(193 S. K. m. 75,94) (4632 S. K. Geç. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının Bireysel Emeklilik Sistemine katkı payından stopaj yoluyla yapılan gelir vergisi kesme işleminin haksız olduğundan bahisle iptali ile fazladan kesilen 23.683,47 TL'nin faizi ile tarafına iadesi istemiyle açılan davada; bireysel emeklilik sisteminde katılımcı olan davacının Türkiye Noterler Birliği Üyelerinin Dayanışma, Yardımlaşma, Emeklilik ve Meslek İçi Birikimlerinin Sağlanmasına dair yardım sandığındaki birikimlerini 20/04/2012 tarihinde Bireysel Emeklilik Sistemine aktardığı, Yönetmelik gereğince 3 yıllık süre 20/04/2015 tarihinde dolduktan sonra davacının bireysel emeklilik sisteminden 13/10/2015 tarihinde emekliliğe ayrıldığı, emekliye ayrılma talebi üzerine sadece Bireysel Emeklilik Sisteminden (BES) elde edilen irat tutarı üzerinden vergi stopajı yapılması gerekirken Türkiye Noterler Birliği yardım sandığından aktarılan tutar üzerinden de (yani katkı payından da) vergi tevkifatı yapıldığı, Noterler Birliği yardım sandığından BES'e aktarılan paranın tamamının katkı payı olduğu, katkı payından vergi alınmayacağı, iddia edilerek işbu dava açılmışsa da, Noterler Birliği yardım sandığından bireysel emeklilik sistemine (BES) aktarılan tutarların anapara ve nema olarak ayrıştırılarak bireysel emeklilik sisteminden çıkılması durumunda, nemanın gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerektiği açık olduğu, Noterler Birliği yardım sandığından davacı adına bireysel emeklilik sistemine aktarılan tutarın içerisinde davacının elde ettiği faiz getirisinin de yer aldığı, ayrıca emeklilik şirketinin davacıya yazmış olduğu yazıda anapara üzerinden kesinti yapılmadığı hususunun bildirildiği, dava konusu olayda da emeklilik şirketinin anaparayı vergilendirmeyip, davacının emeklilik sandığından elde ettiği iradı vergilendirdiği görüldüğün dava konusu gelir vergisi stopajında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 31/05/2016 tarih ve E:2015/2208, K:2016/1267 sayılı kararına davacı tarafça itiraz edilerek; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İtirazın reddi ile kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan itiraz hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Türkiye Noterler Birliği Yardımlaşma ve Emeklilik Sandığından bireysel emeklilik sistemine aktarılan ve daha sonra yönetmelik gereğince 3 yıllık sürenin dolması sebebiyle hak kazanarak sistemden çıkılması sonucu emeklilik sisteminde elde edilen irat tutarı üzerinden vergi stopajı yapılması gerekirken Türkiye Noterler Birliği Yardımlaşma ve Emeklilik Sandığından aktarılan tutar üzerinden de vergi tevkifatı yapıldığından bahisle, yapılan fazla stopajın iptali ve fazladan kesilen 23.683,47-TL'nin yasal faizi ile beraber iadesi istemiyle açılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "vergi tevkifatı" başlıklı 94'üncü maddesinin 15/a bendinde; 75. maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı belirtilmiş, Aynı Kanunun 75. maddesinin 1. fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu, 15/a bendinde de, tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından on yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemelerin menkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.
4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun Geçici 1'inci maddesinin beşinci fıkrasında, yetkili organlarınca karar alınması kaydıyla, üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketleri nezdinde 16/4/2012 tarihi itibarıyla mevcut bulunan emeklilik taahhüt planları kapsamındaki yurt içi ya da yurt dışındaki birikimler ve taahhütlere ilişkin tutarların (plan esaslarına göre aktarım tarihine kadar mutat yapılan ödemeler nedeniyle oluşanlar dahil), 31/12/2015 tarihine kadar kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine aktarılabilecekleri, belirlenmiş katkı esasına göre yürütülen emeklilik taahhüt planlarından yapılan aktarımlarda ilgili kuruluşun yetkili organlarınca karar alınması şartının aranmayabileceği belirtilmiştir.
Maddenin altıncı fıkrasında ise, beşinci fıkra kapsamında bireysel emeklilik sistemine aktarılan tutarların gelir vergisinden müstesna oldukları, Müsteşarlıkça uygun görülen programlı geri ödeme tutarları hariç, aktarım tarihinden itibaren üç yıl içinde katılımcı tarafından maluliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle, aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı, aktarım yapan üyelerin sistemde kazanacakları süreye ve üyelerden sosyal güvenlik sistemi ve tabi olduğu vakıf senedi kapsamında emeklilik hakkı kazanmış olanların aktarım sonrası sistemde emeklilik hakkı kazanacağı yaşa ilişkin esas ve usullerin müsteşarlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının "Türkiye Noterler Birliği Üyelerinin Dayanışma, Yardımlaşma, Emeklilik ve Meslek Birikimlerinin Sağlanmasına" dair yardım sandığındaki birikimini Emeklilik şirketleri ile yapmış olduğu bireysel emeklilik sözleşmesine istinaden aktardığı,3 yıl sonra emekliliğe hak kazandığı ve söz konusu bireysel emeklilik sözleşmesinin sonlandırıldığı, davacı adına hem emeklilik sisteminden elde edilen irat tutar üzerinden hem de yardım sandığından aktarılan tutar üzerinden stopaj kesintisi yapıldığı bunun üzerine davacı tarafından bireysel emeklilik sisteminde elde edilen irat üzerinden yapılan kesintinin hukuka uygun olduğu fakat vakıftan aktarılan tutar üzerinden hiçbir şekilde kesinti yapılamayacağı iddia edilerek iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; yetkili organlarınca karar alınması kaydıyla, üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketleri nezdinde 16/4/2012 tarihi itibarıyla mevcut bulunan emeklilik taahhüt planları kapsamındaki yurt içi ya da yurt dışındaki birikimler ve taahhütlere ilişkin tutardan 31/12/2015 tarihine kadar kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine aktardıkları tutarların gelir vergisinden müstesna oldukları, aktarım tarihinden itibaren üç yıl içinde katılımcı tarafından maluliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle, aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı, aktarım tarihinden itibaren üç yıl geçtikten sonra veya üç yıl için ölüm ya da maluliyet nedeniyle sistemden çıkılması durumunda ise bireysel emeklilik sitemine aktarılan bu tutarın tamamı ana para gibi kabul edilerek, her hangi bir vergi kesintisi yapılamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; davacı tarafından Noterler Birliği Yardım Sandığından bireysel emeklilik sistemine aktarılan tutar üzerinden; aktarım tarihinden itibaren bireysel emeklilik sisteminde üç yıl kaldıktan sonra ayrıldığı için her hangi bir gelir vergisi kesintisi yapılamayacağından, yapılan kesintinin iptali ile fazladan kesilen 23.683,47-TL'nin yasal faizi ile beraber iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı taraf itirazının kabulüne, İstanbul 5. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 31/05/2016 tarih ve E:2015/2208, K:2016/1267 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, fazladan yapılan kesintinin iptaline ve fazladan kesilen 23.683,47-TL'nin yasal faiziyle beraber davacıya iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen 195,20-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)