İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına vergi inceleme raporuna istinaden, kullandığı tespit edilen sahte faturalara dayalı indirimlerin reddi sonucunda 2012/4,5 dönemlerine ilişkin olarak re'sen yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarına ve Vergi Usul Kanunun'un 353/1. maddesine göre kesilen 2012/1-12 dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı; mali müşavirlik hizmetleri konusunda faaliyet gösteren davacı şirket adına eleştiri konusu faturaları düzenleyen ... Grup San. Ürn. Ve Tic. A.Ş. hakkında tanzim edilen 09/05/2013 tarihli ve 2013-A1170/8 sayılı Vergi Tekniği Raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasında bulunmadığı, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ticareti yaptığı hususunun birçok yönden açıkça ortaya konulması ve somut kanıtlara dayandırılmış olması nedeniyle, sahte faturalarda yer alan ve indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddi suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre re'sen yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği, nitekim, anılan mükellef tarafından, adına sahte fatura komisyonculuğu nedeniyle yapılan tarhiyatlara karşı açılan davanın, Vergi Mahkemesince şirketin gerçek bir ticari faaliyeti olmaksızın komisyon karşılığında fatura düzenlediği sonucuna varılarak reddedildiği, öte yandan, olayda, 193 Sayılı Yasaya 6468 sayılı yasayla eklenen geçici 85. madde uyarınca; yapılan inceleme sonucu tespit edilen matrah farkından beyan edilen tutarın mahsubu gerektiği yolundaki hüküm dikkate alındığında; davacının 6486 sayılı Yasa kapsamında beyan etmiş olduğu 400.000-TL tutarının, inceleme sonucu tespit edilen matrah farkından (58.604,29 TL’den) mahsubu gerektiğinden ve mahsubu halinde de beyan edilen tutarın, tespit edilen matrah farkından daha fazla olması nedeniyle tarh edilecek matrah kalmadığından, yasal dayanağı olmayan dava konusu tarhiyatın kaldırılması gerektiği, özel usulsüzlük cezası yönünden; davacının 2012 yılındaki bir kısım alışlarına ilişkin faturaların sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine adına özel usulsüzlük cezası kesildiği, idari cezalar için de geçerli olan “cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılmayacağı” yolundaki genel ceza hukuku ilkesinin varsayım yada kıyas yoluyla ceza tayinine olanak tanımaması yönünden, ceza kesilmesini öngören ve bu cezanın kesilmesine dair koşulları düzenleyen maddede belirtilen unsurların bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında da yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kabul ederek dava konusu vergi ve cezaların kaldırılmasına hükmeden Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 16/11/2015 gün ve E:2015/127, K:2015/2246 sayılı kararın; ilgili dönemde sahte fatura kullandığı belirlenen davacı adına yapılan tarh ve ceza kesme işlemlerinin yasaya uygun bulunduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Davacı adına vergi inceleme raporuna istinaden, sahte olduğu belirlenen faturalara dayalı indirimlerin reddi sonucunda, 2012/4,5. dönemler için re'sen yapılan cezalı katma değer vergisi tarhiyatının ve Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesine göre kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı, yukarıda yazılı gerekçe ile kabul ederek dava konusu vergi ve cezaları kaldıran Vergi Mahkemesi kararına karşı itiraz yoluna başvurulmuştur.
İtiraz konusu kararın, özel usulsüzlük cezasının kaldırılması yönündeki hüküm fıkrasının gerekçesi, Dairemizce de usul ve hukuka uygun görülerek, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, itiraz isteminin bu yönden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik itiraz istemi bakımından ise, cezalı tarhiyatın nedenini oluşturan eleştiri konusu faturaların düzenleyicisi firma hakkındaki rapor irdelendiğinde, gerçek mal teslimi/hizmet ifasına dayanmayan sahte belgeler olduğu ve bu nedenle davacının indirim müessesesinden yararlandırılamayacağı yönündeki Vergi Mahkemesinin tespit ve değerlendirmeleri, Dairemizce de uygun görülmüş olup, bu nedenden dolayı davacı adına yapılan re'sen tarhiyat işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bununla birlikte, Vergi Mahkemesince, davacının iddiaları dikkate alınarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 85. maddesi kapsamında, davacı tarafından 197,000-USD karşılığı 400,000-TL tutarının yurtdışından Türkiye'ye getirildiği, anılan tutarın 29/11/2013 tarihinde ... Bankası Gimat Şubesine yatırılarak, bu tutara ilişkin olarak beyanname verildiği, tahakkuk eden tutarın 29/11/2013 tarihinde ödendiği, dolayısıyla, anılan kanun maddesi hükmü uyarınca, davacının beyan ettiği tutarın, inceleme sonucuna göre tespit edilen matrah farkından (58,604,29-TL) mahsubu gerektiğinden, ortada tarh edilecek matrah kalmadığı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Olayda ise, cezalı tarhiyatın dayanağı olan vergi inceleme raporunda, inceleme elemanınca, davacı şirketin anılan Kanun maddesi hükmü kapsamında, yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin 197.000-USD beyanda bulunarak, ödeme yaparak ve defter kayıtlarına alarak, yasal mevzuatta yer alan bazı şartları yerine getirmekle birlikte, bu paranın kendisine veya şirkete ait olduğunu ve 14.04.2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunu gösteren, kanaat verici herhangi bir belgeyi incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle, bu tutar için mahsup işleminin yapılmadığı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir vergisi Kanunu'nun 29/05/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 6486 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen geçici 85. maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişilerce, 15/04/2013 tarihi itibariyle sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 31/07/2013 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir.
Birinci fıkrada sayılan kıymetler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.
Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez.
Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 01/01/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır."
hükmüne yer verildikten sonra maddenin 8. fıkrasında, bildirildiği veya beyan edildiği halde, 15.4.2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamayacağı kurala bağlanmış, son fıkrasında ise, bu maddenin uygulamasında kanaat verici belge: Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar ile posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, 213 sayılı Kanun'un İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa ilgili ülkenin Türk menfaatini koruyan aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri ifade edeceği belirtilmiştir.
Bu nedenle, Dairemizin 22/03/2017 tarihli ara kararıyla, davacı şirketten 31/10/2013 tarihli beyanname ile yurtdışından nakit döviz olarak getirildiği beyan edilen (197.00-USD karşılığı 400.000-TL) nakit tutarın, anılan kanun maddesinin 8 numaralı fıkrasına göre, 15/04/2013 tarihi itibariyle yurtdışında bulunduğunu tevsik eden ve aynı maddenin son fıkrasında neler olduğu konusunda açıklık getirilen kanaat verici belgelerin sunulması istenilmiş ise de, verilen süre içerisinde davacı şirket tarafından ara kararı gereğinin yerine getirilmediği ve istenilen belgelerin sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacı şirket tarafından, doğrudan 29.11.2013 tarihinde ... Bankası Gimat Şubesi'ne yatırıldığı anlaşılan 197.000-USD tutarının 15.4.2013 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunduğunu, dolayısıyla Yasanın düzenlenme amacına uygun şekilde, söz konusu meblağın yurt dışından getirildiğini Yasada öngörülen şekilde kanıtlanamadığı açık olduğundan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 85. maddesi hükmünde yer alan, katma değer vergisi yönünden indirimden yararlandırılma şartlarının tamamının olayda gerçekleşmemiş olması karşısında, uyuşmazlık konusu matrahtan mahsubu gereken bir tutarın da mevcut olmaması nedeniyle, dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne; Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 16/11/2015 gün ve E:2015/127, K:2015/2246 sayılı kararın, özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik itirazın reddine, cezalı katma değer vergisinin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik itirazın ise kabulü ile kararın belirtilen kısmının bozulmasına,2577 sayılı Kanunun 45/4. maddesi uyarınca, davanın katma değer vergisi ve bu vergiye bağlı vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının reddine, davacı tarafından Mahkeme aşamasında karşılanan aşağıda dökümü gösterilen 78,70TL yargılama giderinden, davada haklılık oranına göre takdir edilen 28,00-TL'lik kısmının davalı idarece davacıya ödenmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına; davalı idarece itiraz aşamasında yapılan toplam 33,00-TL posta giderinden, takdir edilen 22,00-TL'lik kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, kalan 11,00-TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili için takdir olunan 990-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıdan alınmasına, davacıdan ayrıca 31,40-TL'den az olmamak üzere, reddedilen tutarın binde 4,55'i oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi uyarınca harçtan muaf olması nedeniyle itiraz başvurusu sırasında davalıdan alınamayan 84,50-TL itiraz başvuru harcının 54,00-TL'sinin davalı idarece davacıdan alınmasına, varsa artan posta ücretinin istemleri halinde kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince taraflara iadesine, 2577 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereği uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)