İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 2010 takvim yılı hesaplarının katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, inceleme döneminde bir kısım sahte faturaya dayalı olarak haksız katma değer vergisi indiriminden yararlandığından bahisle 2010/3,4,6,7,8,10,11,12 dönemleri için tarh edilen vergi ziya-ı cezalı katma değer vergilerini ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın "...davacının 2010 yılı içerisinde alımda bulunduğu .... Matbaa Tekstil Yan Ürünleri San.Paz.Tic.Ltd.Şti. hakkında düzenlenen teknik raporda, anılan yılda sahte fatura düzenlediğine ve gerçek bir faaliyetinin bulunmadığına ilişkin herhangi bir somut tespite yer verilmediği gibi düzenlenen faturalara konu emtiaların davacı tarafından alınmadığı yönünden de herhangi bir araştırmanın yapılmadığı, mal alımında bulunulan firmanın sahte fatura düzenlediği yönünde somut bir tespit, gerekli ve yeterli bir araştırma bulunmaksızın, satış yaptığı firmalar hakkında vergi tekniği raporu bulunması nedeniyle mükellefin sahte fatura düzenleyicisi olduğu kabul edilmek suretiyle varsayıma ve kanaate dayalı gerekçelerle kayıtlara intikal ettirilen faturaların sahte olduğu kabul edilerek bu fatura tutarlarının indirimlerden çıkarılması suretiyle davacı adına yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık görülmediği..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 13/06/2016 tarih ve E:2016/129, K:2016/1471 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının 2010 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, ilgili dönemlerde bir kısım emtia alışlarını sahte fatura kullanmak suretiyle belgelendirmesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddedildiği, sözü edilen faturalara isabet eden emtialara yönelik gerçek fatura alınmadığından yapılan tüm işlemlerin yasal olduğu ileri sürülerek itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Yasa ile eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrasının istinaf mahkemelerinin faaliyete başladığı tarihten önce verilen kararlar yönünden saklı tuttuğu kanun yolu hakkı sebebiyle 20/07/2016 tarihinden önce verildiği görülen başvuruya konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler çerçevesinde yapılan itiraz başvurusu hakkında 2577 sayılı Yasanın (6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki haliyle) 45.maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İtiraz, davacının 2010 takvim yılı hesaplarının katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, inceleme döneminde bir kısım sahte faturaya dayalı olarak haksız katma değer vergisi indiriminden yararlandığından bahisle 2010/3, 4, 6, 7, 8, 10, 11, 12 dönemleri için tarh edilen vergi ziya-ı cezalı katma değer vergilerini ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davayı, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabul eden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde; “Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29'uncu maddesinin (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirilebilecekleri belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (B) bendinde ifade edildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın gereği olarak yükümlülerin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yukarıda sözü edilen 29'uncu maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerinin durumu, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Dava dosyasının incelenmesinden; fason tekstil el işiyle ve büfe işletmeciliği işiyle uğraşan davacının 2010 takvim yılı yasal defter ve belgeleri üzerinde yapılan vergi incelemesi sonucu tanzim olunan katma değer vergisi inceleme raporu ile 2010/3, 4, 6, 8, 10 dönemlerinde, .... Matbaa Tekstil Yan Ürün. San. Paz. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak kayıtlara intikal ettirilen 80 bin TL tekstil yan ürünü konulu faturaların aslında gerçek bir malzeme ve emtia alımına dayanmadığı, bunun üzerine de 3065 sayılı Kanunu'nun 29.maddesi gereği sözkonusu faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle oluşturulan yeni katma değer vergisi tablosuna göre davacı adına ilgili döneme ilişkin olarak vergi ziyaı cezalı olarak re'sen katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davada uyuşmazlığın esasını, davacı adına 2010 yılında bazı malzeme ve emtia alımları için yukarıda adı geçen mükellef tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir emtia alımına dayanmaksızın sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği ve davacının gerçekten faturalar karşılığını oluşturan bir malzeme ve emtia alımının olup-olmadığının anılan mükellef hakkında düzenlenen rapor dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi hususu oluşturmaktadır.
Olayda, mükellefe fatura düzenleyen .... Matbaa Tekstil Yan Ürün. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 25.06.2015 tarih ve 2015-A-4111/30 sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; Merter Vergi Dairesi'nin 470 057 3228 vergi kimlik numaralı mükellefi olduğu, Güngören/İstanbul'da, ansiklopedi, sözlük, kitap, kitapçık, müzik eserleri ve müzik el yazmaları, atlas, harita vb. basım hizmetleri ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 31.12.2012 tarihinde mükellefiyetinin re'sen terkin edildiği, yasal defter ve belgelerinin mükellef şirket temsilcisince ibraz edilmediği, 2009 yılı sonunda, ünvan ve merkez adresi değişikliği yaparak, faaliyet konularına, kuyumculuk, cep telefonu ve kontör satışını da ekleyen şirket sermayesinin 30 bin TL, ortaklarının .... ve …. (aynı zamanda müdür) oldukları, 2010 yılı başında ....'ın hisselerini ….'a devrettiği, 2012/7 döneminde de K4'in hisselerini ....'na devrettiği, 15.01.2010 tarihinde yapılan yoklamada; 16.12.2009 tarihinde nakil gelinerek işe başladığı, işyeri büyüklüğünün 350 m2 olduğu, ancak 35 m2'sinin kullanıldığı, ambar, depo, ardiye ve şubesinin bulunmadığı, kirasının aylık 1.200-TL olduğu, bir çalışanının bulunduğu, adrese nakil taşındığı, matbaacılık işi ile iştigal ettiği, büro olarak kullanılan adreste, büro malzemelerinin ve 3 adet bilgisayarın bulunduğu, başka firmaya fason matbaa işi yaptırılacağı, aktife kayıtlı araç ve çalışılan banka bulunmadığı, 20.05.2011 tarihli yoklamada, 30.05.2010 tarihinden beri adresin gayrifaal olduğu, adreste .... ünvanlı başka bir mükellefin faal olduğu, 16.03.2012 tarihli yoklamada, 2010/Mayıs ayında adresten ayrıldığı, adreste .... ünvanlı başka mükellefin faal olduğu, 2012 ve 2013 yıllarında farklı tarihlerde yapılan yoklamalarda da aynı hususlara ilaveten, adreste faaliyet gösteren .... ünvanlı şirket yetkililerinin mükellef şirketi tanımadıklarını ifade ettikleri, mükellef şirket temsilcisi hakkında, adreste bulunmama nedeniyle sahte fatura düzenleme tespitleri olduğu, 2010 yılında 2,3 milyon TL satış, 10 bin TL kazanç, 2011 yılında 5,5 milyon TL satış beyan edildiği, 2010 yılında yaklaşık 2,1 milyon TL KDV matrahı ve cüzi tutarda ödenecek vergi beyan edildiği, 2011 yılında matrahsız beyanname ve özel matrah şekline tabi 4,5 milyon TL KDV matrahı beyan edildiği, ücretli çalışana ilişkin muhtasar beyanının bulunmadığı, 2010 yılında Bs bildirimi ile 1.184.175,00-TL tutarında bildirimde bulunulmasına rağmen, mal ve hizmet aldığını beyan eden karşı firmaların Ba bildirimleriyle 2.679.465,00-TL tutarında bildirimde bulunulduğu, mükellefin aynı yıla ilişkin 912 bin TL alış bildiriminin 432 bin TL karşılığı olduğu, 2010/2011 yıllarında haklarında sahte fatura düzenledikleri yönünde rapor bulunan 6 mükelleften yüksek tutarda alış bildirildiği, 2010 yılında 726 bin TL, 2011 yılında 595 bin TL alış bildirilen bir mükellefin pos tefeciliği faaliyetini gizlemek için kontör satışına dayalı gibi sahte fatura düzenlediğinin saptandığı (mükellef şirketin de 2011 yılında yüksek tutarda özel matrah şekline tabi beyanının olduğu), 2010/2011 yıllarında, sahte fatura düzenledikleri yönünde haklarında rapor bulunan 5 mükellefe yüksek tutarda satış bildirildiği, bu mükelleflerden 2 tanesinin, pos tefeciliği için fiktif kontör ticareti faaliyetiyle uğraştığının saptandığı,, mükellef şirketin 29 bin TL vergi borcu bulunduğu, yapılan karşıt incelemede, 1 anket şirketinden eleman temini konulu 281 bin TL bedelli fatura düzenlendiğinin saptandığı, karşıt incelemelerde şirket ortak ve müdürlerini hatırlayan olmadığı, 2011 yılı bilançosunda herhangi bir demirbaş, araç, yapılan sorgulamada kayıtlı motorlu araç bulunmadığı, 2011 yılında tekstil satışı yapılmasına karşılık matrahsız KDV beyan edildiği tespit edilerek söz konusu mükellef tarafından 01.01.2010 tarihinden itibaren düzenlediği faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
.... Matbaa Tekstil Yan Ürün. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. hakkında yapılan tespitler bir arada değerlendirildiğinde, 15.01.2010 tarihli nakil yoklamasında, mükellefin, beyan edilen milyonlarca liralık ciroları elde etmesini mümkün kılacak işyeri kapasitesi, çalışan, emtia, araç-gereç ve donanımının tespit edilemediği, şirket adresinde, sonraki tarihlerde yapılan yoklamalarda da, 2010/Mayıs döneminden sonra adresi terk ettiğinin saptandığı, mükellef şirketin davacıya düzenlediği faturalara konu tekstil yan ürünleri satışına ilişkin faaliyet yürüttüğü hususunda herhangi bir tespit mevcut olmadığı (nakil yoklamasında, fason matbaa işi yaptırılacağının belirtildiği),mükellefin, adresini terk ettikten sonra da, çok yüksek tutarlı beyanlarda bulunmaya devam ettiği, çok yüksek tutarda ciro beyan edilmesine karşılık, ödenecek cüzi tutardaki vergilerin ödenmesinden imtina edildiği, yüksek tutarda alış ve satış bildirilen çok sayıda mükellef hakkında sahte fatura düzenledikleri yönünde rapor bulunduğu, bunların bazılarının (şirketin 2009 yılında faaliyet konularına kontör satışını da eklediği dikkate alındığında) pos tefeciliği için fiktif kontör ticareti yaptığının saptandığı hususları göz önünde tutularak, adı geçen mükellef tarafından, davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal ve hizmet karşılığına dayanmadığı ve faturalarda yazılı katma değer vergisi tutarlarının Hazine’ye intikal etmediği sonucuna varılarak, söz konusu faturalarda yer alan KDV indirimleri reddedilmek suretiyle gerçekleştirilen dava konusu cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu sebeple, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması yönünde verilen İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmeyerek, itiraza konu kararın bozulmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare itirazının kabulüne, İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nce verilen 13/06/2016 tarih ve E:2016/129, K:2016/1471 sayılı kararın bozulmasına, DAVANIN REDDİNE, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava aşamasında davacı tarafından yapılan 81,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece itiraz aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 31,40-TL 'den az olmamak üzere, reddedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca, itiraz aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 84,50-TL itiraz başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Yasa ile eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrasının istinaf mahkemelerinin faaliyete başladığı 20/07/2016 tarihinden önce verilen kararlar yönünden saklı tuttuğu kanun yolu hakkı sebebiyle bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde Dairemizde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)