(2577 S. K. m. 54) (1136 S. K. m. 159)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara (Kapatılan) Bölge İdare Mahkemesi 4. Kurulunun 12/04/2016 gün ve E:2016/383, K:2016/1693 sayılı kararının, dilekçede belirtilen nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun mülga 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 54. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Avukat ..... hakkında İstanbul Barosu Disiplin Kurulunca verilen bir yıl süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair 03.06.2013 tarih ve E:2013/30, K:2013/309 sayılı karara karşı adı geçen avukat tarafından yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca verilen itirazın kabulüne, söz konusu kararın kaldırılmasına ve disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ilişkin 19.04.2014 tarih ve E:2014/20, K:2014/251 sayılı kararın bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin Adalet Bakanlığının 10.06.2014 tarih ve 9012 sayılı kararına uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 06.07.2014 tarih ve E:2014/399, K:2014/427 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun Kovuşturma ve Ceza Zamanaşımı başlıklı 159. maddesinde; "Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun, Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri başlıklı 140. maddesinde "Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz. Şu kadar ki, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemlerden dolayı ceza mahkemesince dava açılmış ise avukat hakkındaki disiplin kovuşturması, ceza davasının sonuna kadar bekletilir. Bu halde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında 153 ve 154. maddeler uyarınca bir karar vermek zorundadır. Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır. Baro yönetim kurulları hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu teşkil eden eylemlerden dolayı ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadır" hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Avukat ..... hakkında, alacaklı .....'un başlattığı icra takibinde, borçlu ..... ile aynı takipte icra kefili olan .....'nın vekilliğini üstlendiği halde, söz konusu takip borcuna mahsuben alacaklıya protokolle teslim edilen icra kefili adına kayıtlı ..... plakalı aracın resmi devir işleminin yapılmasını engellemek amacıyla muvazaalı olarak düzenlediğini bildiği senede dayanarak senet alacaklısı ..... vekili sıfatıyla borçlu ..... aleyhine İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2005/7136 sayılı dosyası üzerinden başlattığı muvazaalı icra takibinde bahse konu aracın trafik kaydı üzerine haciz işlemi uygulattığından bahisle başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun 03.06.2013 tarih ve E:2013/30, K:2013/309 sayılı kararıyla, bir yıl süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; adı geçen avukat tarafından bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 19.04.2014 tarih ve E:2014/20, K:2014/251 sayılı kararıyla, itirazın kabulüne, söz konusu kararın kaldırılmasına ve disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği; davacı Bakanlığın 10.06.2014 tarih ve 9012 sayılı kararıyla, söz konusu kararın bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine karar verildiği; Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 06.07.2014 tarih ve E:2014/399, K:2014/427 sayılı kararıyla, Bakanlık kararına uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine karar verildiği; bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, disiplin kovuşturmasına konu eylemin İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2005/7136 sayılı icra dosyasında söz konusu aracın trafik kaydına haciz işleminin uygulandığı tarihte işlendiği gözetilerek aracın haczedildiği tarihin tespit edilmesi ve oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, eylemin bahse konu icra takibinin başlatıldığı tarihte işlendiği kabul edilerek disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesi (Kapatılan) 4. Kurulunun 12.4.2016 gün ve E:2016/383, K:2016/1963 sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 159. maddesinde disiplin kovuşturmasına konu eylemin aracın trafik kaydına haciz işleminin uygulandığı tarihte işlendiği gözetilerek 159. maddede belirtilen sürenin uygulanması gerektiğinden bahsedilmekte ise de; aynı Kanunun 140. maddesinde belirtilen, süren ceza davasının aynı eylemden kaynaklanması halinde bekletici mesele yapılması, hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu teşkil eden eylemlerden dolayı ise ayrıca disiplin kovuşturması açılmasının zorunlu olduğuna ilişkin hükmün uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta aynı eylemden dolayı Avukat ..... hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması ile açılan davada İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2006/261, K:2009/226 sayılı kararıyla, ilgilinin adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 3.7.2012 tarihinde kesinleştiği, bu karar üzerince yukarıda anılan Kanunun 140. maddesi hükmüne uygun olarak İstanbul Barosunca 3.1.2013 tarihinde disiplin kovuşturması açılarak 3.6.2013 tarihinde karar verildiği görüldüğünden disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 6.7.2014 tarih ve E:2014/399, K:2014/427 sayılı kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Bölge İdare Mahkemelerinin itiraz üzerine verilen kararlarının karar düzeltme yoluyla yeniden incelenebilmeleri ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun mülga 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davalının kararın düzeltilmesi istemi bu maddede sayılan sebeplerden hiç birine uymadığından, yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin belirtilen gerekçelerle REDDİNE, yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın karar düzeltme isteminde bulunana iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine 15/11/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)