(2709 S. K. m. 2, 35, 46) (2577 S. K. m. 54, Geç. m. 8) (2942 S. K. m. 3, Geç. m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Çatalca İlçesi, …Mevkiinde 12 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın dere mutlak koruma alanında kalması nedeniyle davalı idarelerce tasarruf hakkının kısıtlandığı ve söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı iddialarıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.-TL tazminatın davalı idarelerce adli yargıda dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 2577 sayılı Yasa'nın 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, ilişkin İstanbul 9. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 24/04/2015 tarih ve E:2015/286, K:2015/818 kararı itirazen inceleyerek onayan (kapatılan)İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Kurulunun 22.02.2016 gün ve E:2016/808, K:2016/806 sayılı kararının; dava konusu uyuşmazlığın 1983 tarihinden sonra gerçekleşen kamulaştırmasız el atmaya dayandığı için uzlaşma prosedürünün bu davada uygulanamayacağı, davanın adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı üzerine açıldığı iddiaları öne sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
İSKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
SAVUNMASININ ÖZETİ: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul 9. İdare Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8.maddesi uyarınca 20.07.2016 tarihinden önce idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar yönünden halen uygulanabilir olan 54. maddesi gereğince işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İli, Çatalca İlçesi, …Mevkiinde 12 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın dere mutlak koruma alanında kalması nedeniyle davalı idarelerce tasarruf hakkının kısıtlandığı ve söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı iddialarıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.-TL tazminatın davalı idarelerce adli yargıda dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, 30/06/2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. maddesinde: "...Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır..." hükmü yer almasına karşın, uyuşmazlıkta; öngörülen uzlaşma yoluna gitmek üzere ilgili idareye başvuru şartı yerine getirilmeden açılan bu davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddine karar verilmiş, bu karara davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan Kanunun Geçici 6. maddesi 30/06/2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanunla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bu madde 1983 öncesi dönemde kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak tazminat davalarında izlenecek usulü belirlemektedir. Nitekim 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunla Geçici 6. maddenin 1983 sonrasındaki dava ve taleplere de uygulanması olanağı getirilmiş, ancak Anayasa Mahkemesi, 01/11/2012 tarihli ve E:2010/83, K:2012/169 sayılı kararı ile sözü edilen 6111 sayılı Kanunun tamamını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme bu iptal kararında: "Geçmişe yönelik bazı mağduriyetlerin giderilmesi amacı ile çıkarılan ve istisnai nitelik taşıyan Geçici 6. maddedeki malik aleyhine hükümlerin geleceğe yönelik olarak uygulanması halinde kamulaştırma için Anayasa ve Kanun'da öngörülen bütün güvenceler etkisiz kalabilecektir... Böylece idareler kamulaştırma yapmak yerine, hukuka aykırı olarak el atmak sureti ile taşınmazları elde edebileceklerdir. Böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik de ortadan kalkacaktır. Bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamaları teşvik etmesi kabul edilemez, açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2, 35, 46. Maddelerine aykırıdır.” şeklindeki gerekçesi ile Geçici 6. maddenin istisnai bir düzenleme olduğunu ve sadece 1983 öncesi dönemde yapılan haksız müdahaleler nedeni ile açılacak dava ve taleplerde uygulanabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu iptal kararı üzerine 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21. maddesi ile Geçici 6. madde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile imar planlarında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için de düzenleme getirilmiştir. Geçici 6. maddenin 10. fıkrasına "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmü eklenmiş ise de, bu fıkra Geçici 6. madde içinde yer aldığından, maddenin başında belirtilen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihleri arasında imar planında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için getirilmiş bir düzenleme olduğundan 1983 sonrası için uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin son fıkrasında ise; idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamayacağı; 8. maddesinde, idarelerin, yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, uzlaşma sağlanamazsa kıymet takdiri ve devamındaki diğer işlemlerin yapılacağı; 10. maddesinde de, kamulaştırmanın satın alma usulüyle yapılamaması halinde idarenin asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıya alınan hükümlere göre, kamulaştırma işlemlerinden önce idarenin bütçesine yeterli ödeneğin konulması, satın alma usulünün denenmesi gibi yasal kuralların işletilebilmesi, ayrıca taşınmazın trampa edilebilmesi gibi seçeneklerin kullanabilmesine olanak sağlanması ve dava ekonomisi de göz önüne alındığında imar planlarında kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar üzerindeki mülkiyet kısıtlamalarından bahisle tazminat davası açılmadan önce ilgililerin idari makamlara başvurması gerekli ise de, ilgililer mülkiyet haklarının kısıtlılığından bahisle daha önce yetkili idareye başvurmuş ve herhangi bir sebeple söz konusu mülkiyet hakları üzerindeki kısıtlılık hali giderilmemiş ise ya da adli yargıda açtıkları tazminat davasının görev yönünden reddi üzerine tazminat davası açabilecekleri kuşkusuzdur.
Uyuşmazlık konusu olaya gelince; davacı tarafça, taşınmazın 1983 tarihinden sonra kamulaştırmasız el atıldığının öne sürülerek bakılan davanın açıldığı, idarece ise taşınmazın dere ıslah ve işletme planı ve imar planı dışında, tarım alanında kaldığının belirtildiği görülmüştür. Buna göre, taşınmaz şayet 1983 sonrası yapılan düzenlemelerle kısıtlanmış ise, hukuki el atma olayı 1983 sonrası gerçekleştiği için Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesi kapsamına girmeyecektir.
Taşınmaza 1983 ve öncesine ait imar planlarında kamu hizmetine ayrılmak suretiyle hukuken el atılmış olsa dahi, davacıların uyuşmazlığa konu taşınmaz için kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasını, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08/01/2013 tarihli, E:2012/616, K:2013/367 sayılı davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair kararı üzerine açtıkları anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince işin esasının incelenmesi gerekirken, yukarıda özetlenen gerekçeye davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, uyuşmazlığa konu parselin hangi nedenle kamusal alanda kaldığı ve/veya kalmadığı, kamusal alanda kalıyor ise kamusal alan türleri dikkate alınarak buna göre husumet hususunun da dikkate alınarak inceleme yapılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; karar düzeltme isteminin kabulüne, itiraz ret onama kararının kaldırılmasına, itirazın kabulü ile İstanbul 9. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 24/04/2015 tarih ve E:2015/286, K:2015/818 ayılı kararın BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8.maddesi uyarınca 20.07.2016 tarihinden önce idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar yönünden halen uygulanabilir olan 45.maddesi 4.fıkrasında yer alan ek cümle hükmü uyarınca davanın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, mahkemece esas hakkında verilecek kararla birlikte itiraz ve karar düzeltme yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, kesin olarak 22/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)