(213 S. K. m. 3) (3065 S. K. m. 29)
DAVANIN ÖZETİ: Davacı kurumun muhteviyatı itibariyle sahte ve yanıltıcı belge kullandığından bahisle söz konusu belgelerde yer alan KDV indirimlerinin reddi suretiyle 2010/10. dönemine ilişkin olarak yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davayı; davacının fatura aldığı Ö. T. A. hakkında düzenlenen 16.5.2013 tarih ve 2013-A-2538/22 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda yer verilen tespitlere göre bu firmanın düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığından bu faturalarda yer alan KDV indirimlerinin reddi suretiyle davacı kurum adına, yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddeden Ankara 4. Vergi Mahkemesinin 29.04.2016 gün ve E:2015/1658; K:2016/646 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı hesaplarının sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi sonucu tanzim edilen vergi inceleme raporuna istinaden 2010/10 dönemi için adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş aynı Kanunun 30. maddesinde, resen vergi tarhı; vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, 4.bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmamasının resen takdir sebebi sayılacağı hükme bağlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiş olup, 34. maddesinde de; yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni deftere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Ö. T. A. (Artı Kağıt)'ya ait sahte faturaları yasal defterlerine kaydederek ilgili dönemlerde indirim konusu yaptığının tespit edildiği, sözkonusu sahte belgelerde yer alan indirimlerin reddedilmesi suretiyle katma değer vergisi beyanlarının yeniden tanzim edildiği ve çıkan fark matrah üzerinden vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacıya ihtilaf konusu dönemde fatura düzenleyen Ö. T. A. hakkında 16.05.2013 tarih ve 2013-A-2538/22 sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiği, raporda; bazı olumsuz tespitlere yer verilmiş olmakla birlikte 1.1.2009 tarihinden sonra düzenlediği faturaların KDV hariç 30.000,00 TL'nin altında kalan satışlara ilişkin kısmının gerçek, bu tutarın üzerindeki satışların ise sahte olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, 2010 yılında Ö. T. A. tarafından davacı adına düzenlenen faturaların önemli bir kısmının KDV dahil bedelinin 30.000,00 TL'nin altında olduğu ve yukarıda yer verilen raporda vergi müfettişi tarafından Ö. T. A.'nın 30.000,00 TL'nin altındaki satışlar gerçek kabul edildiği gibi söz konusu firmanın kısmen de olsa gerçek alım ve satımları olduğu kabul edildikten sonra hangi somut kritere göre 30.000 TL nin üstündeki faturaların sahte kabul edildiği de hukuken geçerli şekilde açıkça ortaya konulamadığından Ö. T. A.'dan alınan faturalara ilişkin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle davacı adına yapılan cezalı tarhiyat yasaya uygun olmadığından aksi yönde verilen mahkeme kararı hukuka uygun bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kabulü ile Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 29.04.2016 gün ve E:2015/1658; K:2016/646 sayılı kararının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne, dava konusu vergi ve cezanın kaldırılmasına, aşağıda dökümü gösterilen toplam 219,30-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için takdir olunan 990,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde itiraz edene iadesine, 2577 sayılı yasanın geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)