İSTEMİN ÖZETİ: Davacıya ait 3.780 adet ..... Lastik Sanayi ve Tic.A.Ş. hisse senetlerinin bulunduğu kasanın depremde enkaz altında kalması nedeniyle kayden izlenmeye başlandığı halde teslim edilemediğinden, ..... A.Ş. tarafından 08.07.2013-20.09.2013 tarihleri arasında satılmasından dolayı zarara uğradığı belirtilerek hisse senetleri karşılığı 18.000,00TL'nın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; toplam satışı yapılan 214.831 hisse senedi olduğu, bu hisselerin satışından toplam 1.146.227,32TL elde edildiği, ortalama olarak hesaplandığında davacının sahibi olduğu hisse senedi karşılığının 20.168,12TL olacağı, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararı karşılamakla yükümlü bulunduğu hükmü uyarınca davacının talep ettiği tutarın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü yolunda verilen Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin 12/02/2016 gün ve E:2014/1283, K:2016/228 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, taraflarca itirazen incelenip bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait 3.780 adet ..... Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. hisse senetlerinin bulunduğu kasanın depremde enkaz altında kaldığından bahisle kayden izlenmeye başlandığı halde teslim edilemediğinden ..... A.Ş. tarafından 08.07.2013-20.09.2013 tarihleri arasında satılmasından dolayı hisse senetleri karşılığı 18.000,00TL'nın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin itiraz istemine yönelik olarak;
2499 sayılı Mülga Sermaye Piyasası Kanunu'nun Geçici 6. maddesinin 6111 sayılı Yasa ile eklenen dördüncü fıkrasında; "Her bir sermaye piyasası aracı için Merkez Kayıt Kuruluşu tarafından kayden izlemenin başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları hisse senedi ise, ihraççıya kanunen intikal eder. Bu durumda paydan doğmuş olan haklar, hisse senetlerinin ihraçcıya intikal tarihinde kendiliğinden sona ermiş sayılır. Söz konusu payların satışı, ihraççılarca üç ay içerisinde yapılır. Teslim edilmeyen diğer sermaye piyasası araçlarından doğan alacaklar, bu tarihte zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiş, anılan Yasayı yürürlükten kaldıran 30.12.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Geçici 8. maddesinin 2. fıkrasında da; "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kaydileştirilen ve teslim edilen sermaye piyasası araçları ile kaydileştirme kararının alınmasına rağmen henüz teslim edilmemiş sermaye piyasası araçları hakkında 13 üncü maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır." hükmü getirilmiş, aynı Yasanın 13. maddesi 4. fıkrasında ise; "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez(…) hükmüne yer verilmiştir.
06.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren Yatırımcı Tazmin Merkezine İlişkin Yönetmeliğin, "Zamanaşımına uğrayan emanet ve alacakların YTM’ye gelir kaydedilmesi" başlıklı 24. maddesinde;(1) Yatırım kuruluşları, ilan edilen zamanaşımına uğrayacak emanet ve alacaklara ilişkin, hak sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri ve haklarının faiz, kar payı ve diğer getirileri ile birlikte ulaştıkları tutarlar gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir listeyi YTM’ye gönderir ve söz konusu tutarları takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar YTM’nin hesaplarına devreder. (2) Zamanaşımına uğramış yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinden kaynaklanan her türlü emanet ve alacaklar ile bunlara ait faiz, kar payı ve diğer getiriler için düzenlenecek liste örnekleri ve bunların hangi hesaplara yatırılacağı veya ne suretle tevdi ve teslim edileceği, YTM tarafından Birlik vasıtasıyla yatırım kuruluşlarına duyurulur.", "Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM’ye intikali" başlıklı 25. maddesinde de; (1) Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları MKK tarafından, YTM hesaplarına aktarılır, bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. YTM hesaplarına aktarılan sermaye piyasası araçlarına ilişkin geçmiş yıllarda ödenen, ihraççı şirketler nezdinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca YTM’ye devredilebilen temettüler de ilgili ihraççı şirketler tarafından YTM hesaplarına aktarılır. Bu şekilde YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçları için MKK’ya YTM tarafından herhangi bir saklama ücreti ödenmez. (2) Birinci fıkra uyarınca YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçları, YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde F3’ta satılır. Belirtilen üç aylık süre içerisinde satılamayan sermaye piyasası araçları hakkında yapılacak işlemlere ilişkin esaslar Kurulca belirlenir." kuralına, "Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının satışı" başlıklı 26. maddesinde ise; (1) YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının satış işlemleri için YTM tarafından F3’a yazılı olarak müracaat edilir. (2) Satış işlemi, F3 tarafından satılacak kıymetin likidite durumuna göre, ayrı bir resmi müzayede sırası açılmasına gerek görülmediği durumlarda ilgili sermaye piyasası aracının işlem sırasında ya da açılacak ayrı bir resmi müzayede pazarında gerçekleştirilebilir." kuralı yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının sahibi olduğu ..... Lastik San. ve Tic. A.Ş.'ne ait hisse senetlerinin bulunduğu kasanın Ekim 2011 Van Depreminde enkaz altında kaldığı, 25.11.2005 tarihinde kaydileştirilmesine karar verilen söz konusu hisse senetlerinin 7 yıllık süresinin 31.12.2012 tarihinde sona erdiği halde davacı tarafından teslim edilmediğinden borsada işlem göremeyeceği, YTM nin hesaplarına devredileceği, YTM hesaplarına intikal eden sermaye piyasası araçlarının hesaba geçmesinden itibaren üç ay içinde F3'ta satılacağının kabulü ile 241.831 adet BRİSA. E payın 08.07.2013-20.09.2013 tarihleri arasında satılması üzerine davacı tarafından mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde bu satış işlemi nedeniyle zararının doğduğu ileri sürülerek, 3780 adet hisse senedi karşılığı olarak 18.000TL nin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İtiraza konu İdare Mahkemesi kararında; hisse senedi satış işleminde davalı idarenin hizmet kusurunun kabulüyle hisse senetlerinin satış fiyatlarının ortalaması alınmak suretiyle davacının zararının tazminine yönelik karar verilmiş ise de; davalı idarenin hizmet kusurunun var olup olmadığı ya da var ise nasıl gerçekleştiğine yönelik herhangi bir incelemede bulunulmadığı görülmektedir.
Davacı tarafından gerçekleştiği ileri sürülen zararın davalı idarenin yürüttüğü hizmet nedeniyle meydana gelip gelmediğinin, idarece yürütülen hizmet ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespitinden sonra tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen Yasa ve Yönetmelik hükümlerine göre kaydileştirimesine karar verilen hisse senetleri için bir kaydileştirilme süresi öngörüldüğü, uyuşmazlıkta bu sürenin 25.11.2005 tarihinden itibaren 7 yıl olarak belirlendiği, bu süre içerisinde teslimin zorunlu olduğu, teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM hesaplarına aktarılacağı, üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ereceği, hesaba geçmesinden itibaren 3 ay içinde F3'ta satılacağı hükümleri çerçevesinde olay değerlendirildiğinde, davacıya ait olduğu belirtilen hisse senetlerinin kaydileştirilme süresi içinde deprem nedeniyle fiilen hisse senetlerine ulaşılamadığından teslimin gerçekleştirilemediği, deprem tarihi itibariyle henüz yedi yıllık sürenin tamamlanmamış olduğu dikkate alındığında, davacının hala hak sahibi olduğunun kabulü gerekmekte ise de; deprem sırasında uyuşmazlığa konu hisse senetlerinin davacının elinde olduğuna dair hiç bir tesbitin bulunmadığı, deprem sonrasında da hisse senetlerinin enkaz altında kaldığına yönelik hiç bir tesbitin yaptırılmamış olduğu, depremin üzerinden üç yıla yakın bir süre geçtikten ve mevzuatla öngörülen süreç tamamlanıp satış işlemi yapıldıktan sonra davacı tarafından yapılan bir başvuru ile durumun incelenerek değerlendirmeye alınmasının sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, tazminata hükmedilebilmesi için davalı idarelerce yürütülen bir faaliyetten ya da davalı idarelere atfedilen bir tutum ve davranıştan dolayı zararın meydana gelmesi gerekmektedir. Zararın zarar gören kişinin kendi rızası, tutum ve davranışından kaynaklanması ya da zararın umulmayan bir durumdan ileri gelmesi veya mücbir sebep(idarenin iradesi dışında meydana gelen olaylar)ten dolayı gerçekleşmesi halinde ise yürütülen hizmet ve meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağı kesileceğinden, idarenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir.
Davacı tarafından hisse senedinin deprem sırasında enkaz altında kaldığını ortaya koyacak herhangi bir bilgi veya belgenin ya da deprem sonrasına ilişkin bir tespitin sunulmadığı dolayısıyla satış işleminin mevzuatla düzenlenen durumun dışında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, idarenin sorumluluğunun ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, davacının zararına yol açan satış işlemine ilişkin hizmetin yürütümü sırasında idarenin sorumluluğunu ortaya koyar nitelikte herhangi tespitte bulunulmaksızın, meydana geldiği belirtilen zararın davalı idarece tazminine olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla davacıya ait hisse senetleri karşılığı satış bedeli üzerinden hesaplanan tutarın, davacıya ödenmesi gerektiği yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır.
Davacının, tazminat miktarının idare mahkemesince hesaplanan üzerinden değil de talep edilen tutar üzerinden hükme bağlanmasının hukuki olmadığı, ıslah hakkını kullanamayacağı ileri sürülerek itiraza konu kararın bozulması isteminin ise, verilen karar karşısında bu safhada değerlendirilme olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davalı idareler itirazının kabulü ile Ankara 18. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/02/2016 gün ve E:2014/1283, K:2016/228 sayılı kararın bozulmasına, 2577 sayılı Yasanın 45/4. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucu davanın REDDİNE, davacı itirazının reddine, aşağıda dökümü yapılan 652,90TL yargılama giderinin 370,70TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 282,20TL karar harcının davacıya iadesine, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idareler için 2.160,00TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde itiraz edenlere iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere 03/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)