(2709 S. K. m. 23, 125 ) (6306 S. K. m. 1, 7) (2577 S. K. m. 45) (492 S. K. m. 57) (3095 S. K. m. 1) (6100 S. K. m. 323)
İstemin Özeti: İstanbul İli, Silivri İlçesi, ....... Mahallesi sınırları içerisindeki 13 ada, 15 parselde kayıtlı taşınmazın alım-satım işlemi nedeniyle davacılar tarafından ödenen tapu harcının yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle açılan davayı; 6306 sayılı Kanun'un 1. maddesinde Kanunun amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak tanımlandığı, "riskli yapı" olarak tespit edilen bir binanın yıkılarak yerine standartlara uygun yeni bina yapılması halinde, söz konusu riskli bina yenilenmiş ve Kanunda belirtilen amacın gerçekleşmiş olacağı, dolayısıyla, binanın yenilenmesinden sonraki aşamalarda doğacak olan vergi, harç ve ücretler için, aynı Kanunun 7. maddesinin 9. fıkrası uyarınca istisna uygulanmasının mümkün olmadığı, aksinin kabulünün, bir kere riskli yapı olarak belirlenen bir yapı yıkılarak onun yerine yapılan binanın tüm alım-satım ve diğer işlemler sebebiyle doğan vergi, harç ve bir kısım ücretlerden istisna olmasını gerektirdiği, bu durumun Kanunun amacıyla bağdaşmayacağı, bu bakımdan; davacılar arasında yapılan alım-satım işleminin konusu bir "riskli yapı" olmadığından, aksine riskli yapı yıkılarak yeni inşa edilen bina alım-satım işlemine konu edildiğinden, söz konusu alım-satım işlemi için 6306 sayılı Kanun kapsamında harç istisnasının söz konusu olmadığı, tapu harcı tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İstanbul 12.Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 24.03.2016 gün ve E: 2015/403; K:2016/756 sayılı kararının; riskli yapının yıkılarak yerine yapılan binanın da ilk satışında harç alınmamasının Kanun koyucunun amacına uygun düştüğü ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davacıların itiraz dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca birlikte incelenerek işin gereği görüşüldü:
İtiraz başvurusu, İstanbul İli, Silivri İlçesi, ....... Mahallesi sınırları içerisindeki 13 ada, 15 parselde kayıtlı taşınmazın alım-satım işlemi nedeniyle davacılar tarafından ödenen tapu harcının iptali ve ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle açılan davayı istemin özeti bölümünde yer alan gerekçeyle reddeden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 57. maddesinde, Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu belirtilmiş, (4) sayılı tarifenin 20/a fıkrasında ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği düzenlenmiştir.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanunun, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemeyi amaçladığı kurala bağlanmış; 7. maddesinin 9. fıkrasında bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, anılan düzenleme ile, Anayasanın 23. maddesi uyarınca sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ile görevli olan devlet, mülkiyet haklarına saygı, sağlıklı ve düzenli yerleşmenin, daha az maliyet ile en fazla sosyal faydanın temin edilmesi, kaynakların plânlı, sağlıklı ve verimli kullanılmasını ilke edinerek, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerin yapılmasını kolaylaştırmak ve anılan dönüşümün gerçekleştirilmesini sağlamak için bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların tapu harcından istisna olduğunu kurala bağlanmıştır. Düzenlemede temel amaç; ''riskin'' ortadan kaldırılarak dönüşümün sağlanması olduğundan, Kanunda tanınan istisnanın gerek riskli yapının ilk satışı sırasında ve gerekse riskli yapının yıkılarak yenilenen yapının satışı sırasında uygulanması gerekmektedir. Aksinin kabulünün Kanunun gerekçesi ve amaç başlıklı 1. maddesi ile bağdaştırılmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kalan gayrimenkulün satışı sırasında hesaplanarak davacıdan tapu harcı tahsil edilmesinde hukuka uyarlık; davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında ise isabet görülmemiştir.
Davacının faiz istemine gelince:
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, İdarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, paranın tasarrufundan yoksun kalınan süre için; 1. maddesinde Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde hangi oranda faiz ödeneceğini düzenleyen, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi icap etmektedir. Bu bakımdan, ödenen vergilerin yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının kabulüne, İstanbul 12. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin itiraza konu 24.03.2016 gün ve E:2015/403; K:2016/756 sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline; ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323.maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen dava ve itiraz aşamasında davacı tarafından karşılanan 202,40-TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 -TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, gider avansının artan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci Vergi Dava Dairesi’ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)