(213 S. K. m. 3, 30, 134) (3065 S. K. m. 29)
İSTEMİN ÖZETİ: Gerçek bir emtia teslimine dayanmayan faturaları kayıtlarına dahil etmek suretiyle haksız vergi indiriminde bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle davacı hakkında düzenlenen 16/06/2014 tarih ve 2014-A-437/49 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden davacı adına 2010/5 dönemi için yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacının 2010 yılında kayıt ve beyanlarına dahil ettiği incelemeye konu faturaların, kuvvetli delillerle hakkında sahte belge düzenlediği tespit edilen firmadan temin edildiği, söz konusu firmanın ticari faaliyette bulunduğuna ilişkin somut tespitin bulunmadığı, sahte belge düzenlemek ve kullanmak amacıyla kurulduğu, dolayısıyla ticari ve teknik icaplara uygun olmayan işlemlerinin bulunduğu anlaşılan mükelleften temin edilerek indirim konusu edilen faturalara isabet eden katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle re'sen tarh edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren Bursa 2. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 29/02/2016 tarih ve E:2015/1057, K:2016/324 sayılı kararına davacı tarafça itiraz edilerek; alınan emtianın tamamının montaj yapılarak yatırım teşvik belgeli mükellefe katma değer vergisi istisnası uygulanarak satıldığı, alınan emtia karşılığı ödenmesi gerekli tutarlar için çek verildiği iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27.maddesiyle eklenen geçici 8.maddenin 1.fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek davacı tarafça yapılan itiraz hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava, gerçek bir emtia teslimine dayanmayan faturaları kayıtlarına dahil etmek suretiyle haksız vergi indiriminde bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle davacı hakkında düzenlenen 16/06/2014 tarih ve 2014-A-437/49 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden davacı adına 2010/5 dönemi için yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılmış, Bursa 2. Vergi Hakimliği tarafından davanın reddine karar verilmiş, karara davacı tarafından itiraz edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.maddesinde; "Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması" bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3'üncü maddesinin B bendinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı kuralı yer almıştır.
Aynı Kanunun 30'uncu maddesinde; re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmış, 2'nci fıkrasının 4'üncü bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması halinin re’sen takdir nedeni olduğu, 134'üncü maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması olduğu hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29'uncu maddesinin 1/a bendinde; mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 2010/4, 5, 8 ve 10 dönemleri hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 16/06/2014 tarih ve 2014-A-437/49 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, hakkında sahte belge düzenlediğine dair vergi tekniği raporu tanzim edilmiş bulunan ….. Elekt. Malz. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait alış faturalarını kayıtlarına aktararak dönem beyannamelerinde indirim konusu yaptığı, söz konusu indirimlerinin reddi ile 2010 yılı katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenerek davacı tarafından 2010/5 döneminde fazla ve yersiz katma değer vergisi iadesi alındığından bahisle ilgili dönem için dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı görülmüştür.
Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 1780699101 vergi kimlik numaralı mükellefi ……. Elekt. Malz. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 05/12/2013 tarih ve 2013-A-3296/58 sayılı vergi tekniği raporunda özetle; elektrik tesisatı malzemeleri perakende ticareti faaliyeti ile iştigal etmek üzere 26/02/2009 tarihinde faaliyete başladığı, 31/10/2011 tarihinde resen terkin edildiği, şirket hakkında 25/01/2012 tarihinde tasfiye kararı alındığı ve 17/04/2012 tarihinde tescil ve ilan edildiği, 03/03/2009 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında; işyerinde 4 adet büro masası, koltuk sandalye, raflar bulunduğu ve yaklaşık 35.000,00 TL tutarında mal olduğunun tespit edildiği, şube açılış nedeniyle 12/02/2010 tarihinde yapılan yoklamada; yoklama yapılan adreste belirtilen …… sok. bulunmadığı, adres yanlış olduğundan tespit yapılamadığı, daha sonra 02/03/2010 tarihinde yapılan yoklamada, şube adresinin ……. sokakta olduğu, 01/02/2010 tarihinden itibaren şube açtığı, elektrik malzemeleri, montaj işi ile ilgili faaliyete başladığı, demirbaş olarak işyerinde bir sandalye, bir masa, bir masa ile muhtelif emtia parçaları bulunduğunun tespit edildiği, 15/04/2010 tarihinde adres değişikliği nedeniyle yoklama yapıldığı ve yine benzer eşyaların bulunduğunun tespit edildiği, aynı adreste 25/08/2010 tarihinde yapılan yoklamada faaliyetine devam ettiği, elektrik malzemeleri işi ile iştigal ettiğinin tespit edildiği, 28/09/2011 tarihli yoklamada ise; şirketin yaklaşık beş ay önce faaliyetine son verdiği, aynı adreste başka bir şahsın halı yıkama faaliyeti ile uğraştığının tespit edildiği, 2009 ve 2010 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini verdiği, 2011 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini ise vermediği, beyan edilen ödenecek vergilerin tamamının ödenmediği, şirketin vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken borcunun 30.376,58 TL olduğu, ancak tahsilat bilgileri kontrol edildiğinde sadece 35,45 TL tutarında tahsilat yapıldığının anlaşıldığı, 2009 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayında aldığı faturalarda yer alan tutarın 144.940,78 TL, 2010 yılında aldığı belgelerdeki tutarın ise 4.036.868,07 TL olduğunun görüldüğü, 2010 yılı kdv matrahları toplamının 4.055.899,59 TL olduğu, 2010 yılı Ba formunda tespit edilen alış tutarının 183 belge ile 4.085.811,00 TL olduğu, Bs formunda tespit edilen satış tutarının ise 205 belge ile 4.184.816,00 TL olduğu, mükellef şirketin yapmış olduğu alımlarının tamamının sahte fatura düzenlemekten dolayı hakkında rapor bulunan mükelleflerden ya da sahte belge düzenlemekten dolayı özel esaslara alınmış mükelleflerden yapıldığı, faaliyetini yürütebilmek için herhangi bir taşıtının olmadığı, dolayısıyla yüksek miktarlarda satış yapabilecek ticari hacme sahip olmadığı, bu tespitler ışığında mükellef şirketin gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığı ve 01/10/2009 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte belge olarak dikkate alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler davacıya düzenlenen faturalar yönünden bir arada değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından alış yapılan dönemlerde şirketin adresinde olduğu, muhtelif emtialarının olduğu, kdv matrahları ile Ba-Bs formları arasında tutarsızlığın bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu tespitler anılan faturaların sahte olduğunu kabule yeterli olmadığı gibi, davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir emtia ve hizmet alışverişini yansıtmadığı yönünde başkaca hukuken itibar edilebilir nitelikte somut tespitlere yer verilmediği görüldüğünden dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının kabulüne, Bursa 2. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 29/02/2016 tarih ve E:2015/1057, K:2016/324 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323.maddesi uyarınca dava ve itiraz aşamalarında yapılan aşağıda dökümü gösterilen 251,70 TL yargılama giderlerinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacıdan itiraz aşamasında fazladan alındığı anlaşılan 60,80 TL Temyiz YD harcının istemi halinde ve artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 54.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)