(213 S. K. m. 31, 74, 114) (3065 S. K. m. 29, 34)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığından bahisle 2009/3 dönemi için re'sen yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davanın; sırf zamanaşımını kesmek amacıyla takdire sevk işlemi, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesinde belirtilen zamanaşımı süresini durdurmayacağından ve olayda; zamanaşımını durdurmak amacıyla matrah takdiri için davacının 21.11.2014 tarihinde takdire sevk işlemi sonrası 22.12.2014 tarihinde karar alınması, zamanaşımını durdurmayacağından, re'sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki, uyuşmazlık konusu vergi alacağının 2009 yılında doğması ve zamanaşımı süresinin 31.12.2014 tarihinde dolması, tarhiyata dair ihbarnamenin ise 01.10.2015 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, yapılan cezalı tarhiyatın zamanaşımı sebebiyle kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü, davaya konu vergi ziyaı cezalı tarhiyatın kaldırılması yolunda verilen Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin 11.04.2016 gün ve E:2015/1254; K:2016/728 Sayılı kararının; indirim konusu yapılacak işlemle ilgili belgenin gerçeği yansıtması, sahte olmaması gerektiği, biçimsel kurallara uygun olarak düzenlenen fatura ve benzeri belgelerin gerçek mahiyeti ile de uyumlu olması gerektiği ve bunun aksini gösteren tespitlerin yapılması halinde vergi ve cezanın salınmasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca gereği görüşüldü:
KARAR: 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun "Takdir Kararı" başlıklı 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş, "Komisyonların Görevleri" başlıklı 74. maddesinin 'a' fıkrasının birinci bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; ikinci bendinde ise vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiştir.
Bilindiği üzere, katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergi olup katma değer vergisini, diğer vergilerden ayıran en önemli özellik, vergi indirimi mekanizmasıdır.
Takdir komisyonlarının görevi; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmektir. 3065 Sayılı Yasada öngörülen indirim mekanizması ise, vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı bir müessese olup mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlarda, matrah takdirini gerektiren bir husus bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. ve 34. maddelerinde düzenlenen, indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerekmektedir.
Bu durumda, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca hakkında sahte belge düzenlediği yönünde vergi tekniği raporu bulunan mükelleften kullandığı fatura tutarına tekabul eden katma değer vergisi indirimlerinin reddine karar verilmesi üzerine tarhiyat yapılmasının mümkün olmadığının anlaşılması sebebiyle davacı adına takdir komisyonu kararına istinaden salınan cezalı vergide hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar veren vergi mahkemesi kararı, sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, itiraz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, itiraz isteminin reddine; Mahkeme kararının yukarda yazılı gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yapılan 53,20-TL itiraz yargılama giderlerinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra itiraz edene iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)