(2577 S. K. m. 3, 5, 13, 16)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/06/2016 günlü, E:2016/2509, K:2016/1915 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davacının hissedarı olduğu Ankara ili, Mamak ilçesi, ..... Mahallesi 39654 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında önce sosyal alan olarak belirlenip süresi içinde kamu yararına uygun işlem yapılmaması ve daha sonra da özel sosyal kültürel alan olarak değiştirilmesi suretiyle taşınmazdan yararlanmasının uzun bir süre engellenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 15.000,00 TL zararın tazmini ile sürekli oyalayıcı işlemler nedeniyle taşınmazdan yararlanamaması sebebiyle, şimdilik 1.000,00 TL arsa bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve taşınmazın belediye adına tesciline karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi'nce, 18/03/2016 günlü, E:2016/1204, K:2016/686 sayılı kararla 2577 sayılı Yasanın 3.ve 5.maddelerine uygun olmaması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği, akabinde yenilenen dilekçede de aynı yanlışlıkların tekrarlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara davacı vekilince itiraz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesinin; 18/03/2016 günlü, E:2016/1204, K:2016/686 sayılı kararı ile davacı tarafından, söz konusu taşınmazın imar planında önce sosyal alan olarak belirlenip süresi içinde kamu yararına uygun işlem yapılmaması ve daha sonra da özel sosyal kültürel alan olarak değiştirilmesi suretiyle taşınmazdan yararlanmasının uzun bir süre engellenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 15.000,00 TL zararın tazmininin istenildiği, ancak, davacının söz konusu taşınmazdan yararlanmasının nasıl engellendiği, bu engellenme nedeniyle ne gibi zararlarının oluştuğu hususlarının açıkça belirtilmemesi, bir başka deyişle, söz konusu 15.000,00 TL'lik zararın; taşınmaz üzerindeki davacının zirai faaliyetlerine engel olunması ya da taşınmaz üzerindeki bina vb. yapının kullanımına engel olunması vs. gibi nedenlerle mi oluştuğu hususunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemesi sebebiyle dava dilekçesinde 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uyarlık görülmediği, diğer yandan, Ankara ili Mamak ilçesi ..... Mahallesi 39654 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazdan yararlanmasının uzun bir süre engellenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 15.000,00 TL zararın tazmini (zararın sebepleri de ortaya konulmak suretiyle) istemiyle ayrı dilekçeyle, Ankara ili Mamak ilçesi ..... Mahallesi 39654 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın imar planında özel sosyo kültürel alan olarak belirlenmesine rağmen, söz konusu taşınmazın halen kamulaştırılmaması sebebiyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle, hisse bedeli karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi (eğer dava dilekçesinde kastedilen istem bu ise) istemiyle ayrı dilekçeyle dava açılması gerekmekte iken tek dilekçeyle açılan davada, 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine de uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddedilerek, yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına karar verildiği, davacı vekilince yenilenen dava dilekçesinin konu kısmında fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 39654 ada, 1 sayılı parselde yer alan taşınmazın imar planı gereğince önce sosyal alan (kamu alanı) olarak değerlendirilip, süresi içerisinde (3 Ay ve 5 Yıllık) kamu yararına uygun işlem yapılmaması ve daha sonra özel sosyo kültürel alan olarak değiştirilmesi suretiyle taşınmazdan yararlanmasının uzunca süre engellenmesi nedeniyle şimdilik uğranılan zarar için 15.000 TL (yapılacak bilirkişi incelemesinden sonra artırılmak kaydıyla) tazminat ödenmesi ve sürekli olarak oyalayıcı işlemler nedeniyle taşınmazından yararlanamamasından dolayı yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirtilen taşınmaz değeri üzerinden kamulaştırmasız el atma hükümleri çerçevesinde bedelinin ödenmesine, taşınmazın belediye adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunduğu, dilekçenin içeriğinde de, imar planı çerçevesinde hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmesinin fiilen engellendiği, dava konusu arsa üzerinde ileriye yönelik inşaat yapma gibi kişisel tasarruflarda bulunma, rayiç değeri üzerinden satma, kiralama, yararlı değişiklikler yapma gibi, mülkiyet hakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma hakkının kısıtlandığı, taşınmazın halen kamulaştırılmamış olması sebebiyle, mülkiyet hakkının kısıtlandığından şimdilik davalı kurumca rayiç bedeli dahi bildirilmediğinden fazlaya ilişkin dava ve talep hakkının saklı tutularak 1000 TL arsa bedelinin keşif neticesinde belirlenecek değer üzerinden faiziyle ödenmesi, taşınmazın davalı kurum adına tesciline karar verilmesi için iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğu her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması gerekliliği bulunmakla birlikte, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceğinden bu sebeple taşınmazın davalı kurum adına tesciline karar verilmesi isteminin aynı dilekçe ile istenmesi mümkün olup herhangi bir yasal engel bulunmadığı, gerek davalı belediyenin 5 yıllık süre içerisinde imar planı çerçevesinde işlem yapmaması gerek oyalayıcı işlemlerine devam etmesi, taşınmazın rayiç bedelinin bildirilmemesi karşısında uğradığı zararın gerçekçi ve tam olarak tespit edilmesi mümkün olmadığından 2577 sayılı Yasanın 16/4. maddesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak davanın açıldığı, taşınmazdan uzun süreden beri yararlanamaması nedeniyle fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı tutularak 15.000 TL tazminat, 1000 TL arsa bedelinin keşif neticesinde belirlenecek değer üzerinden faiziyle birlikte ödenmesi, taşınmazın davalı kurum adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunulduğu, İdare Mahkemesince; Mahkemenin 18.03.2016 tarih ve E:2016/1204, K:2016/686 sayılı dilekçe ret kararında, sözkonusu tazminat istemlerine ilişkin ayrı ayrı iki dava açılması ve 15.000,00 TL zararın sebeplerinin de ortaya konulması gerektiğinin davacıya bildirilmesine rağmen, belirtilen hususlara uyulmaksızın düzenlenen dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddesine uygun olmadığının anlaşıldığı, yanlışlıkların aynen bakılan davada yenilenen dilekçede de tekrar edildiği görüldüğünden, bakılan davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı, öte yandan; her ne kadar, dava dilekçesinde aynı parselde hissedar olan başka bir davacı tarafından aynı mahiyetteki davanın Ankara 17. İdare Mahkemesinde derdest olduğu ve dava dilekçesinde herhangi bir eksiklik görülmediği ileri sürülmüş ise de; davacının taşınmazından yararlanmasının uzun bir süre engellenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 15.000,00 TL zararın tazmini istemiyle 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca idareye yapılacak başvuru üzerine söz konusu başvurunun reddi ya da zımnen reddi neticesinde dava açılabilecek iken, aynı taşınmaza ilişkin mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle, taşınmaz bedeli karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılacak dava için Kamulaştırma Kanunu uyarınca uzlaşma başvurusunun dava şartı olduğu, her iki tazmin talebine yönelik dava süreleri ile zarar sebeplerinin diğerinden farklı olduğu, bir başka deyişle tazminat talepleri arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığı, bu sebeple yargılama sırasında biri hakkında yapılacak incelemenin diğeri ile ilgisi bulunmadığı gibi her iki isteme ilişkin açılan davaların farklı harç oranlarına tabi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, uyuşmazlığa konu taşınmazının imar planı ile kamu alanı olarak belirlenmesine karşın uzun süre kamulaştırılmaması nedeniyle ve daha sonra özel sosyal kültürel alana dönüştürülerek taşınmazdan yararlanmasının uzunca süre engellenmesi nedeniyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla arsa bedeli olarak 1.000 TL, taşınmazından yararlanamaması nedeniyle de (taşınmazda inşaat yapma, rayiç değer üzerinden satma, kiralama, yararlı değişiklikler yapma v.b.) 15.000 TL tazminat ödenmesine, taşınmazın tapuda davalı idare adına tesciline karar verilmesi istemiyle bakılan davayı, gerek reddedilen dilekçede gerekse yenilenen dilekçede aynı istemlerle açtığı görülmektedir.
Bu durumda, davacının taşınmazına ilişkin mülkiyet ve yararlanma haklarının kısıtlandığından bahisle talepleri, dava konusu, sebepleri aynı olmasına ve dava dilekçesinin 2577 sayılı Yasa'nın 3. ve 5. maddelerine uygun olmasına karşın, aksine değerlendirmeye dayalı itiraza konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Kaldı ki, Mahkemece 2577 sayılı Yasa'nın 3.maddesine aykırılık olarak belirtildiği hususlar, tazminat davasının esasına ilişkin unsurların var olup olmamasına ilişkin olup, uyuşmazlığın esasının incelenmesinde dikkate alınacak hususlardır.
Öte yandan, 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21.maddesiyle 2942 sayılı Yasanın Geçici 6. maddesinin 10. fıkrası uyarınca dava açılması için 3194 sayılı Yasada öngörülen zorunlu bir başvuru yolu olmadığından, davacı tarafından başvuru yapılmadan tazminat davası açılması mümkündür.
Bu nedenle ilk dava dilekçesindeki yanlışlıkların tekrarlanması nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının KABULÜNE, davanın 2577 sayılı Yasa'nın 15/5 bendi uyarınca reddine yönelik Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/06/2016 günlü, E:2016/2509, K:2016/1915 sayılı kararın BOZULMASINA, işin esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, 29/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)