(2709 S. K. m. 38, 128, 130, 153) (2547 S. K. m. 53) (DİDDK. 29.04.2015 T. 2013/ 826 E. 2015 / 1654 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: ....... Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5. maddesi gereğince uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 06/03/2015 tarih ve 481 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 04/03/2016 gün ve E:2015/793, K:2016/478 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu, intihale ilişkin YÖK kararının dava konusu edilmeyerek kesinleştiği, intihal yolu ile etik ihlalinin bilirkişi raporu ile ortaya konulduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Disiplin cezasının zamanaşımına uğradığı, kararın hukuka uygun olduğu, itirazın reddi ile kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, ....... Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 06/03/2015 tarih ve 481 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasında; "(Değişik: 1/3/2014 - 6528/7 md.) Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Söz konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi; 14/01/2015 günlü, E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla; dava konusu kural ile düzenlenmesi öngörülen hususların, hangi fiillerin hangi disiplin cezalarını gerektireceği, bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri gibi konuları içerdiği, kamu görevlileri olarak memurların ve öğretim elemanlarının disiplin işlemleri konusunda kuralla getirilmiş bir kanuni güvence bulunmadığı, söz konusu disiplin işlemlerinin, Anayasa'nın 128 ve 130. maddelerinde yer alan hükümleri gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar olduğu, bu hâliyle öğretim elemanları, memurlar ve diğer personel için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı gibi yasal olarak belirlilik de sağlanmadığı, kuralın, sadece Devlet memurlarına uygulanan usul ve esasların göz önüne alınmasını düzenlediği ancak bunun dışında herhangi bir kanuni düzenlemeye yer verilmediği, dava konusu kuralın bu hâliyle disiplin uygulamaları ile ilgili olarak genel ilkeleri ortaya koymadığı, disiplin cezalarını gerektiren hâl ve durumları belirlemediği, ayrıca kuralda, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere kamu görevlilerinin hakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hâllerde özlük dosyasından silinebileceği gibi konuların hiçbiri ile ilgili kanuni düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngören dava konusu kuralın, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline ve yine iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının hukuki etkisinin değerlendirilmesi önem kazanmaktadır.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Açıklanan bu hukuki durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin yukarıda belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü, bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durumun Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir.
Bir başka anlatımla, Anayasanın 153. maddesine göre yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerekmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 29.04.2015 tarih ve E:2013/826,K:2015/1654 sayılı kararı da bu yöndedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, ....... Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacıya Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca uyarma cezası verilmesine ilişkin olarak tesis edilen 06/03/2015 tarih ve 481 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararının gerekçesi karşısında; usul ve esasları kanunda belirlenmeyen disiplin cezalarını gerektiren fiil ve durumlar, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere yükseköğretim personelinin hakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hallerde özlük dosyasından silinebileceği gibi hususların Kanun ile düzenlenmesi gerektiği anlaşılmakta olup, işleme dayanak oluşturan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları, Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 2547 sayılı Yasanın 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararıyla iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, dava konusu işlemin de yasal dayanağı kalmamıştır.
Bu durumda, davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava henüz karara bağlanmadan, davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan, davalı idarece yasal dayanağı bulunmayan Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıya disiplin cezası uygulanmasında Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare itirazının reddine, İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nin 04/03/2016 gün ve E:2015/793, K:2016/478 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 43,00-TL itiraz yargılama giderlerinin itiraz eden tarafın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince davalı idareye iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22/02/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendinde; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." hükmü yer almakta idi.
Bu maddeye dayalı olarak 21/08/1982 günlü, 17789 sayılı Resmi Gazetede Yükseköğretim Kurumları, Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği yayımlanmıştır.
2547 sayılı Yasanın yukarıya alınan 53. Maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi, 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2015 gün ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesini, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngördüğünden bahisle Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici görerek, Anayasa'nın 153/3 ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66/3. maddeleri gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırmıştır.
İdari yargılama usulünün temel karakteristiği, idari işlemlerin tesis olundukları tarihteki mevcut mevzuata göre hukukilik denetimine tabi tutulmasıdır.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 8/1/2016 tarihine kadar Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin dayanağı olan 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi yürürlükte olduğundan uyuşmazlığın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat dikkate alınarak çözümlenmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla işin esasına girilerek itiraz talebinin sonuçlandırılması gerektiği görüşüyle, yazılı gerekçeye dayalı olarak verilen karara katılmamaktayım. (¤¤)