve kapsam dışı personelin izin hakkını kaybetmiş sayılmayacağı, bunun doğal bir sonucu olarak iş sözleşmesinin devamı sırasında kullandırılmayan izinlerin karşılığının istenmesi olanağı bulunmadığı, aksi hâlde işçi ve kapsam dışı personelin sırf para alabilmek düşüncesiyle izin hakkından vazgeçme olanağına sahip olabileceği, ancak bu durumun Anayasa'da güvence altına alınmış olan dinlenme hakkına aykırı düşeceği, iş sözleşmesinin devamı süresince, kullandırılmayan geçmiş yıl izin süreleri kadar fazla çalışma ücretini isteyemeyen işçi veya kapsam dışı personelin bu durumda, birikmiş bulunan ücretli yıllık izinlerini kullanmak durumunda olduğu, ifade edildiği üzere aslolanın yıllık ücretli izinlerin ilgili yılda veya bir sonraki yılda kullanılması olduğu ve geçmiş yıllarda kullanılmayan yıllık ücretli izinlerin karşılığı olarak ilgililere ücret ödemesi yapılacağına ilişkin açıklanan mevzuat hükümlerinde bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda davacının geçmiş yıllara ait yıllık ücretli izin sürelerinin karşılığı olarak ücret ödemesi yapılacağına ilişkin bir kuralın bulunmaması nedeniyle, kullanmadığı yıllık ücretli izinlerinin karşılığı olan ücretlerinin ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilince, TPAO Personel Yönetmeliği'nin 68. maddesinin atfı gereği 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 59. Maddesinde "İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar..." hükmünde herhangi bir süre sınırlandırması olmadığı, dolayısıyla davalı kurumun sadece son beş yıllık süreye ait izin ücretini ödeyip, bu süreden önceki döneme ait yıllık izin ücretlerini ödememesinin yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Danıştay 11.Dairesinin 03.12.2015 tqrih ve E.2013/1274 ve K.2014/608 Sayılı kararının da bu yönde olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 50. maddesinin son iki fıkrasında, dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve ücretli yıllık izin hakları ve şartlarının kanunla düzenleneceği belirtilerek çalışanlar için bir temel hak olan ücretli yıllık izin haklarının işveren tarafından kullandırılma usul ve esaslarının belirlenmesi kanun koyucuya bırakılmıştır.
233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listenin (A) bölümünde, ... A.O. (TPAO), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ilgili iktisadi devlet teşekkülleri arasında gösterilmiş; 399 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinin (a) bendinde teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceği; (b) bendinde, teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda, devlet tarafından tahsis edilen kamu sermayesinin kârlı, verimli ve ekonominin kurallarına uygun bir şekilde kullanılmasında bulunduğu teşkilât, hiyerarşik kademe ve görev unvanı itibarıyla kuruluşun kârlılık ve verimliliğini doğrudan doğruya etkileyebilecek karar alma, alınan kararları uygulatma ve uygulamayı denetleme yetkisi verilmiş asli ve sürekli görevlerin genel idare esaslarına göre yürütüleceği, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerinin; genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul ve daire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettiş ve müfettiş yardımcıları ile ekli 1 Sayılı cetvelde kadro unvanları gösterilen diğer personel eliyle gördürüleceği, bunlar (memurlar) hakkında bu Kanun Hükmünde Kararname'de belirtilen hükümler dışında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; (c) bendinde, (b) bendi dışında kalan sözleşmeli personelin, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esasları dışında yürüttükleri hizmetlerinde bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde akdedilecek bir sözleşme ile çalıştırılan ve işçi statüsünde olmayan personel olduğu, (e) bendinde ise işçilerin bu Kanun Hükmünde Kararname'ye tâbi olmadığı belirtilmiş; 21. maddesinde 3. maddenin (c) bendinde belirtilen sözleşmeli personelin ücretli yıllık izin hakları ile ilgili düzenleme yapılmış; geçici 9. maddesinde de "Özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olup yönetim kademelerinde iş kanunları çerçevesinde personel çalıştıran ve ekli 1 Sayılı cetvelde yer almayan teşebbüs ve bağlı ortaklık personeli hakkında, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tâbi oldukları iş kanunu hükümleri uygulanır..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; kamu iktisadi teşebbüslerinde memur ve sözleşmeli personelin yanında yer alan kapsam dışı personel ile ilgili olarak mülga 418 Sayılı KHK (md. 40/II) ve 527 Sayılı KHK (md. 31/II) ile 4046 Sayılı Kanun'da da (md. 22) düzenlemelere yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında "kapsam dışı personel" adı altında İş Kanunu çerçevesinde çalıştırılan bir personel grubunun daha bulunduğu, yukarıda yer verilen düzenlemeler ve yargı içtihatları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin 399 Sayılı KHK'nın eki 1 Sayılı cetvelde yer almayan pozisyonlarında, İş Kanunu çerçevesinde kapsam dışı personel adı altında personel çalıştırılmasının 399 Sayılı KHKnın yürürlüğe girdiği 29.01.1990 tarihinden itibaren statü olarak kabul edildiği ve bu statüye hukukilik kazandırılarak uygulamaların sürdürüldüğü, bu personel hakkında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar statüsünün devamını temin maksadıyla İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasının benimsendiği sonucuna varılmakta olup, kapsam dışı personel ile idareler (KİT'ler) arasındaki ilişkinin kamu hukuku ilişkisi olduğundan hareketle, bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiğinin yerleşik yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunması da bu uyuşmazlıkların İş Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesine engel teşkil etmemektedir.
İş Kanunu'na tâbi olarak çalıştırılan personelin yıllık ücretli izin haklarına ilişkin düzenlemeler, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 53 ilâ 60. maddelerinde yer almaktadır. Anılan Kanun'un 53'üncü maddesinin ikinci fıkrasında, "Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez." hükmüne yer verilmiş; 54. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, işçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresinin, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru hesaplanacağı, işçinin hesaplanacak her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanacağı; 57. maddesinin birinci fıkrasında, işverenin, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorunda olduğu; 58. maddesinde de, yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine ödenen ücretin işveren tarafından geri alınabileceği belirtilmiş; "Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti" başlıklı 59. maddesinin birinci fıkrasında da, "İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar." hükmüne yer verilmiştir.
233 ve 399 Sayılı KHK ile İş Kanunu'na dayanılarak hazırlanan ve Resmi Gazete'nin 29.11.2006 gün ve 26361 Sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe konulan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Personel Yönetmeliği'nin 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı daimi kadrolarında toplu-iş sözleşmesi kapsamı dışında kalan belirsiz süreli hizmet akdi ile çalışan personelin; tayin, nakil, terfi, kadro, çalışma esasları, sosyal, idari, mali ve diğer özlük hakları ile disiplin yönünden tâbi olacakları hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 12. maddesinin 5. fıkrasında, "Yıllık ücretli izin hakkı, izine hak kazanılan takvim yılını takip eden yılın sonuna kadar kullanılır. Bu süre Genel Müdürlükçe uzatılabilir. Yıllık ücretli izinden vazgeçilemez. Asıl olan hak edilen iznin, işlerin aksamasına meydan verilmeden kullanılmasının sağlanmasıdır." kuralına yer verilerek İş Kanunu'na paralel düzenleme yapılmıştır.
Yukarıda anılan düzenlemelerden, yıllık ücretli izin hakkının, hak sahibinin bile kullanmaktan feragat edemeyeceği yasal ve anayasal bir hak olduğu, iş sözleşmelerine yıllık ücretli izin hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracak nitelikte hükümler konulması mümkün olmadığı gibi kullanılamayan izin sürelerine karşılık olmak üzere ilave bir ücret ödemesi yapılarak bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olmadığı ancak hizmet akdinin sona ermesi halinde artık izin hakkının kullanılması mümkün olmadığından bu hakkın ücrete dönüşeceği ve daha önce kullanılamayan yıllık izinlere ait ücretin, akdin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ilgiliye topluca ödeneceği, fesih tarihinden geriye doğru bir zaman sınırlaması da konulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının çalıştığı süre zarfında kullanamadığı bütün ücretli izinlerine karşılık Kanun'da belirtilen izin ücretinin ödenmesi zorunlu olup, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren geriye doğru beş yılda kullanılmayan ücretli izin sürelerinin karşılığı ücret ödemesi yapıldığı halde beş yıldan öncesine ait kullanılmayan yıllık ücretli izinlerin karşılığı olan ücretlerin de ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, itirazın kabulüyle itiraza konu idare mahkemesi kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının emeklilik tarihinden geriye doğru 5 yıldan öncesine ait kullanılmayan yıllık izinlerin karşılığı ücretin idareye başvuru tarihi olan 04.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü gösterilen toplam 245,40 TL yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yersiz alınan 118,60 TL temyiz yoluna başvurma harcı ve temyiz karar harcının isteği halinde, posta gideri avansından artan miktarın ise karar kesinleştiğinde davacıya iadesine 2577 Sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren on beş (15) gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)