(213 S. K. m. 86, 148, 149, 150, 256, 257, Mük. m. 257, 355) (2577 S. K. m. 49, Geç. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 2010/1 ila 9 dönemlerine ait Ba-Bs formunu süresinde elektronik ortamda vermemesi nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; bilanço esasına göre defter tutan davacının katma değer vergisi hariç 5.000 TL'yi geçen her türlü mal ve hizmet alış ve satışlarının Ba-Bs formlarına dahil etmeleri, tüm alış ve satışlarının bildirim zorunluluğuna ilişkin haddin altında kalması durumunda dahi, Tablo-II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle formları vermeye devam etmesi gerekirken, tebliğde belirtilen haddin üzerinde alış ve satışı bulunmadığı gerekçesiyle Ba-Bs formlarını vermemesi nedeniyle kesilen cezalarda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar veren İstanbul 10. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 01/03/2016 tarih ve E:2015/2002, K:2016/382 sayılı kararına davacı tarafça itiraz edilerek; herhangi bir ticari faaliyet içinde bulunmayan sosyal yardımlaşma vakfı oldukları, alım satım olmadığı dönemlerde form düzenlenmediği, yasada olmayan cezanın tebliğ ile kesilemeyeceği iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca dava dosyası Dairemizin 24/04/2017 tarihli ara kararı uyarınca ibraz edilen belgeler birlikte incelenerek davacı tarafça yapılan itiraz hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının 2010/1 ila 9 dönemlerine ait Ba-Bs formunu süresinde elektronik ortamda vermemesi nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; "Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması" bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 148, 149 ve 257 maddeleri uyarınca çıkarılan 362 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, bir kişi veya kurumdan yapılan katma değer vergisi hariç 30.000 YTL (Yeni Türk Lirası) ve üzerindeki mal ve hizmet alımları, "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile; bir kişi veya kuruma yapılan katma değer vergisi hariç 30.000 YTL (Yeni Türk Lirası) ve üzerindeki mal ve hizmet satışları ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirecekleri, bilanço esasına göre defter tutan ve bildirimlerin ilgili olduğu yıla ait Gelir ve Kurumlar Vergisi beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin, Ba ve Bs bildirim formlarını elektronik ortamda vermek zorunda oldukları, bildirim formlarını elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin kesinlikle kağıt ortamında bildirim formu veremeyecekleri, elektronik ortamda verilmesi gerekirken kağıt ortamında verilen bildirim formlarının hiç verilmemiş sayılacağı, bildirim formlarını elektronik veya kağıt ortamında belirlenen süre içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılacağı kuralına yer verilmiştir. (381 sıra nolu Genel Tebliğ ile had 8.000,00 TL olarak belirlenmiş)
Anılan Yasanın mükerrer 355. maddesinde ise, aynı Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257’nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257. madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezasının kesileceği belirtilerek, ceza miktarları açıklandıktan sonra, bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 16/06/2009-5904 S.K./22. madde ile getirilen ek cümle ile; bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı düzenlenmiştir.
362 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde; bildirim verme yükümlülüğünde olan mükelleflerin, belirtilen hadlerin altında kalması nedeniyle bildirilecek alım satımları bulunmasa bile bildirim formlarını vermek zorunda oldukları, bu mükelleflerin bildirim formlarını alım-satım bilgileri dışındaki tüm bilgileri eksiksiz olarak doldurmak suretiyle verecekleri, 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ise; limitin altında kalan alış ve satış bedelleri toplamının "Diğer Mal ve Hizmet Bedeli Toplamı" (Tablo III) bölümüne yazılacağı ve bildirim verme yükümlülüğünde olan, ancak, tüm alış ve satışları belirtilen hadlerin altında kalan mükelleflerin, söz konusu formları Tablo II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle vermek zorunda oldukları düzenlenmiş ve bu konuda en son çıkan 396 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de; belirlenen hadlerin altında kalan alış ve satış bedellerinin bildirildiği, "Diğer Mal ve Hizmet Bedeli Toplamı" (Tablo III) bölümü Ba-Bs bildirim formlarından çıkartılmıştır.
Anılan genel tebliğler ile; mükelleflerin belirli bir haddi aşan veya aşmayan alış ve satışlarına ilişkin bildirim verme yükümlülüğüne yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, mükelleflerin hiç alış ve satışının bulunmaması durumuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu durumda; Ba-Bs bildiriminde bulunma yükümlülüğü bulunan mükelleflerin hiç alış veya satışının bulunmaması durumunda Ba-Bs bildiriminde bulunma yükümlülüğü olup olmadığı konusunda, yukarıda anılan genel tebliğler ile doğrudan bir düzenlemeye yer verilmemesi nedeniyle, mükelleflerin alış ve satışının bulunmadığı hallerde bildirim verme yükümlülüğünün bulunmadığı ve bildirim verilmemesi nedeniyle mükellefler adına ceza kesilemeyeceği kanaatine ulaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına 2010/1 ila 9 dönemlerine ilişkin Ba-Bs formlarını elektronik ortamda vermediğinden bahisle aynı dönemler için kesilen özel usulsüzlük cezalarının; ilgili dönemde bildirime konu bir faaliyetleri bulunmadığından bahisle hukuka aykırılığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacının dava konusu dönemlerde Ba-Bs formu vermesini gerektirecek faaliyeti olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla Dairemizin 24/04/2017 tarihli ara kararıyla davalı idareden, davacının ilgili formları vermesini gerektirecek ticari faaliyeti olup olmadığı sorulmuş olup ara kararımıza cevaben, davacının belirtilen hadlerin altında dahi olsa herhangi bir alış ve satışının olduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Olayda, davacı tarafından yapılan Ba-Bs bildirimi ile herhangi bir alış satış beyan edilmediği, davalı idarece dava dosyasına sunulan savunma ve belgeler arasında, davacının ilgili dönemde Ba-Bs formu vermesini gerektirecek tutarda alış ve satış (had altında kalsa bile) yaptığını gösterir bir bilgi ya da belgeye yer verilmediği gibi, bu yönde yapılmış herhangi bir tespitten de söz edilmediği görülmekte olup, bu durumda davacı açısından ilgili dönemde Ba-Bs formu verilmesini gerektirecek bir ticari faaliyeti bulunmadığı sonucuna varılmakla dava konusu özel usulsüzlük cezalarında ve itiraza konu vergi mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın itiraz isteminin kabulüne, İstanbul 10. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 01/03/2016 tarih ve E:2015/2002, K:2016/382 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca dava ve itiraz aşamasında davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 212,30 TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 54. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)