BAŞVURULARIN KONUSU: Davacı adına 23.03.2015 tarih ve 2015-A-3353/6 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, iş yerinde bulunan Point of Sale (POS) cihazlarının kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla (ikrazatçılık) kullanıldığından bahisle, 2010/1 ila 12. dönemlerine ilişkin olarak salınan 3 kat vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı hakkında düzenlenen 23.03.2015 tarih ve 2015-A-3353/3 sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden; mükellefin 18.02.1994 tarihinden itibaren telekomünikasyon teçhizatının parakende ticareti faaliyeti ile iştigal ettiği, 2010 yıllarında vermiş olduğu Ba bildirimleri üzerinde yapılan tetkikte, hakkında POS tefeciliği nedeniyle vergi tekniği raporu bulunan bir kısım mükelleflerden mal/hizmet alımının bulunduğu, yine aynı yıllara ilişkin vermiş olduğu Bs bildirimleri üzerinde yapılan incelemede, hakkında POS tefeciliği nedeniyle vergi tekniği raporu bulunan bir kısım mükellefe mal/hizmet satışının bulunduğunun, kontör alımı yaptığı mükelleflere kontör satışı da yaptığının tespit edildiği, davacının kredi kartı ile yaptığı tahsilatlar için düzenlediği faturaların üzerine kredi kartı ile tahsil edildiğine ilişkin ifadeler yerleştirdiği ve tahsilatın yapıldığı kredi kartı numaralarını not düştüğü, fatura üzerinde yer verilen kredi kartı numaraları sahipleri ile adına/unvanına fatura düzenlenen şahıs/şirketlerin birbiri ile uyumlu olmadığı, mükellefin kredi kartlı işlem yaptığı bir kısım mükellefin ifadelerine başvurulduğu, buna göre alınan ifadelerde genel olarak; şahsı tanımadığını, kontör alışverişi yapacak herhangi bir işi olmadığını, kredi kartını başkasının kullandığını; mal ve hizmet alışverişi olmadığını, uygun komisyonla para vermesi nedeniyle işlem gerçekleştirdiği ve para aldığını; herhangi bir ticari işi olmadığını, çekimleri o dönemde kontör satışı faaliyetiyle uğraşan yakınının yaptığını; kontör alışverişi yapmadığını, kartını başkasına kullanması için verdiğini ifade ettikleri, yine …. İlt. Hiz. Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ve …. Gıda Gıda Tur. Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 2010 yılı defter ve belgelerinin davacı hakkında yürütülen inceleme kapsamında karşıt tespitlerde bulunmak amacıyla sınırlı incelenmesi neticesinde; adı geçen şirketlere kontör faturaları düzenlemiş olduğu, söz konusu kontör satış faturalarına ilişkin ödemelerin birçok farklı şahsa ait kredi kartları kullanılarak yapıldığı, bu şahısları tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, adı geçen kişileri tanımadığı, 2010 takvim yılında dönemler itibarıyla çok sayıda kişiye ait kredi kartlarından değişik tarih ve değişik tutarlarda çok sayıda çekişin yapıldığı; ancak mükellef tarafından söz konusu kredi kartlı satışlara ilişkin satış faturası düzenlenen isimlerle (firmalarla) POS cihazından çekiş yapılan kredi kart sahiplerinin hepsinin farklı olduğunun tespit edildiği, tespit edilen bu hususlara ilişkin olarak mükellefin ifadesinde; "müşteriye malı sattıkları ödemelerin müşterinin ya da onun getirdiği bir kredi kartı vasıtasıyla yapıldığı, bu hususun yasalara aykırı olmadığı" şeklinde ifade verdiği, mükellefin kontör satışlarına ilişkin fatura ve bu faturaların ödenmiş olduğu, kredi kartlarına ilişkin bilgilerin çıkarıldığı, söz konusu faturaların bir kısmının kontör ve cep telefonu bayiliği faaliyeti gösteren mükellefler adına düzenlenmişken önemli bir kısmının potansiyel mükellefler adına düzenlendiği; ancak tamamının potansiyel mükelleflere ait kredi kartlarıyla ödenmiş olarak göründüğü, söz konusu faturaların düzenlendiği kişi/kurumlar ile fatura bedellerinin ödendiği kredi kartlarının sahiplerinin tamamına yakınının farklı olduğu, düzenlenen fatura tutarları incelediğinde ise tamamına yakınının bireysel tüketim sınırlarını aşan tutarlarda olduğu ve önemli bir kısmının birden fazla kredi kartı kullanılarak tahsil edildiği, ayrıca cep telefonu ve kontör ticareti ile iştigal eden mükellefler adına düzenlenen faturalarda ismi geçen mükelleflerin önemli bir kısmının ise POS tefecilik faaliyeti nedeniyle hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen mükellefler olduğu.., mükellefin komisyon karşılığı para satışını yasal duruma uygun hale getirmek, bunu yaparken de KDV sorumluluğundan kurtulmak için kredi kartı işlemlerine istinaden kontör faturaları düzenlediği, aynı sektörde faaliyet gösteren şahıs ve şirketlerden (GSM şirketleri distribütörü veya ana bayisi olmayan) kendisi adına kontör faturaları temin ettiği, böylece gerçeği yansıtmayan alış belgeleri ve sahte olarak düzenlediği satış faturaları ile kayıtlar üzerinde kontör ticareti yaptığını göstermeye çalışarak POS tefecilik faaliyetini gizlemeyi amaçladığı, yapılan tespit ve alınan ifadelerden, mükellefin 2010 yılında cep telefonu vb. satışı yanında, POS tefeciliği faaliyetinde bulunduğu kanaatine varıldığı, kontör alış ve satış faaliyetlerini ise POS tefecilik faaliyetini gizlemek maksadıyla yaptığı, 2010 yılı içerisinde 33.072.878,00.-TL tutarında emtia satışı yaptığını beyan ettiği, ilgili dönemde alıcı mükellefler 30.696.355,00.-TL mal alışında bulunduklarını beyan ettiği, söz konusu satışların 9.772.025,29.-TL tutarındaki kısmının kredi kartı ile tahsil edildiği, pos cihazı yolu ile gerçekleştirilen tahsilatların yasal defterlere "108. Hazır Değerler" hesabına kaydedildiği, daha sonra 102 bankalar hesabına aktarılmadığı, "153 Ticari Mallar" hesabı karşısında alacaklı çalıştırılarak ödeme aracı olarak kullanıldığı, yapılan benzer incelemelerde komisyon oranının %4 ve 6 arasında değiştiğinin kabul edildiği, mükellef lehine hareketle kredi kartı sahiplerine verilen nakit karşılığında banka komisyonları dışında net yüzde 4 oranında komisyon aldığının kabul edileceği tespit ve değerlendirmelerine yer verildiğinin görüldüğü, buna göre, yukarıda tespit edilen hususlar birarada değerlendirildiğinde, 2010 takvim yılında dönemler itibarıyla çok sayıda kişiye ait kredi kartlarından değişik tarih ve değişik tutarlarda çok sayıda çekişin yapılması, POS cihazlarından çekilen kartların sahipleri ile adına fatura düzenlenen isimlerin tamamına yakınının farklı olması, mükellefin çok sayıda ve bireysel tüketimi aşan tutarda potansiyel mükellefler adına kontör satış faturası düzenlemesi, mükellefin alış yaptığı firmaların/şahısların birçoğu hakkında pos tefecilik ve sahte belge düzenleme faaliyetinde bulunduğuna dair vergi tekniği raporu bulunması ve bunların ilgili dönemlerde alışlar içindeki oranının yüksek olması, bilgisine başvurulan bir kısım kart hamilinin faiz karşılığı borç para alma işlemlerini yaptıklarını ve herhangi bir mal alımında bulunmadıklarını beyan etmiş olması, bilgisine başvurulan bir kısım mükellefin ise kartını başkasının kullandığını beyan etmesine, kontör alışı bulunduğunu beyan eden mükellefler bulunmasına karşın, ilgili ifade ve ödeme bilgileri ile ilgili olarak tespit edilen hususların ve davacı beyanlarının iktisadi ve teknik icaplara uygun olmadığı, buna göre; davacının POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandığı ve bunun karşılığında faiz geliri elde ettiği sonucuna ulaşılmış olup, davacı adına tefecilik faaliyeti sonucu elde ettiği faiz geliri üzerinden banka muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmasında yasal isabetsizlik görülmemekle birlikte; davacının net yüzde 4 oranında komisyon aldığı kabul edilmek suretiyle bulunan brüt faiz geliri üzerinden BSMV'nin hesaplanmasında yasal isabet bulunmadığı, nitekim yüzde 4 oranında komisyon aldığı yönünde somut bir bilgi ve tespit olmadığı, kaldı ki davacı hakkında tespit edilen banka komisyon gideri ve diğer giderlerin düşülmesi sonucunda ortaya çıkan net faiz geliri üzerinden banka muameleleri vergisi tarhiyatı yapılması gerekirken, yüzde 4 oranında hesaplanan brüt faiz geliri üzerinden banka muameleleri vergisi hesaplandığı, dolayısıyla yüzde 4 oranının bu haliyle de makul ve yerinde olmadığı, müstakar hale gelen Danıştay kararlarında da bu oranın %2 olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, buna göre, tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisinin, yüzde 2 oranında komisyon aldığı kabul edilmek suretiyle bulunan faiz geliri üzerinden hesaplanacak tutara isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu tutarı aşan vergi ve cezaların kaldırılması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergilerinin, yüzde 2 oranında komisyon alındığı kabul edilmek suretiyle bulunan net faiz geliri üzerinden hesaplanacak tutara isabet eden kısmı yönünden reddine, bu tutarı aşan vergi ve cezaların kaldırılmasına ilişkin olarak İzmir 3. Vergi Mahkemesince verilen 21/09/2016 gün ve E:2016/177; K:2016/1109 sayılı kararın davalı idarece; davacının ikrazatçılık yaptığının vergi tekniği ve tam inceleme raporu ile belirlendiği, yapılan cezalı tarhiyatın tümüyle yerinde olduğu, davacı tarafından; usul yönünden, tarhiyatın somut donelere dayandırılmadığı ve mükerrer tarhiyat yapıldığı, esas yönünden ise tefecilikte faiz geliri elde edilmemiş ise faaliyet tefecilik sayılamayacağı, süreklilik ve organizasyonun zorunlu olduğu, maddi ve manevi unsurların bir arada gerçekleşmesi gerektiği ileri sürülerek aleyhlerine olan kısımlarının karşılıklı olarak bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince; 30.03.2017 tarihli ara kararı ile davalı idareden istenilmesi üzerine dosyaya ibraz edilen belgelerden, davacının 6736 sayılı Kanun uyarınca 25.11.2016 tarihinde Kemeraltı (Eski Basmane)Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdiği dilekçe ile davasından vazgeçtiği anlaşılmakla işin gereği görüşüldü:
19.08.2016 tarih ve 29806 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin 2. maddesi ile kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan alacaklara ilişkin 3. maddesinin ortak nitelikteki 10. fıkralarında; bu kanun hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şart olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin 13. fıkrasında; "a) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır. Borçlularca, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez.
b) Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine verilir ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir. Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsili gerektiği hâlde tahakkuku diğer kamu idarelerince yapılan alacaklara ilişkin ilgili kamu idaresi aleyhine açılmış davalardan vazgeçme dilekçelerinin verileceği idari mercii belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
c) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın bu Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmaz.
ç) Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz. " hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 311. maddesinde, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı belirtilmiştir.
Dosya kapsamından davacının, davasından vazgeçtiğinin (feragat ettiğinin) bildirildiği anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin incelenmesine gerek bulunmadığına, vazgeçme (feragat) nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yapılan dava ve istinaf aşamalarına ait toplam 189,00-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 33,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 6736 sayılı Kanunun 10.maddesinin 13/ç bendi uyarınca davalı idare lehine avukatlık ücretine ve istinaf aşamasına ait karar harcına hükmedilmemesine, yatırılan posta gideri avanslarından artan miktarların mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, 26/04/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)