(6183 S. K. m. 7, 8, 55, 58) (213 S. K. m. 94, 102, 103, 104)
İSTEMİN ÖZETİ: Tapu harcına esas değerin eksik beyan edildiğinden bahisle 2009 yılı için salınan vergi ziyaı cezalı tapu harcı ve gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen 24/06/2015 tarih ve 294 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; olayda, davacının adreste bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmesi üzerine cezalı tapu harcına ilişkin ihbarnamenin ilanen tebliğ edilerek itirazsız kesinleşmiş olduğu görülmekte olup vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan işbu davada, davacı tarafından ileri sürülen iddialar 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden hiçbirisine girmediğinden ve ancak tarhiyata karşı açılmış olan davada ileri sürülebilecek nitelikte olduğundan dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 14/01/2016 tarih ve E:2015/1219, K:2016/50 sayılı kararının; davalı idare tarafından yeterli adres araştırması yapılmadığı, adreslerinin MERNİS’te kayıtlı olduğu, ayrıca son dört yıldır aynı işyerinde çalıştığı, SGK kayıtlarından işyeri adresinin de tespit edilebileceği, ödeme emrinin MERNİS’te kayıtlı adrese tebliğ edildiği, usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı, dolayısıyla kesinleşmiş bir borçtan da söz edilemeyeceği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 8'inci maddesinde, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu Kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı; Kanunun 55'inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58'inci maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi ziyaı cezası kesilenlere yapılacağı; maddenin üçüncü fıkrasında, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı; aynı Kanunun 102'nci maddesinin birinci fıkrasında, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı; ikinci fıkrasında, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği; üçüncü ve dördüncü fıkralarında, muhatabın geçici olarak başka yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalatılacağı; imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakın çıkaran mercie iade olunacağı; bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir müddet sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı; ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı; yedinci fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı; Kanunun 103'üncü maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilen mektup geri gelirse tebliğin ilan yoluyla yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, 6183 sayılı Kanunun yollamada bulunduğu 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, tebligatın mükelleflerin bilinen adreslerine yapılacağı, bilinen adresin ise yükümlüler tarafından mükellefiyetlerinin bulunduğu idareye en son bildirilen veya ilgili idare tarafından tespit edilen adres olduğu, yükümlünün adresi yanlış olursa veya postayla tebligat yapılamazsa tebliğin Vergi Usul Kanunu'nun 104'üncü maddesinde açıklanan şekilde ilanen yapılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Gazi Mahallesi, 5920 ada ve 9 parselde bulunan taşınmazı 17.7.2009 tarihinde Sevinç Duman'dan satın aldığı, harç matrahının 30.000.00.-TL olarak beyan edildiği, fakat yapılan sorgulamalar sonucunda 88.000.00.-TL konut kredisi kullanıldığının tespit edilmesi üzerine eksik beyan edilen tutar üzerinden ikmalen yapılan vergi ziyaı cezalı tapu harcı tarhiyatına ilişkin düzenlenen ihbarnamenin davacının bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, bu adreste tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edildiği, kamu alacağının kesinleştiğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda, davacı adına düzenlenen 17.9.2014 tarihli vergi/ceza ihbarnamesinin 3.10.2014 tarihinde “Fener Mahallesi, 1942 Sokak, K. No:1, D. No: 13 Muratpaşa/ANTALYA” adresine tebliğe çıkarılmakla birlikte, idarenin bir örneğini savunma dilekçesi ekinde sunduğu tebliğ alındısında adreste Ahmet Balcı'nın oturduğundan bahisle mahalle muhtarının da imzası alınmak suretiyle tebligata ilişkin belgenin iade edildiği, Dairemizce UYAP üzerinden yapılan MERNİS sorgulamasında davacının adres bilgilerinin sistemde mevcut olduğu, buna karşın idarece MERNİS sisteminde yeterli adres araştırması yapılmadan ve davacının çalıştığı iş yeri adresinde de tebligat denenmeksizin ihbarnamenin ilanen tebliğ edildiği, ihbarnameye karşı süresinde dava açılmadığından ve kamu alacağının kesinleştiğinden bahisle davacı adına ödeme emri düzenlendiği ve MERNİS sisteminde kayıtlı olan adrese tebliğ edildiği görülmüştür.
Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun tebliğe ilişkin hükümleri uyarınca davacının bilinen adresine ilişkin yeterli araştırma yapılmaksızın ilanen tebliğe gidilmesi karşısında ortada usulüne uygun olarak tarh ve tebliğ edilerek kesinleşmiş kamu alacağından sözetme olanağı bulunmadığından, kesinleşmemiş kamu alacağı için düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenle, davacının itiraz isteminin kabulü ile Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 14/01/2016 tarih ve E:2015/1219, K:2016/50 sayılı kararının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4. maddesi uyarınca davanın kabulüne, aşağıda dökümü yapılan 194,20.-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta gideri avansının istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)