Davacı Fatih Üniversitesi Rektörlüğü vekili ……. tarafından, davacının işyerinde düzenlenen 05/02/2015 tarihli tutanağa istinaden faturaların ayrıntılı olarak düzenlenmediği ve verilmediğinden bahisle 213 sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen ve 20150327...01 sıra numaralı ihbarname ile tebliğ edilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne karşı açılan davada, İstanbul 8. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce dava konusu özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına dair verilen 26/10/2015 tarih ve E:2015/1277 K:2015/2406 sayılı karara davalı idarenin itirazı üzerine dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir. " hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı Kanunun 26. maddesi hükmü uyarınca, münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalar dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölüm veya herhangi bir sebeple değişiklik durumunda bütün haklar, mallar ve borçların davayı takip hakkı kendisine geçene ait olduğundan, açılmış bulunan bu tür davaların ölenin mirasçılarının veya davayı takip hakkı kendisine geçenin hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
23/07/2016 tarih ve 29783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, " Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları kapatılmıştır." denilerek, aynı maddenin 4. fıkrasında, kapatılan yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrencilerin, Yükseköğretim Kurulu tarafından Devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirileceği, bu şekilde yerleştirilen öğrencilerin, mezun oluncaya kadar vakıf yükseköğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam edecekleri, bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulunun görevli ve yetkili olduğu belirtilmiştir.
Sözü edilen 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli IV sayılı listede, kapatılan vakıf yükseköğretim kurumları arasında davacı da yer almaktadır.
Diğer yandan, 17/08/2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesiyle, 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış; aynı maddenin 3. fıkrasında kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtları re'sen terkin edilmiş; bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılmış; bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebilmesine veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilmesine olanak tanınarak, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınarak, 4. Fıkrasında birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlaması; 5. Fıkrasında borçların ödenmesinde malvarlığının aynından doğan vergi borçları, rehinli alacaklar, çalışanların sigorta primleri, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklindeki sıralamanın esas alınması öngörülmüştür.
Ortaya çıkan bu hukuksal durum karşısında, davacının özel hukuk tüzel kişiliğini yitirdiği, başka bir ifadeyle medeni hakları kullanma ehliyetini, yani fiil ehliyetini, dolayısıyla davacı olma sıfatını kaybettiği ortada olup, Vergi Mahkemesince 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılması, davayı takip hakkı kendisine geçenin yenileme dilekçesi vermesi durumunda ise itiraz başvurusunun tekemmül ettirilip, dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, bu aşamada davalı idarenin itiraz isteminin incelenmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle; esas kaydının kapatılmasına, 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca işlem yapılması için dosyanın İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'ne gönderilmesine, 29.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)