(2709 S. K. m. 13, 48, 51) (4688 S. K. m. 25, 28, 32) (2577 S. K. m. 7, 11, 12) (375 S. KHK Ek m. 15) (ANY. MAH. 16.10.2014 T. 2013/5447 E.)
İSTEMİN ÖZETİ: Konya İli, Karatay İlçesi, Karatay Belediye Başkanlığı'nda zabıta memuru olarak görev yapan davacı tarafından, yetkili sendika üyesi olmadığı halde sosyal denge tazminatından faydalandığı için 2014 yılı Nisan ayından itibaren yapılan ilave dayanışma aidatı kesintisinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı 19/12/2014 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 14/01/2015 tarih ve 36106 sayılı Karatay Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davada; sosyal denge tazminatı, kamu kurum ve kuruluşlarında, işçi olarak çalışanlar dışındaki kamu görevlilerinin aylık maaşlarına ek olarak, kamu görevlilerinin ekonomik durumlarının daha iyi hale getirilmesi amacıyla ilgili kurum tarafından sosyal yardım adı altında kamu görevlilerine ödenen tazminat olduğu, 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Anayasa Mahkemesi'nin Başvuru Numarası: 2013/5447 ve Karar Tarihi: 16/10/2014 tarihli kararında; Belediye ile yetkili sendika arasında yapılan Sosyal Denge Sözleşmesi'nde yer alan yetkili sendika üyesi olmayanların, üyelikten çıkarılanların, emekliliği hak etmiş olanların sözleşmeden faydalanamayacağı, yetkili sendika dışındaki sendikalara üye olanların daha fazla aidat ödemek suretiyle sosyal denge tazminatından yararlanmasına ilişkin hükmün, sendikaya üye olmaya zorlama, dolayısıyla sendikaya üye olmama özgürlüğüne müdahale niteliğinde kabul edilebileceğini, ancak bu müdahalenin yine Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğü kapsamında, örgütlenmeye ve sendikaya üye olmaya teşvik edici olarak kabul edilebilecek meşru bir amaç taşıyan, hakkın özünü zedelemeyen ve makul bir müdahale olarak değerlendirilebileceği, dolayısıyla Anayasa'nın 13. maddesinin ve 51. maddesinin ihlal edilmediğine karar verdiği, buna göre, 12/09/2010 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişikliği sonrasında, davalı Belediye ile Bem-Bir-Sen arasında Sosyal Denge Sözleşmesi yapılmasına hukuken bir engel bulunmadığından, yetkili sendika dışındaki sendikalara üye olanların yetkili sendika üyelerinden kesilen aidatın üç katı tutarında aidat kesilmesi şartıyla sosyal denge tazminatından faydalanabileceğine ilişkin düzenlemenin, sendikal özgürlüğe Anayasa'nın 13. maddesini ihlal etmeyecek nitelikte bir müdahale olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile hüküm altına alındığından ve Bem-Bir-Sen üyesi olmadığı halde sosyal denge tazminatı alan davacıdan, yetkili sendika üyelerinden kesilen aidatın üç katı tutarında aidat kesilmesi hukuka uygun olduğundan, davacının, kesintilerin iadesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar veren Konya 2. İdare Mahkemesi'nin 01/07/2016 gün ve E:2016/692, K:2016/659 sayılı kararının, davalı kurum tek taraflı olarak sendika üyesi olmadığı için ilave ek ödeme kestiği, yapılan bu kesintinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine, insan haklarına, adalet, hak nesafet kurallarına aykırı olduğu, aynı dairede aynı işi yapan kişiden farklı aidat kesinti yapılmasının hiçbir gerekçesi olmadığı, 4688 sayılı Yasanın 28. maddesinin 2'inci fıkrası çok açık ve toplu sözleşmesi ikramiyesi hariç olmak üzere üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağını öngördüğü, yine Kanunun 25. maddesinin 3. fıkrasında sendika tüzüğüne üyelik ödentisi dışında her ne ad altında olursa olsun üyelerden başka bir kesinti yapılmasını öngören hükümler konulamayacağı kuralına yer verildiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yetkili sendika dışındaki sendikalara üye olanların yetkili sendika üyelerinden kesilen aidattan fazla kesilmesi sendikal özgürlüğe bir müdahale olmadığı Anayasa Mahkemesi kararı ile de hüküm altına alındığı, usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Konya İli, Karatay İlçesi, Karatay Belediye Başkanlığı'nda zabıta memuru olarak görev yapan davacı tarafından, yetkili sendika üyesi olmadığı halde sosyal denge tazminatından faydalandığı için 2014 yılı Nisan ayından itibaren yapılan ilave dayanışma aidatı kesintisinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı 19/12/2014 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 14/01/2015 tarih ve 36106 sayılı Karatay Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Karatay Belediye Başkanlığı ile Bem-Bir-Sen arasında 14/04/2014 tarihinde imzalanan ve 14/04/2014 tarih ve 52 sayılı meclis kararına istinaden taraflarca onaylanan Sosyal Denge Sözleşmesi'nin 4. maddesinin (B) bendinin (b) alt bendindeki "Yetkili sendika haricindeki sendikalara üye olanların tazminat aidatı Bem-Bir-Sen üyelerinin maaş bordrolarından kesilen üyelik aidatının (Taban aylığın %1'i) 3 (Üç) katı olup SDS ödeneğinden tevkif edilerek yetkili sendika hesabına yatırılır." hükmü dayanak alınmak suretiyle, sosyal denge tazminatı alan davacıdan 2014 Nisan ayından itibaren fazladan kesilen aidatların ödenmesi istemiyle davacı tarafından 19/12/2014 tarihinde idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun 14/01/2015 tarih ve 36106 sayılı Karatay Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü işlemiyle reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı 20.02.2015 tarihinden geriye doğru 120. gün olan 23.10.2014 tarihi öncesi için uyuşmazlığın incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 11. maddesinde ise; "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.
Kamu personelinin gerek görevde bulundukları sırada gerekse emekliye ayrılmış olmaları hallerinde, parasal ve özlük hakları yönünden her ay hukuki sonuç yaratan, diğer bir ifadeyle süregelen etkiler doğuran idari işlemlere karşı ilk tesis edildikleri ya da ilk uygulandıkları anda dava açılmamış olmasının, başvuru tarihinden itibaren ileriye dönük sonuçlar doğurmak üzere sonradan yapılan başvuruya dayalı olarak tesis edilen işlemlerin dava konusu edilmelerine engel oluşturmayacağı açıktır.
Bu nedenle, ilgililerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11.maddesi hükmü uyarınca, kendilerine en son ödeme yapılmamasından itibaren 60 gün içerisinde ya da yukarıda yer verilen 11. madde uyarınca idareye başvurmaları üzerine tesis edilecek işleme karşı anılan maddede öngörülen usule uygun olarak dava açılabileceğini kabul etmek gerekir.
Bu hükümler karşısında döner sermayeden kaynaklanan ek ödemenin davacıya ödenmesi bakımından belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunan davalarda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde, uygulama üzerine davacı idareye başvurmuş ise, 12. maddenin yollamada bulunduğu 11. maddeye göre idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün idarenin cevap verdiği durumlarda ise uygulama tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde idari davanın açılmış olması gerekir.
Başka bir anlatımla, dava davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınacak ücret farklarının verilmesi gerekeceği; idareye başvuru tarihinden itibaren 120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise ancak dava tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan doğan zararın ödenmesi mümkündür.
Olayda, davacının davalı idareye yaptığı 19.12.2014 kayıt tarihli başvurusunda, yetkili sendika üyesi olmadığı halde sosyal denge tazminatından faydalandığı için 2014 yılı Nisan ayından itibaren yapılan ilave dayanışma aidatı kesintisinin tarafına ödenmesi isteminde bulunduğu, bu istemin reddine ilişkin 14.01.2015 tarihli işlemin dava konusu edildiği ve davanın 20.02.2015 tarihinde yani başvurudan sonraki 120 günlük süre içinde açıldığı görülmüştür.
Bu durumda davanın, davacının idari başvuru tarihi olan 19.12.2014 tarihinden geriye doğru 60. gün olan 20.10.2014 tarihi, davanın açıldığı 20.02.2015 tarihinden geriye doğru 120. gün olan 23.10.2014 tarihini geçtiğinden, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günlük süreçten öncesine (23.10.2014 tarihinden öncesi) ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın açıldığı 20.02.2015 tarihinden geriye doğru 120. gün olan 23.10.2014 tarihinden sonrasına ait dönem için uyuşmazlığın incelenmesinden;
11/04/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6289 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek 15. maddesinde, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun, "Toplu sözleşmenin kapsamı" başlıklı 28. maddesinde, "Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz." hükmüne yer verilmiş, "Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması" başlıklı 32. maddesinde; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15. maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabileceği, bu sözleşmenin bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmayacağı ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamayacağı kurala bağlanmıştır.
Yukarıda anılan mevzuatla sosyal denge tazminatı alan kamu görevlilerinden dayanışma aidatı kesilmesine imkan sağlayan bir düzenlemeye yer verilmediği, bu bakımdan kamu görevlilerinden herhangi bir aidat kesintisi yapılamayacağı, nitekim yukarıda belirtilen ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek temsilci ile sözleşme imzalanacağına ilişkin düzenleme ile tanınan yetkinin sözleşme imzalanması safhasında yürütülecek işlemler açısından hüküm ifade edeceği, anılan yetkiye dayalı olarak Sosyal Denge Sözleşmesiyle, sözleşmeye taraf sendikaya aidat ödenmesine yönelik bir yükümlülük getirilmesine olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Sosyal Denge Sözleşmesini imzalayan sendika dışındaki başka bir sendikaya üye olan davacının kendisine ödenen sosyal denge tazminatından kesilen dayanışma aidatı kesintisi uygulamasına son verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu 23.10.2014 tarihi öncesine ait ilave dayanışma aidatı kesintisinin geri ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin bu kısım yönünden davanın reddine ilişkin Konya 2. İdare Mahkemesi'nin 01/07/2016 gün ve E:2016/692, K:2016/659 sayılı kararının bu kısmının yukarıda belirtildiği şekilde sonucu itibarı ile onanmasına, 23.10.2014 tarihinden sonrasına ait ilave dayanışma aidatı kesintisinin geri ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin bu kısım yönünden davanın reddine ilişkin kısmı yönünden ise anılan mahkeme kararının bozulmasına, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 301,90-TL yargılama giderinin 150,95-TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 150,95-TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 990,00-TL vekalet ücretinin ise davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra itiraz edene mahkemesince iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/03/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU:
İtiraz edilen mahkeme kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından, itiraz isteminin reddine, itiraza konu mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)