(3065 S. K. m. 15, 28, 29) (213 S. K. m. 153/A)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına tanzim ve tebliğ edilen 20110715665040000056, 20120103665040000041 ve 20101213665040000091 saylı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddine hükmeden İstanbul 7. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 31/03/2016 gün ve E:2015/1719, K:2016/855 sayılı kararına davacı tarafından itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı iddia olunarak bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından/davalı idarece yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı adına tanzim ve tebliğ edilen 22.05.2015 tarihli 20110715665040000056 ve 20120103665040000041 sayılı, 15.056.2015 tarih ve 20101213665040000091 saylı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun "Vergi İndirimi" başlıklı 29. maddesinin 2 numaralı fıkrasında; "Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadar ki, 28. madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Bu yetkiye istinaden 24.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin II. İstisnalar başlıklı Bölümünün Ç.1.3. Paragrafında "Diplomatik istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:
- Standart iade talep dilekçesi
- İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi
- İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi
- İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu
- Satış faturaları listesi
- Dışişleri Bakanlığından alınan istisna Belgesinin örneği
-Takrir yöntemi kapsamındaki işlemlerde Dışişleri Bakanlığından alınan istisna Belgesinin veya Takrir Belgesinin aslı veya onaylı örneği.
1.3.1. Bölümünde de; "Mahsuben İade; Mükelleflerin bu işlemden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir." hükmü yer almaktadır.
Tebliğin IV KDV İadesinde Ortak Hususlar Başlıklı Bölümünün 2. "Mahsup Yoluyla İde" başlıklı paragrafında; "KDV iade alacağı mükellefin kendisinin veya ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve adi komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların),
- Vergi dairelerince takip edilen amme alacaklarına,
- İthalat sırasında uygulanan vergilere,
- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borçlarına, mahsuben iade edilebilir.
Mahsup talebi, iade hakkı doğuran işleme ilişkin ilgili bölümlerde belirtilen belgelerin tamamlanıp, KDVİRA sistemi tarafından üretilen “KDV İadesi Kontrol Raporu”nun geldiği tarihte olumsuzluk tespit edilmeyen tutarlar itibarıyla yerine getirilir. Olumsuzluk tespit edilen alımlara ilişkin KDV tutarlarının mahsuben iadesi ise olumsuzlukların giderilmesi kaydıyla yapılabilir."
Tebliğin IV İadeyle İlgili Ortak Hükümler başlıklı Bölümünün 2.1.1. Mahsup Edilebilecek Borçlar başlıklı paragrafında; "Mükellefler, KDV iade alacaklarını; kendilerinin, ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve adi komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların) aşağıda belirtilen borçlarına(4760 sayılı ÖTV Kanunundan doğan borçlar hariç)(16) mahsubunu talep edebilirler."
Aynı Bölümün (E) Özel Esaslar başlıklı bölümünde ise, haklarında, düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin delil ve karineleri içeren rapor veya tespit bulunan aşağıdaki mükellefler iade taleplerinin yerine getirilmesi bakımından özel esaslara tabidir.
- 213 sayılı Kanunun (153/A) maddesi kapsamına giren mükellefler,
- Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dahil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler,
-Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler,
-Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler,
-Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler.
-Haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükelleflerin iade taleplerinin bulunmaması; bunlardan doğrudan mal ve/veya hizmet alan mükellefler ile bu kapsamdaki mükelleflerden haklarında “sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz raporu” veya “sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz tespiti” bulunanların raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükelleflerin iade taleplerinde özel esaslar uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yukarıda sayılan “özel esaslara tabi mükellefler” ile kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmasa dahi bunlardan mal ve/veya hizmet satın alanların iade taleplerinde özel esaslar uygulanır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Olayda, davacının Amerika Birleşik Devletleri Başkonsolosluğuna yapmış olduğu diplomatik istisna kapsamında olan 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin teslimleri nedeniyle mahsuben iade talebinde bulunduğu, davacının bu talebi kabul edilmeyerek adına vergi ziyaı cezalı gelir vergisi için düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerini İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nde dava konusu ettiği ve davanın kabul edilerek, vergi ziyaı cezalı gelir vergilerinin iptal edildiği, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin gelir (stopaj) vergileriyle geçici vergilerin tahsili için ise dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenerek tebliğ edildiği, davacı tarafından, ödeme emri içeriği borçla ilgili olarak mahsuben iade talebinde bulunduklarını, bu taleplerinin yerine getirilmediği ileri sürüldüğünden, ara kararıyla davalı idareden, davacının ödeme emri içeriği borçla ilgili iade/mahsup talebinin olup olmadığı, iade/mahsup talebi varsa ne şekilde sonuçlandığı, olumsuz sonuçlanmışsa sebebi sorulmuş, ara kararına cevaben gönderilen belgeler incelendiğinde, davacının dava konusu ödeme emri içeriği borçla ilgili olarak mahsup talebinin olduğu ve davacının mahsup talebinin, davacıya fatura düzenleyen bir mükellefin özel esaslara tabi olduğu sebebiyle yerine getirilmediği görülmüştür.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 15/1-a maddesinde, yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır. Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2. maddesinde iadeyle ilgili usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki tanınmış, bu yetki çerçevesinde de yukarıda aktarılan Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği yayınlanmış ise de, bu Tebliğiyle getirilen esaslarla yasal ve hukuken kabul edilebilir bir neden olmadan iade hakkının ve mahsup talebinin yerine getirilmemesinin söz konusu olamayacağı, incelenen uyuşmazlıkta da, davacının ticari ilişkide bulunduğu mükellefin özel esaslara tabi olduğu sebebiyle iade ve mahsup talebinin yerine getirilmediği gözönüne alındığında, davacının süresi içinde başvuruda bulunması, gerekli belgeleri eksiksiz teslim etmesi, iade alacağının bulunmadığına dair bir tespit yapılmamış olması karşısında, ticari ilişkide bulunulan mükelleflerle ilgili bazı risklerin bulunmasının iade ve mahsup talebinin yerine getirilmemesi için hukuken kabul edilebilir haklı bir neden olarak kabul etmek olanaklı olmadığından, ayrıca davacının ticari ilişkide bulunduğu mükelleflerle ilgili yapılan vergi incelemeleri sonucunda tespit edilen hususlara göre haksız iadenin olduğunun anlaşılması halinde davacı hakkında cezalı tarhiyat da yapılabileceğinden, davacının iade ve mahsup talebi yerine getirilmeyerek düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı itirazının kabulüne, İstanbul 7. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin itiraza konu edilen 31/03/2016 gün ve E:2015/1719, K:2016/855 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen davacıya ait 225,20-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, artan posta avansının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)