(2577 S. K. m. 15) (2942 S. K. Geç m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, …… Mahallesi, 5817 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "pazar yeri alanı" olarak planlandığı, taşınmazın kamulaştırılmadığı ileri sürülerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle 2.500,00.-TL taşınmaz değerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04.06.2013 tarihli, E:2013/465, K:2013/892 sayılı kararında da belirttiği yerleşmiş görüşüne göre, idarenin dava konusu taşınmazlara kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, idarece fiili olarak el atılan taşınmazlar bakımından, davanın haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde; fiili olarak el atılmayan taşınmaz bakımından ise, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazmini kapsamında ve 2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği, bu durumda, davalı idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girmekte olduğu gerekçesiyle Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca davanın görev yönünden reddine ilişkin 24/12/2015 gün ve E:2015/695, K:2015/1505 sayılı kararın, davacı vekili tarafından; dava dilekçesine ekli olarak tüm evraklar Mahkemeye sunulmasına rağmen eksik inceleme ile karar verildiği, Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin 2014/1689 Esas sayılı dosyası ile birleştirme talep etmelerine rağmen bu talep hakkında karar verilmediği, dolayısı ile aynı taşınmaz için paydaşları yönünden farklı uygulamalar ortaya çıktığı iddialarıyla itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, ..... Mahallesi, 5817 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "pazar yeri alanı" olarak planlandığı, taşınmazın kamulaştırılmadığı ileri sürülerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle 2.500,00.-TL taşınmaz değerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin 10. fıkrasında; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, ..... Mahallesi, 5817 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "pazar yeri alanı" olarak planlandığı, taşınmazın kamulaştırılmadığı ileri sürülerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle 2.500,00.-TL taşınmaz değerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle Antalya 1. İdare Mahkemesinin 2016/695 esas sayılı dosyasında bakılan davanın açıldığı, mahkemece verilen 24.12.2015 gün ve 2015/1505 sayılı kararda; taşınmazın semt pazarı olarak idarece fiilen kullanıldığından bahisle mevcut davanın fiili el atma niteliğinde olduğu ve Uyuşmazlık Mahkemesi içtihadına göre davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Bakılan davada, mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmaza idarece semt pazarı olarak kullanılmak (ve bu doğrultuda idarece taşınmazın üzeri asfaltla kapatılmak) suretiyle taşınmaza vaki müdahalenin hukuki el atma değil fiili el atma olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, davacı tarafından işbu davanın tamamıyla taşınmazın imar planında pazar yeri olarak ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkında meydana gelen kısıtlılık iddiasıyla başka bir deyişle imar planından kaynaklanan hukuki el atma iddiasıyla açıldığı, taşınmaza asfalt atmak ve bilfiil pazar yeri olarak kullanmak suretiyle müdahalede bulunulduğu hususunun ancak aynı parselin diğer hissedarları tarafından aynı mahkemede açılan 2014/1689 esas aşamasında yapılan keşif incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; "keşif esnasında parselde yapılan incelemede parsel üzerinde asfaltlama yapıldığı, zemine ankraj demirleri atıldığı, tespit edilmiş olup, bu alanın Muratpaşa Belediyesi tarafından semt pazarı olarak kullanıldığı öğrenilmiştir" ibarelerine yer verilmesi suretiyle öğrenildiği, öte yandan anılan bilirkişi raporundaki tespitin taşınmazın tamamına mı yoksa bir kısmına mı fiilen müdahalede bulunulduğu hususunda da bir netlik içermediği, şu hâlde keşif esnasına kadar mevcut davanın hukuki el atma olarak görüldükten sonra keşif sırasındaki bir tespitten hareketle davanın türünün ve dolayısıyla görevli yargı yerinin değiştirilmesinin yukarıda aktarılan Yasa hükmü ile bağdaşmayacağı, özü itibariyle imar planından kaynaklanan kısıtlılık nedeniyle tazminat istemine yönelik olan işbu davanın idari yargı yerinde görülmesinin mezkur yasanın özü ve sözüne uygun olduğu açıktır.
Öte yandan, belirtildiği üzere aynı parselin diğer hissedarları tarafından aynı mahkemede açılan 2014/1689 esas sayılı dosyadan önce aynı davacılar ve aynı taşınmaz ile ilgili olarak çıkarılan görev uyuşmazlığı neticesinde Uyuşmazlık Mahkemesinin verdiği 08.04.2013 gün ve E:2013/437, K:2013/553 sayılı karar ile uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı merciinin idari yargı olduğunun kesin olarak karara bağlanması karşısında, taşınmazın diğer hissedarları yönünden görevli yargı yerinin idari yargı, davacı yönünden ise görevli yargı yerinin adli yargı olduğu şeklindeki bir kabulün de hukuk bütünlüğüne uygun olmadığı ortadadır.
Bir diğer husus olarak da itiraz konu mahkeme kararından sonra 2942 sayılı Yasada yapılan değişiklikle anılan Yasaya eklenen Ek-1. maddede; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında,... taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. Birinci fıkra uyarınca dava açılması halinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir." hükmüne yer vermek suretiyle imar planındaki kısıtlılık nedeniyle açılan davaların idari yargıda görüleceği, bu davalarda tazminat bedelinin ise hukuki el atma veya fiilen koyma tarihine göre de tespit edilebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla olayımızda da imar planındaki kısıtlılık nedeniyle önce hukuki el atma sonrasında da fiili el atma gerçekleşmiş olsa dahi yeni yasa hükmüne göre her iki durumda davanın çözüm yeri idari yargı olmaktadır. Ayrıca her ne kadar söz konusu yasal düzenleme itiraza konu mahkeme kararından sonra çıkarılmış ise de bilindiği üzere görev konusu kamu düzeninden olup, göreve ilişkin mevzuat değişikliğinin davanın kanun yolu aşamasında da uygulanması usuli bir zorunluluktur.
Bu durumda, imar planındaki kısıtlılık iddiasıyla açılan işbu davanın görüm ve çözümü idari yargı olduğundan, mahkemece aksi yönde verilen görevsizlik kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Antalya 1. İdare Mahkemesince verilen 24/12/2015 gün ve E:2015/695, K:2015/1505 sayılı kararın bozulmasına,bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye iadesine,Mahkemece verilecek kararla birlikte itiraz yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Yasanın itiraza konu karar tarihinde yürürlükte bulunan 45. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi uyarınca kesin olmak üzere, 20/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)