(213 S. K. m. 19, 114)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 2008 yılına dair hesap ve işlemleri üzerinde yapılan incelemeler sonucu sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura kullandığı ve bu faturalardaki katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı gerekçesi ile düzenlenen 21.01.2014 tarih ve 2014-A-1953/1 Sayılı vergi tekniği raporuna dayanılarak söz konusu faturalardaki katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle ödenecek vergi çıkan 2009/6 ve 7 dönemleri için re'sen tarh edilen 1 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada; hakkında sahte belge düzenlemek fiili sebebiyle vergi tekniği raporu bulunan bir firmadan alınan ve kayıtlara intikal ettirilen faturaların gerçke mal ve hizmet alımına dayanmadığı keza rapordaki tespitlerden firmanın, gerçek ticari muamele gerçekleştirmeyip münhasıran sahte fatura ticareti ile iştigal ettiğinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığı bu haliyle indirimlerinin reddedilmesi suretiyle tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 6. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 15/01/2016 tarih ve E:2015/1550, K:2016/61 Sayılı kararına davacı tarafça itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacının, 2008 yılında bir firmadan alınan sahte faturalardaki katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı gerekçesiyle düzeltilen beyan tablosu üzerine ödenecek vergi çıkan 2009/6 ve 7 dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesinde; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı kuralı yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 19. maddesinde de "Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 2008 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi üzerine 14.03.2013 tarih ve 2013/008 Sayılı vergi inceleme raporu düzenlendiği ve bir firmadan alınan faturaların eleştiri konusu edildiği, bu firma hakkında sahte fatura düzenleme fiili sebebiyle rapor bulunduğu, faturalarına isabet eden katma değer vergisi indirimlerinin reddi gerektiğinin belirtildiği, yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre de sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının azaltıldığı; ardından davacının aynı yıl hesaplarının tekrar incelendiği ve bu kez 21.01.2014 tarih ve 2014-A-1953/1 Sayılı vergi tekniği raporunun tanzim edildiği, bu raporda 14.03.2013 tarihli rapora da değinilmek suretiyle ve ayrıca hakkında sahte fatura düzenleme fiili sebebiyle vergi tekniği raporu bulunan başkaca bir firmadan alınan faturalar içeriği katma değer vergilerinin de indirimlerinin kabul edilmemesi gerektiğinin belirtildiği, davacı hakkında sahte belge kullanımı yönünden işlem yapılırken bu hususlara dikkat edilmesi gerektiğinin bildirildiği, anılan bu iki rapor içeriği belirlemeler üzerine de davaya konu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının bağlı olduğu 20141218/012 ve 013 sıra numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin 19.12.2014 tarihinde tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
213 Sayılı Kanun'un yukarda yer verilen 114. maddesinde tarh zamanaşımının başlangıcının, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başı olduğu belirtilmiş olup, vergi alacağının doğumu, aynı Kanun'un 19. maddesiyle vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülüne bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta; davacı şirketin 2008 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu 2009 yılı katma değer vergisi beyan tablosunun yeniden oluşturulması sebebiyle 2009/6 ve 7 dönemine dair olarak ödenecek vergi çıkmışsa da; zamanaşımının başlangıcı vergi alacağının doğumuna, vergi alacağının doğumu da vergiyi doğuran olayın vukuuna bağlandığından ve olayda vergiyi doğuran olayın vukuunun da incelemenin dair olduğu 2008 yılı olduğu görüldüğünden, zamanaşımının başlangıç süresinin hesabında, sahte fatura kullanımı sebebiyle ödenecek verginin çıktığı yılı izleyen yılın değil, sahte fatura kullanıldığı yılı izleyen yılın dikkate alınması gerekmektedir.
Bu durumda, davaya konu uyuşmazlıkta zamanaşımının başlangıcı, sahte faturaların kayıtlara intikal ettirildiği 2008 yılını izleyen yılın başı olan 01.01.2009 tarihi olup, bu tarihten itibaren beş yıl içinde ve en son 31.12.2013 tarihine kadar tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen davaya konu vergi ve cezanın zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığından, davacı şirkete 19.12.2014 tarihinde tebliğ edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında yasal isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı taraf itirazının KABULÜNE, İstanbul 6. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin itiraza konu edilen 15/01/2016 tarih ve E:2015/1550, K:2016/61 Sayılı kararının BOZULMASINA, davanın KABULÜNE, davaya konu cezalı tarhiyatların kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen 201,80-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 27.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)