(2709 S. K. m. 125) (4458 S. K. m. 211) (2577 S. K. m. 28)
Başvurunun Konusu: Davacı şirket adına tescilli 10.10.2014 tarih ve IM018957 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyanın gözetim kıymet uygulamasına tabi olduğu, ancak gözetim belgesinin ibraz edilememesi sebebiyle eşyanın gözetim kıymetine yükseltilip fark tutarın yurt dışı giderlere eklenmesi suretiyle beyanı sonucu fazladan ödenen gümrük vergisi ile katma değer vergisinin 4458 Sayılı Gümrük Kanununun 211.maddesi uyarınca tecil faiziyle geri verilmesi talebinin reddine dair işleme vaki itirazın reddine dair Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davada; davaya konu eşyanın birim kıymetinin ihracatçıya ödenen gerçek kıymet olmadığı yönünde yapılmış bir saptama bulunmadığı, ihtilafın, gözetime tabi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eşyanın, salt bu nedenle, yurt dışı gider kalemi eklenmek suretiyle yüksek beyan edilen birim kıymete göre hesaplanan fazla verginin yasaya uyarlık arzedip etmediği noktasına dair olduğu, beyan edilen eşya için Tebliğde belirtilen kıymetlerin, eşyanın, Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı gibi Tebliğde de böyle bir durumda, belirtilen kıymetin esas alınması suretiyle ek tahakkuk yapılmasını öngören herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla tebliğ hükümleri çerçevesinde beyan edilen yurt dışı gider kalemiyle ilgili olarak ortada, kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığı anlaşıldığından, gözetim önlemlerinin yanlış algılanması suretiyle, fazladan tahsil edildiği açıkça anlaşılan vergilerin iadesi istemini reddeden davalı idare işlemine vaki itirazın reddine dair işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın davacıya iadesi gerektiği, faiz istemine gelince; idareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasının, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsadığı, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması sebebiyle iadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüştüğü, dolayısıyla bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, paranın tasarrufundan yoksun kalınan süre için faiz ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davaya konu işlem iptal edilerek fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle davacı şirkete iadesine dair olarak İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen 29/09/2016 gün ve E:2016/239; K:2016/1261 Sayılı kararın; davacı şirket adına tescilli 10.10.2014 tarih ve IM018957 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyaya dair olarak fazladan ödenen gümrük vergisi ile katma değer vergisinin iadesine yönelik olarak, itiraz konusu olabilecek herhangi bir ek tahakkuk yapılmadığı, davacı şirketin tamamen kendi insiyatifiyle ek beyanda bulunduğu ve gümrük işlemlerinin davacı şirketin beyanı üzerine yapıldığı, beyan edilen matrahlar üzerinden yapılan tarhiyatlara karşı dava açılamayacağı, davacı şirketin sırf gözetim belgesi almamak için ihtirazi kayıt koymaksızın yurt dışı gider beyanında bulunarak sonradan kontrol olanağını ortadan kaldırdığı ve kötüniyetli olduğu, olayda, 4458 Sayılı Kanun'un 211. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir hatanın mevcut olmadığı, idarelerince yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Süresinde savunma yapılmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı şirket adına tescilli 10.10.2014 tarih ve IM018957 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyanın gözetim kıymet uygulamasına tabi olduğu, ancak gözetim belgesinin ibraz edilememesi sebebiyle eşyanın gözetim kıymetine yükseltilip fark tutarın yurt dışı giderlere eklenmesi suretiyle beyanı sonucu fazladan ödenen gümrük vergisi ile katma değer vergisinin 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 211.maddesi uyarınca tecil faiziyle geri verilmesi talebinin reddine dair işleme vaki itirazın reddine dair Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü işleminin iptali ve ödenen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmış olup; İzmir 1. Vergi Mahkemesince davanın kabulüne, davaya konu işlem iptal edilerek fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle davacı şirkete iadesine karar verilmesi üzerine, karara yönelik olarak istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen 29/09/2016 gün ve E:2016/239, K:2016/1261 Sayılı kararın davaya konu işlemin iptaline dair kısmı, usul ve yasaya uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle iadesi kısmına gelince;
Anayasanın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, "idarenin sorumluluğu" ile ilgili kurallarla sağlanır. Esasen, idari yargının varlık nedenlerinden biri de budur. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de hukuka aykırı işlemleri sebebiyle ortaya çıkan zararı tazmin etmesi yukarda açıklanan Anayasa kuralının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Hukuka aykırı işlem sebebiyle ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla talep edilen faiz, kişinin nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeniyle, zarara uğramamak amacıyla karşı taraftan istemeye hakkı olduğu bir karşılık olup, hukuk devletinde, bir zararın faiz adı altında ödenecek tutarla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması düşünülemez. Aksine anlayış, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmü ile bağdaştırılamaz.
Yargı kararıyla kaldırılan vergilendirmeler sebebiyle tahsil edilmiş tutarların ilgililere iadesi sırasında, tahsil tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre için tasarrufundan yoksun bırakılmaktan dolayı iadenin hangi oranda faiz eklenerek yapılması gerektiği konusunda 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda ve 6183 Sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 6. fıkrasında ise, vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödeneceği düzenlenmek suretiyle kanuni faiz uygulaması, kararın verilip idareye tebliğinden sonraki zaman dilimine özgülenmiştir.
Bu durumda, haksız yere fazladan alınan vergi ve harç sebebiyle yoksun kalınan tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, Danıştay'ın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine dair Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak ilgilisine ödenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple, davacı şirketin, fazladan ödediği vergilerin 6183 Sayılı Kanunda düzenlenmiş tecil faizi ile iadesine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, faiz isteminin kısmen reddine karar verilmesi; bu bağlamda, kararın faize dair kısmının kısmen kaldırılması gerekmektedir.
Sonuç: Açıklanan nedenle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, kararın davaya konu işlemin iptali kısmına yönelik başvurunun reddine, ödenen vergilerin tecil faiziyle iadesi kısmına yönelik başvurunun ise kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen 29/09/2016 gün ve E:2016/239;K:2016/1261 Sayılı kararın faize dair kısmının kaldırılmasına ve ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, faiz isteminin yasal faizi aşan kısmının reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye, aşağıda ayrıntıları yazılı ve davacı tarafından dava aşamasında yapılan 94,95-TL yargılama gideri ile 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 31,00-TL yargılama giderinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, Harçlar Kanunu uyarınca 31,40-TL maktu karar harcının bağlı bulunduğu vergi dairesince davacıdan tahsili için mahkemesince müzekkere yazılmasına, yatırılan posta gideri avanslarından artan miktarların mahkemesince HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, kararımızın tebliğini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 28.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)