(2577 S. K. m. 49, Geç. m. 8) (213 S. K. m. 3, 30, 134) (3065 S. K. m. 29)
İSTEMİN ÖZETİ: Torna tesfiye işleri, metal parçaları delme, tornalama, frezeleme, rendeleme, parlatma, oluk açma, perdahlama, birleştirme, kaynak yapma faaliyetleriyle iştigal eden davacı şirketin 2011 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuyla bu dönemde bir kısım mal alışlarını, hakkında sahte fatura düzenlediğine ilişkin vergi tekniği raporu bulunan mükelleften alınan sahte faturaları kullanmak suretiyle belgelendirdiğinin tespit edildiğinden bahisle, sahte olduğu belirtilen faturalar içeriği katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi sonucunda düzenlenen katma değer vergisi beyan tablosuna göre davacı adına 2011/1 ve 3 dönemleri için re'sen yapılan katma değer vergisi tarhiyatları ile bu tarhiyatlar üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacının 2011 yılında kayıt ve beyanlarına dahil ettiği faturaların, kuvvetli delillerle hakkında sahte belge düzenlediği tespit edilen firmadan temin edildiği, söz konusu firmanın yüksek matrahlı beyannameler vermesine rağmen şirketin adresinde bulunamaması, ortaklarına ulaşılamaması, gerçek alım ve satıma ilişkin ticari faaliyette bulunduğuna ilişkin somut tespitin bulunmadığı, mal alımı yapılan firmanın kuruluş sermayesi ile doğru orantıda ticaret hacminin bulunmadığı, sahte belge düzenlemek ve kullanmak amacıyla organizasyon kapsamında kurulduğu anlaşılan şirketten alınan faturalara isabet eden katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle re'sen tarh edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar veren Bursa 1. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 29/04/2016 tarih ve E:2015/1531, K:2016/709 sayılı kararına davacı tarafça itiraz edilerek; alışlarının gerçek olduğu, ödemelerin banka yoluyla yapıldığı, mal alışında bulunduğu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun tebliğ edilmediği, savunma hakkının elinden alındığı iddialarıyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek davacı tarafça yapılan itiraz hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; torna tesfiye işleri, metal parçaları delme, tornalama, frezeleme, rendeleme, parlatma, oluk açma, perdahlama, birleştirme, kaynak yapma faaliyetleriyle iştigal eden davacı şirketin 2011 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuyla bu dönemde bir kısım mal alışlarını, hakkında sahte fatura düzenlediğine ilişkin vergi tekniği raporu bulunan mükelleften alınan sahte faturaları kullanmak suretiyle belgelendirdiğinin tespit edildiğinden bahisle, sahte olduğu belirtilen faturalar içeriği katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi sonucunda düzenlenen katma değer vergisi beyan tablosuna göre davacı adına 2011/1 ve 3 dönemleri için re'sen yapılan katma değer vergisi tarhiyatları ile bu tarhiyatlar üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; "Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması" bozma nedenleri olarak belirlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3'üncü maddesinin B bendinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı kuralı yer almıştır.
Aynı Kanunun 30'uncu maddesinde; re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmış, 2'nci fıkrasının 4'üncü bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması, 6'ncı fıkrasında defter ve beyanname gerçek durumu yansıtmaması halinin re’sen takdir nedeni olduğu, 134'üncü maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması olduğu hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29'uncu maddesinin 1/a bendinde; mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 2011 dönemi hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 21/08/2015 tarih ve 2015-A-4381/3 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, hakkında sahte belge düzenlediğine dair vergi tekniği raporu tanzim edilmiş bulunan Modüler Teknik Hırdavat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait alış faturalarını kayıtlarına aktararak dönem beyannamelerinde indirim konusu yaptığı, söz konusu indirimlerinin reddi ile 2011 yılı katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenerek 2011/1, 3 dönemleri için dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı görülmüştür.
Modüler Teknik Hırdavat San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 16/01/2015 tarih ve 2015-A-2338/2 sayılı vergi tekniği raporunda, 21/01/2011 tarihinde toptan teknik hırdavat ticareti yapmak için mükellefiyet tesis ettirdiği, şirketin iş yeri adresinde yapılan 28/01/2011 tarihli yoklamada işçi çalıştırmadığı, iş yerinde numune mal olduğu, 11/07/2011 tarihli yoklamada sipariş usulü çalıştıkları, 1 çalışanının olduğu, 01/11/2011 tarihli yoklamada sipariş usulü çalıştıkları, firmanın satışını ve pazarlamasını yaptığı malların sergilendiği vitrinlerde muhtelif sayıda matkap ucu ve profil bulunduğu, 15/11/2011, 16/11/2011, 25/11/2011, 27/12/2011, 30/01/2012 tarihli yoklamalarda adresin boş ve kapalı olduğunun tespiti üzerine mükellefiyetinin 31/12/2011 tarihi itibariyle resen terkin edildiği, fatura bastırdığı, davacı şirket adına düzenlenen faturaların bastırılan faturalar arasında yer aldığı, 2011 yılı defter tasdik bilgisinin bulunmadığı, 2011 yılı beyanlarının olduğu, muhtasar beyanlarında 1 işçi bildiriminin olduğu, alış yaptığı firmaların sahte belge düzenleyicisi oldukları, faaliyete geçtiği tarihten itibaren 12.313.202,20 TL kdv matrahı beyan etmesinin iktisadi ve teknik icaplara uygun olmadığı, çaprazlama fatura düzenlemek suretiyle organizasyon dahilinde sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulmuş bir organizasyonun parçası olduğu, şirket tarafından tesis ettirilen mükellefiyetin organizasyon dahilinde sahte fatura ticareti yapmak amacıyla tesis ettirildiği belirtilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler davacıya düzenlenen faturalar yönünden bir arada değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından alış yapılan dönemlerde şirketin adresinde faaliyette olduğu, muhtelif emtialarının, bir işçisinin olduğu, katma değer vergisi matrahları ile Ba-Bs formları arasında tutarsızlığın bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu tespitler anılan faturaların sahte olduğunu kabule yeterli olmadığı gibi, davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir emtia ve hizmet alışverişini yansıtmadığı yönünde başkaca hukuken itibar edilebilir nitelikte somut tespitlere yer verilmediği görüldüğünden dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı taraf itiraz isteminin kabulüne, Bursa 1. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 29/04/2016 tarih ve E:2015/1531, K:2016/709 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca dava ve itiraz aşamalarında yapılan 214,50 TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 54. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)