(3213 S. K. m. 13) (2577 S. K. m. 45) (2576 S. K. m. 5) (5326 S. K. m. 1, 2, 27)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 2010, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait Devlet haklarının gecikme cezaları ile ödenmesine yönelik 08.09.2015 tarih ve 601615 sayılı işlemin iptali ve davacı şirketçe ihtirazi kayıtla ödenen 6.663,70 TL'nin iadesi istemiyle açılan davada; davalı şirket aleyhine 3213 sayılı Kanun'un 13/3. maddesi uyarınca hesaplanan devlet haklarının gecikme cezaları ile birlikte ödenmesine yönelik 08.09.2015 tarih ve 401615 sayılı işlemin iptali ile ödenen tutarın iadesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmış ise de; ilgili mevzuat hükümleri gereğince, bir idari yaptırım türü olan dava konusu idari para cezasına karşı itirazen yapılabilecek başvuru ile ilgili özel kanununda (Maden Kanunu) açık bir düzenlemenin yer almaması karşısında; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerinin görevinde olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 25/11/2015 gün ve E:2015/3060, K:2015/1762 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin, geçici 8. madde uyarınca uygulanmasına devam olunan önceki hükmü gereği dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirket tarafından, 2010, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait Devlet haklarının gecikme cezaları ile ödenmesine yönelik 08.09.2015 tarih ve 601615 sayılı işlemin iptali ve davacı şirketçe ihtirazi kayıtla ödenen 6.663,70 TL'nin iadesi istemiyle açılmıştır.
2576 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında, “İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemelerinin görevlerine giren davalarla ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki;
a) İptal davalarını,
b) Tam yargı davalarının
c)Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birisinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkla ilişkin davaları,
d) Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler” hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 1. maddesinde, Bu Kanunda; toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla; a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler, b) Kabahatler karşında uygulanabilecek olan idari yaptırım türleri ve sonuçları, c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci, d) İdari yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu, e) İdari yaptırım karalarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar belirlenmiş ve çeşitli kabahatler tanımlanmış olup, 2. maddesinde, Kabahat deyiminin; “Kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık olarak tanımladığı, 3. maddesinde; Bu Kanunun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı, 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu belirtilmiştir.
Anılan Kanunun, “Başvuru Yolu” başlıklı 27. maddesinde, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün üçünde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir...” hükmü yer almaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanununun yukarıda belirtilen muhtelif maddelerinden, kabahat deyiminden, sadece bu kanunda bahsi geçen, belirlenmiş ve tanımlanmış kabahatler değil icrai veya ihmali davranışın gerçekleştiği anda idari yaptırımın uygulandığı, yani kendi kanunlarında idari yaptırıma tabi olan, eylem ve davranışlarında kabahat deyiminin içinde olduğu anlaşılmıştır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Ruhsat Bedeli, Cezalar ve Diğer Yaptırımlar" başlıklı 13. maddesinin 3. fıkrasında ise bakanlık, mülki idare amirlikleri ve il özel idareleri tarafından bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından 2010, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait Devlet haklarının gecikme cezaları ile ödenmesine yönelik 08/09/2015 tarih ve 601615 sayılı işlemin iptali ve davacı şirketçe ihtirazi kayıtla ödenen 6.663,70 TL'nin iadesi istemiyle açılmış olup; dava konusu işlemin 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca verilen para cezası değil, Devlet haklarının gecikme zamları ile ödenmesine yönelik bir işlem olduğu, dolayısıyla yukarıda bahsi geçen mevzuat uyarınca davanın çözüm yerinin Sulh Ceza Mahkemesi değil İdari Yargı yeri olduğu anlaşıldığından; uyuşmazlığın görüm ve çözümünün Adli Yargı mercii olduğu sonucuna varılarak davanın görev yönünden reddine yönelik mahkeme kararında hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili itirazının KABULÜ ile Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin 25/11/2015 tarih E:2015/3060 K:2015/1762 sayılı kararının BOZULMASINA, esas hakkında karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine, bozma kararı üzerine uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca bir hüküm kurulmasına gerek olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Dairemize karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)