(2709 S. K. m. 2, 35, 46) (2942 S. K. Ek m. 1) (2577 S. K. m. 2, 45) (ANY. MAH. 20.12.2018 T. 2016/181 E. 2018/111 K.) (UYM. MAH. 08.07.2019 T. 2018/213 E. 2019/416 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Aydın ili, Didim ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii, 1539 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 1.177,10 m²'lik kısmının imar planında "cami alanı" olarak ayrılmış olması nedeniyle, taşınmazdan tasarruf hakkının süresiz ve belirsiz bir şekilde kısıtlandığı, bu konuda yapmış olduğu uzlaşma başvurusunun reddedildiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bedeli olarak 235.420,00-TL tutarındaki tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü savıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceğinin, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edildiği, idarenin kamulaştırma yapmaksızın özel mülkiyette bulunun bir taşınmaza el atmasının "haksız fiil" olduğu, böyle bir durumda taşınmazına el atılan malikin, adliye mahkemelerinde, idarenin hukuka aykırı el atmasının engellenmesi için haksız el atmanın önlenmesi davası veya malını tekrar ele geçirebilmek için istihkak davası açabileceği, ayrıca malik tarafından, bu el atmadan dolayı uğradığı zararların tazmini için "haksız fiil" esaslarına dayanarak "tazminat davası" da açabileceği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, 156,10-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TLvekaletücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar veren Aydın 2. İdare Mahkemesi'nin 20/06/2019 günlü, E:2018/849, K:2019/516 sayılı kararının; davalı Didim Belediye Başkanlığı vekilince; Mahkemenin görevsizlik kararı verdiği konuda Uyuşmazlık Mahkemesinin bu davalarda idari yargının görevli olduğuna dair vermiş olduğu birçok kararının bulunduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın 2577 sayılı Yasanın 2/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anılan kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının davacı vekilince; yargılama sırasında davada uygulanan Yasa kuralının yasa koyucu tarafından değiştirilmesi nedeni ile mahkemenin işin esasına girerek davada tarafların haklılığını saptaması olanağının ortadan kalkmış olması karşısında dava kaybedilmiş gibi vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI DİDİM BELEDİYE BAŞKANLIĞI
SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkemece davaya uygulanacak yasa maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi veya yeni bir yasal düzenleme yapılması nedeniyle görevsizlik kararı verilmediği, istinaf yoluna başvurulmasına rağmen bir an için Mahkemenin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu düşünülürse vekalet ücretinin de hukuk uygun olduğunun kabul edilmesi ve bu nedenle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Başkanlığın cami yapımı ile ilgisinin bulunmadığı, öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiği, İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun hem usul hem de esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Aydın ili, Didim ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii, 1539 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 1.177,10 m²'lik kısmının imar planında "cami alanı" olarak ayrılmış olması nedeniyle, taşınmazdan tasarruf hakkının süresiz ve belirsiz bir şekilde kısıtlandığı, bu konuda yapmış olduğu uzlaşma başvurusunun reddedildiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kamulaştırmasız el atma bedeli olarak 235.420,00-TL tutarındaki tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 1. Maddesinde; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır.” hükmü, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 gün ve E :2016/181, K: 2018/111 sayılı kararıyla; maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümünün, Anayasa’nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptal edilmiştir.
İptal edilen bölüm içerisinde kalan “Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.” cümlesi kapsamında, kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat davalarında görevli yargı yolunun değişip değişmeyeceği hususu irdelendiğinde; davacıların taşınmazları üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması; davacıların bu işlem sebebiyle doğduğunu iddia ettikleri zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasız olması, Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararının gerekçesinde; bu konuya ilişkin uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesinin gerektiği, diğer bir anlatımla taşınmazın malikleri tarafından idari yargıda dava açılabileceğinin hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir irdelemeye yer verilmediği gözetildiğinde; yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının sahibi olduğu taşınmazın imar planında "Cami Alanı" kapsamında kaldığı, kamulaştırılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planında “kamu alanı” olarak yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğinden, davanın görev yönünden reddine dair verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 08.07.2019 günlü, E:2019/213, K:2019/416 sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, Dairemizin iş bu kararı uyarınca idare mahkemesince işin esası yönünden inceleme yapılarak yeniden karar verileceğinden, bu aşamada vekalet ücretine yönelik davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı Didim Belediye Başkanlığının istinaf başvurusunun kabulüne, Aydın 2. İdare Mahkemesi'nin 20/06/2019 günlü, E:2018/849, K:2019/516 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının işin esası hakkında yeniden karar verilmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine, davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Mahkemece verilecek kararla birlikte istinaf yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 07/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)