(3065 S. K. m. 28, 29)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2012 yılında yaptığı indirimli orana tabi teslimleri nedeniyle yüklendiği katma değer vergisinin katma değer vergisi iadesi tasdik raporuna istinaden iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin 11.11.2015 tarihli ve 10631 sayılı işleme karşı açılan davayı; 28.02.2009 tarihli ve 27155 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 29/2. maddesine eklenen ibare ile yılı içinde mahsuben iade edilemeyen verginin ancak izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla iade edilmesini hükme bağlanmış olup, bu açık hüküm karşısında 2013 yılına ait katma değer vergisi iadeleri için izleyen yıl içinde talep edilmesi gerekirken bu süreden sonra yapılan iade başvurusunun reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddeden Ankara 1. Vergi Mahkemesinin 26.04.2016 gün ve E:2015/2231; K:2016/704 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, 2012 yılında yaptığı indirimli orana tabi teslimleri nedeniyle yüklendiği katma değer vergisinin katma değer vergisi iadesi tasdik raporuna istinaden iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin 11.11.2015 tarihli ve 10631 sayılı işleme karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; genel tebliğ ile hakkın kullanılmasının sınırlanamayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesi 2. fıkrasında "bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadarki, 28. madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları, genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin %51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Bakanlar Kurulu vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir" hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu fıkrada tanınan yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 23/06/2012 tarihli ve 28332 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 119 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin 5. Bölümünde, "İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmı, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. İadenin mahsuben talep edilmesi durumunda mahsuben iade bu bölümdeki açıklamalara göre yerine getirilecektir. İade talebi en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilecektir. Üç aylık vergilendirme dönemine tabi olan mükelleflerde iade talebi en erken izleyen yılın ilk üç aylık, en geç üçüncü üç aylık vergilendirme dönemlerine ait beyannamelerle yapılabilecektir." düzenlemesine, 6.4. Bölümünde ise, "süresinde iade hakkını kullanmayan mükelleflerin, daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunmaları mümkün değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
3065 sayılı Kanunun 29. maddesinin 2. fıkrasında, fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de, söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgelerin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup; hakkın özüne dokunabilecek bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz. Aksi düşünce; yani kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun tebliğ ile düzenlenmesi, olayda olduğu gibi, kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ile getirilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşeceği gibi, fonksiyon gaspına da yol açacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, yürürlükte bulunan vergi kanunlarında, iade taleplerinin sadece döneminde verilen beyanname ile yapılacağı şeklinde herhangi bir sınırlandırma öngörülmediğinden, davacının düzeltme beyannamesi ile yaptığı iade talebinin Genel Tebliğlerdeki sınırlandırma dikkate alınarak reddedilmesinde ve açılan davanın aynı gerekçeyle reddi yolundaki Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kabulü ile Ankara 1. Vergi Mahkemesinin 26.04.2016 gün ve E:2015/2231; K:2016/704 sayılı kararının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen toplam 186,70-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde itiraz edene iadesine, 2577 sayılı yasanın geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)