(4458 S. K. m. 242) (2577 S. K. m. 10, Geç. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına tescilli 20.2.2014 tarih ve IM008648 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesinde gösterilen yurt dışı giderin, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğde öngörülen birim kıymet üzerinden hesaplanan gözetim kıymeti ile eşyanın faturasında gösterilen kıymeti arasındaki fark olduğu belirtilerek ödenen gümrük ve katma değer vergilerinin anılan gidere isabet eden kısmının geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun kesin olmayan işlemle reddine dair karara vaki itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu tutarın tahsil edildiği tarihten itibaren tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından ödenen gümrük ve katma değer vergilerinin geri verilmesi istemiyle gümrük müdürlüğüne yapılan başvuru sonucu alınan süre uzatma kararına itiraz üzerine Bölge Müdürlüğünce verilen karara karşı, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 242. maddesi uyarınca dava açılmadığı, gümrük müdürlüğü tarafından verilen sürenin beklendiği, ardından idari itiraz yoluna başvurulmaksızın zımni ret işleminin oluştuğundan bahisle doğrudan Gümrük Müdürlüğü işlemine karşı görülmekte olan davanın açıldığının anlaşıldığı, olayda idari merci tecavüzü bulunmakta ise de, gümrük müdürlüğünün zımni ret işlemine karşı, on beş günlük itiraz süresi geçirildikten sonra, 11.12.2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açılmış olması karşısında, bu aşamada merciine tevdi kararı verilmesinin davacıya hukuki bir yarar sağlaması olanaksız bulunduğundan, ortada idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenmeksizin reddeden Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 7.1.2016 gün ve E:2015/1915; K:2016/28 sayılı kararının onanmasına dair Adana (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesinin 30.3.2016 gün ve E:2016/1393; K:2016/1746 sayılı kararının; Gümrük Müdürlüğünce alınan idari kararlarda başvurulacak idari merci ve süre gösterilmemesinin Anayasanın 40. maddesine aykırı olduğu, idarenin yanlış yönlendirmesi sonucu yedi ay beklendiği, bu sürenin sonunda cevap verilmemesi üzerine oluşan zımni ret işlemine karşı açılan davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasına uygun bulunduğundan, kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle Adana (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesinin 30.3.2016 gün ve E:2016/1393; K:2016/1746 sayılı kararın ortadan kaldırılmasından sonra işin esasına geçildi;
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesinde gösterilen yurt dışı giderin, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğde öngörülen birim kıymet üzerinden hesaplanan gözetim kıymeti ile eşyanın faturasında gösterilen kıymeti arasındaki fark olduğu belirtilerek ödenen gümrük ve katma değer vergilerinin anılan gidere isabet eden kısmının geri verilmesi istemiyle Gümrük Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, geri verme başvurusu hakkında, Gümrük Müdürlüğünce, iade taleplerinin karara bağlanmasında idarenin karar alma süresinin her bir beyanname için bu sürenin bitiminden itibaren 6 ay uzatıldığı yolunda alınan 5.5.2015 tarih ve 7725917 sayılı kararın 21.5.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından süresi içerisinde Bölge Müdürlüğüne itiraza gidildiği, itiraz üzerine 23.6.2015 tarih ve 8766888 sayılı karar ile kesin olmayan ve tebliğ tarihi belli olmayan bir cevap verildiği, bunun üzerine davacı tarafından gümrük müdürlüğünce verilen 6 aylık sürenin bitimi beklenerek 17.11.2015 tarihinde zımni ret işleminin oluşmasından sonra 11.12.2015 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 242. maddesinin 1. fıkrasında, yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri; 2. fıkrasında, İdareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 4. fıkrasında ise, itirazın reddi kararlarına karşı, işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
Bu hükümlere göre; idari davaya konu olacak işlem, gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı, Gümrük Kanununun 242. maddesinde öngörülen usullere göre yapılacak itiraz üzerine, yine aynı maddede yazılı mercilerce tesis edilecek olumsuz işlemler olduğundan, idari itiraz prosedürü tamamlanmadan idari yargı yoluna başvurulamayacağı gibi, yükümlülerin itiraz başvurularının bir üst makamca otuz gün içinde karara bağlanarak sonucunun ilgilisine tebliği yasal bir zorunluluk olduğundan, bu sürenin cevapsız geçirilmesi halinde, idari başvuruların zımnen reddedildiğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, idari başvuruların, cevap verilmemek suretiyle sürüncemede bırakılması ve dolayısıyla, hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracak uygulamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri; 2. fıkrasında da, altmış gün içinde bir cevap verilmezse, isteğin reddedilmiş sayılacağı; ilgililerin, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilisinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin, başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren idari dava açma süresi içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Gümrük Kanunu uyarınca işlem tesis edilmesi istemiyle veya idarece re’sen tesis edilen işlemlere karşı idareye yapılacak başvuru yollarının yöntem ve süreleri ile kendisine başvuruda bulunulan idarenin cevap verme süreleri, anılan Kanunda, genel hükümlerden (2577 sayılı Kanunun 10. maddesindeki esaslardan) ayrı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlar ile ilgili olarak idari davaya konu olabilecek işlemlerin oluşumunun, yukarıda açıklanan başvuru usulleri ve süreleri konusunda özel kanun niteliği taşıyan 4458 sayılı Kanun hükümlerine göre, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise, genel Kanun niteliğindeki 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; Gümrük Kanununda, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği belirtilmiş ise de, idarece verilen cevabın kesin olmaması durumunda izlenecek usule dair, anılan Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesinde yer alan, dava açma süresi içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilisinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin, başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren idari dava açma süresi içinde dava açabilecekleri yolundaki hükmün uygulanması gerekmektedir.
Buna göre; Gümrük Kanunu uyarınca yapılan itirazlar üzerine idarece verilen cevabın kesin olmaması ve altı aylık bekleme süresi içinde de kesin cevap verilmemesi halinde bu sürenin dolduğu tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde dava açılabileceği açıktır.
Olayda, ödenen vergilerin bir kısmının geri verilmesi istemiyle 22.4.2015 tarihinde Gümrük Müdürlüğüne yapılan başvurunun 5.5.2015 tarihli kesin olmayan işlemle reddedilerek 21.5.2015 tarihinde tebliği üzerine süresi içerisinde Bölge Müdürlüğüne yapılan itirazın karara bağlanması için 6 aylık süre beklenildikten sonra zımni ret işleminin oluştuğu tarihten itibaren 30 günlük yasal dava açma süresi içerisinde 11.12.2015 tarihinde açılan davanın yargılama usulüne uygun olduğu anlaşıldığından, Mahkemece, dosyanın tekemmülünün sağlanmasından sonra işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, davaya konu edilen işlemin Gümrük Müdürlüğü işlemi olduğunun kabulü suretiyle istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararda isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, kararın düzeltilmesi isteminin kabulüne ve Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 7.1.2016 gün ve E:2015/1915; K:2016/28 sayılı kararının bozulmasına; tekemmülünün sağlanmasından sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine; yeniden verilecek kararda hükmedileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 13.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)