(4207 S. K. m. 5) (2577 S. K. m. 45) (5326 S. K. m. 3, 16, 19, 27) (UYM. MAH. 24.10.2016 T. 2016/24 E. 2016/449 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin işlettiği ... adresinde bulunan ... Kahvecisi olarak faaliyet gösteren işletmeye dair olarak tutulan 23.03.2016 ve 01.04.2016 tarihli 4207 Sayılı Kanun Uygulamaları Tespit Formu ile işyerinin 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5/16. maddesi uyarınca kapatılmasına dair 25.05.2016 tarih ve 289 Sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın reddi yolunda verilen Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/2016 gün ve E:2016/718, K:2016/1551 Sayılı kararın, davacı tarafından; tutulan tutanakların gerçeğe ve hukuka aykırı olmakla birlikte davacı şirkete zamanında tebliğ edilmediği ve bir sonraki tutanakla beraber tebliğ edildiği, aynı merkezden gelen bir görevlinin müşteriyi korkutacak ve tedirgin edecek şekilde davranması sebebiyle bir anda görevli ile müşteri arasında tartışma çıktığı ve bu sebeple görevlinin haksız olarak davacı şirket yetkilisiyle tartıştığının bildirildiği, ayrıca aynı cadde üzerinde bulunan, aynı fiziki durumda olan çok sayıda kafeye idarece hiç denetimin yapılmadığı ve tutanak tutulmadığı, tutulan tutanağın açıkça hukuka ve usule aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusu kapsamında incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce, işin gereği görüşüldü;
KARAR: Dava, davacı şirketin işlettiği ... adresinde bulunan ... Kahvecisi olarak faaliyet gösteren işletmeye dair olarak tutulan 23.03.2016 ve 01.04.2016 tarihli 4207 Sayılı Kanun Uygulamaları Tespit Formu ile işyerinin 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5/16. maddesi uyarınca kapatılmasına dair 25.05.2016 tarih ve 289 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacı şirketin işlettiği ... adresinde bulunan ... Kahvecisi olarak faaliyet gösteren işletmeye dair olarak tutulan 23.03.2016 ve 01.04.2016 tarihli 4207 Sayılı Kanun Uygulamaları Tespit Formunun iptali istemiyle açılan davanın reddine dair mahkeme kararı kısmında, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından, kararın bu kısmı açısından istinaf başvurusunun reddi hukuka uygun olacaktır.
İşyerinin 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5/16. maddesi uyarınca kapatılmasına dair 25.05.2016 tarih ve 2389 Sayılı işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine dair kısmına gelince,
4207 Sayılı Kanun'un “Ceza hükümleri” başlığı altında düzenlenen 5. maddesinin ikinci fıkrasında, “ (Değişik: 13/2/2011-6111/202 md.) 2. maddenin (a) bendi hariç birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletme sorumlularına, mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.”; on altıncı fıkrasında, “ (Ek: 13/2/2011-6111/202 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/27 md.) Bu maddedeki cezaları gerektiren fiillerin bir yıllık dönemde tekerrürü hâlinde idari para cezası bir kat; ikinci tekerrürü hâlinde iki kat artırılarak verilir. Aynı dönemdeki üçüncü tekerrürde de iş yeri on günden bir aya kadar kapatılır.” denilmiş; “Tütün ürünlerinin yasaklanması” başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Tütün ürünleri; a) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında,
b-) Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanlarında,
c-) (Değişik: 24/5/2013-6487/26 md.) Hususi araçların sürücü koltukları ile taksi hizmeti verenler dâhil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında,
ç) Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında,
d-) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde,
tüketilemez….. ” hükmü yer almıştır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 6.12.2006 gün ve 5560 Sayılı Yasa'nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a-) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna dair hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b-) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır.”; 16. maddesinde, “ (1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.
(2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir”; 19. maddesinde, “ (1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için;
a-) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b-) İşyerinin kapatılması,
c-) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d-) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,
Gibi yaptırımlara dair hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır”; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine dair idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleri yer almıştır.
Buna göre, Kabahatler Kanunu'nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna dair hükümlerinin, Kanun'un 19. maddesinde sayılan yaptırımlar saklı tutulmak kaydıyla, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin işlettiği ... adresinde bulunan ... Kahvecisi olarak faaliyet gösteren işletmeye dair tutulan 23.03.2016 tarihli 4207 Sayılı Kanun Uygulamaları Tespit Formuna istinaden 25.05.2016 tarih ve 289 Sayılı işlemle 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5/16. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle 30 gün süre ile işyeri kapatma cezası verildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya ait işyerinin 4207 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin on altıncı fıkrasına dayanılarak ve bu fıkrada öngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, belirli bir süre için (30 gün) kapatılmasına dair idari yaptırım kararı ile ilgili olarak; 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Saklı tutulan hükümler” başlığını taşıyan 19. maddesinde, “diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için, ….. İşyerinin kapatılması …….gibi yaptırımlara dair hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır” denilerek, ilgili kanununda, bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı tutulan, başka bir deyişle, belirtilen istisnalar içinde sayılan yaptırımlardan biri olan “işyerinin kapatılması”na dair hükmün, 4207 Sayılı Kanun'da ilk kez, 13.2.2011 tarih ve 6111 Sayılı Kanun'un 202. maddesiyle, daha sonra 24.5.2013 tarih ve 6487 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle de değiştirilerek yeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna dair bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmıştır.
İncelenen uyuşmazlıkta, 4207 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin on altıncı fıkrası uyarınca ve bu fıkrada öngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil, belirli bir süre için davacıya ait işyerinin (30 gün) süre ile kapatılmasına dair idari yaptırım kararının, 5326 Sayılı Kanun'un 16. madde-sinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, önce 13.2.2011 tarih ve 6111 Sayılı Kanun'un 202. maddesiyle, daha sonra 24.5.2013 tarih ve 6487 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle, 4207 Sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle Kanun'un yeniden düzenlendiği ve bu haliyle, 4207 Sayılı Kanun'da, “işyerinin 30 gün süre ile kapatılmasına” dair karara karşı kanun yoluna dair bir düzenlemenin yer almadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu'nun 5560 Sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna dair hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 Sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, “işyerinin 30 gün süre ile kapatılmasına” dair karara karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yeri görevli olduğundan, uyuşmazlığın esası hakkında verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 24.10.2016 gün ve E: 2016/24, K: 2016/449 Sayılı kararı da bu yöndedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 23.03.2016 ve 01.04.2016 tarihli 4207 Sayılı Kanun Uygulamaları Tespit Formu yönünden davanın reddine dair mahkeme kararına yapılan istinaf isteminin REDDİNE, 25.05.2016 tarih ve 2389 Sayılı işlem yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/2016 günlü, E:2016/718, K:2016/1551 Sayılı kararın 25.05.2016 tarih ve 289 Sayılı işlem yönünden davanın reddine dair kısmının kaldırılmasına, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye iadesine, mahkemece verilecek kararla birlikte istinaf yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 Sayılı Kanun'un 6545 Sayılı Kanunla değişik 45. maddesinin 5 ve 6. fıkrası gereğince kesin olarak 20/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)