(2709 S. K. m. 125) (6306 S. K. m. 1, 3, 7) (2577 S. K. m. 54) (492 S. K. m. 63) (1319 S. K. m. 29) (6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği m. 16)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, .... Mahallesi, .... Caddesi, 5589 ada, 3 sayılı parsel, B blok, 31 nolu bağımsız bölümün satışı nedeniyle adına tahakkuk ettirilen ve 11.02.2016 tarihinde tahsil edilen 3.600,00-TL tutarındaki tapu harcının kaldırılarak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada; Malatya Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/05/2016 gün ve E:2016/241, K:2016/451 sayılı “davanın reddine” ilişkin kararın; ihtilaf konusu taşınmazın bulunduğu yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından "Riskli Yapı" kabul edildiği ve tapu kütüğünde "Riskli Yapı" şerhi konulduğu, 6306 sayılı Kanunun 7. maddesinin 9.bendi uyarınca devir işlemi tapu harcından istisna olmasına karşın harç alındığı, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16/9. maddesinde ilk satış, devir ve tescil işlemlerine yönelik muafiyet hükmünün uygulanması gerektiğinin somut bir biçimde açıklandığı, yapılan tahsilatın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İtiraz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki tüm bilgi ve belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
İtiraz, davacı tarafından satışı yapılan "riskli yapıya" ilişkin olarak tahsil edilen tapu harcının iptali ve iadesi istemiyle açılan davayı, 6306 sayılı Kanunun, riskli yapıların yıkılarak, yeni bina yapıldıktan sonra hak sahiplerine yapılan ilk satış ve devir işlemlerini kapsadığı, olayda ise satışı yapılan taşınmazın, riskli yapı olmadığı, riskli yapı yıkılarak yerine yapılan binanın bağımsız bölümü olduğu, dolayısıyla 6306 sayılı Kanunun kapsamına girmediğinden tapu harcına tabi olduğu gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının, itirazen incelenerek bozulması istemine ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 63. maddesinde, bu Kanunda sözü edilen "kayıtlı değer" veya "emlak vergisi değeri" deyiminin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre belirlenen vergi değerini ifade ettiği, gayrimenkul devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcının, emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanacağı, kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında harcın devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanacağı, aynı Kanunun 123. maddesinin birinci fıkrasında da, özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun, 1. maddesinde, bu Kanunun amacının; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi olduğu; 3. maddesinin 1.fıkrasında, riskli yapıların tespitinin, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılacağı ve sonucun Bakanlığa veya İdareye bildirileceği; 2.fıkrasında, riskli yapıların, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Bakanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler hakkında, ilgili tapu müdürlüğünce ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi verileceği hükümlerine yer verilmiş; aynı Kanunun 7. maddesinin 9.fıkrasında, bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 16. maddesinin (9) fıkrasının (ç) alt bendinde, (Ek: RG- 25/7/2014-29071) İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan; uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının adına kayıtlı 6306 sayılı Kanun uyarınca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından "Riskli Yapı" kabul edilen ve tapu kütüğünde "Riskli Yapı" şerhi konulan taşınmazın yıkılarak yerine yapılan bağımsız bölümün satışı nedeniyle davacı adına tapu harcı tahakkuk ettirilerek tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, ihtilaf konusu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından "Riskli Yapı" kabul edilen ve tapu kütüğünde "Riskli Yapı" şerhi konulan bağımsız bölümün davacının müşterek hisse ile sahibi olduğu arsa üzerine yapıldığı, söz konusu bağımsız bölüme ilişkin olarak tapu kayıtları üzerinde ihtilaf konusu işlemden önce herhangi bir devir işlemi gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır.
6306 sayılı Kanun, afet riskinin önlenebilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, Toplu Konut İdaresini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini, büyükşehirler dışında belediyeleri ve il özel idarelerini; afet riski altındaki alanların ve riskli yapıların taşımakta oldukları tehlikelerin giderilmesinde ve bu alan ya da yapıda yaşamakta olan kişilerin mağduriyeti azaltılarak ya da önlenerek dönüştürmenin gerçekleştirilmesinde yetkilendirmiştir. 6306 sayılı Kanunun genel gerekçesinde, riskli yapı stokunun bertaraf edilmesi, daha sağlıklı ve güvenli yaşama alanları oluşturulması, riskli alanlarda düzenli ve bu alanlara uygun güvenilirlikte yapı inşa edilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Bu amaç doğrultusunda, 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak olan işlemler, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar; noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden ve banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna tutulmuştur.
6306 sayılı Kanunun uygulama yönetmeliğinde, 25.7.2014 tarihinde yapılan değişiklikle, Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerinde inşa edilen yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan; uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin Kanun uyarınca yapıldığından Kanunla getirilen muafiyet hükümlerinden yararlanacağı açık olarak belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan olarak tespiti yapılan taşınmaz üzerinde Kanun kapsamında yapılan uygulama neticesinde inşa edilen ve riskli yapı olarak tapu kütüğünde şerh konulan taşınmazda bulunan yeni yapı niteliğindeki bağımsız bölümün maliki davacı tarafından ilk satışının gerçekleştirilmesi sonucundaki tescil işlemi 6306 sayılı Kanun uyarınca yapıldığından, işlemin Kanunla getirilen muafiyet hükümlerinden yararlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, 6306 sayılı Kanunla getirilen muafiyet hükümlerinden yararlanması gerektiği sonucuna varılan bağımsız bölümün hak sahibi olan davacı tarafından gerçekleştirilen ilk satışı işlemi, anılan Kanun gereği tapu harcından muaf olduğundan, tahsil edilen tapu harcında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davacının faizi istemine gelince, İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüşmüştür. Dolayısıyla bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, paranın tasarrufundan yoksun kalınan süre için; 1'inci maddesinde Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde hangi oranda faiz ödeneceğini düzenleyen, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerektiğinden davacının talebi doğrultusunda, ödenen damga vergisinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iade edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından yapılan itirazın kabulüne, Malatya Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/05/2016 gün ve E:2016/241, K: 2016/451 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu tapu harcı tahakkuk işleminin iptali ile davacıdan tahsil edilen 3.600,00-TL'nin dava açma tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 207,50-TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine (taraflara) resen iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren (15) gün içinde Dairemize karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)